Subscribe to Marka Yöneticisi

2006 Temmuz Ayı Arşivi

Japonya’da Yeni Reklam Mecrası !

Yazar: Ali BULUT Tarih: 26 Temmuz 2006
“Osaka’da Suntory markası için Japon yorumu katılmış bir tanıtım kampanyası”
Herhalde Japonya’ya bu kampanyadan sonra bir UFO inmiş olsa, pek de kimsenin sokaklarda uzaylıları görünce panikleyeceğini zannetmiyorum…

Bilgi Çağı Sona mı Erdi?

Yazar: Ali BULUT Tarih: 18 Temmuz 2006

ali-bulut-bilgi-cagi-bitti

Biz, “bilgi çağındayız, bilgi güçtür, bilgi sermayedir vs…” gibi söylemleri yeni yeni kabullenmeye başlarken, şimdilerde yeni bir kavram “bilgi avantajının” tahtını zorlamaya başlıyor: Zaman

21.yy’ın en kıt kaynaklarından birinin “Zaman” ve en önemli operasyonunun da “Zaman Yönetimi” olacağı görülüyor. Artık sadece elinizdeki bilgiyle fark yaratmanız giderek zorlaşıyor, zira bilgi tarihte hiç olmadığı kadar kolay ulaşılabilir ve yaygın bir biçimde uzanarak rahatça erişebileceğiniz mesafelerde duruyor. İnternet, iletişim ve yayıncılığın gelişimiyle beraber bilgi paylaşımı da o denli yoğun bir formda hızla çoğalıyor.

Bu dev bilgi okyanusunun içerisinden, faydalı bilgileri ayıklamak ve kullanılabilir formlara sokmak da zaman yönetiminin konularından biri elbette.

Sahip oldukları bilgileri kullanamayan ya da nasıl kullanacaklarını bilmeyen kişi ve kurumlar, şu anda bile bu bilgi okyanusunun ortasında oradan oraya savruluyorlar. Ve bilgiyi güce dönüştürmeyi başaramadan, şimdi onlardan bir de zamana karşı yarışmaları bekleniyor.

Rekabet parametreleri bu süreçte giderek daha uzun bir listeye dönüşüyor aslında ve endüstriyel çağdan bilgi çağına geçişte elenen pekçok firma gibi, önümüzdeki süreçte pekçok firma bilgi çağından hız çağına geçişte elenecek gibi görünüyor.

Operasyonel kabiliyeti, kurumsal esnekliği, odaklanma becerisi, durumsal strateji yeteneği ve en önemlisi zaman – tahmin yönetimi konularında öne çıkan firmaların, bu yeni vahşi rekabet düzeninde daha avantajlı olacakları kesin.

Hücre tipi kurumsal örgütlenmeler, global kimlik lokal eylem stratejileri, gerilla pazarlama taktikleri, daha fazla yataylık, teknolojinin bütün süreçlerde daha etkin kullanılması, çapraz ve asimetrik odaklı olma gibi tüm çabaların kökeninde zamana karşı verilen savaşta rakiplerden bir adım önde olma arzusu yatıyor.

Bilgi çağı artık sona erdi, şimdi hız ve esneklik çağındayız…
Kral öldü, yaşasın yeni Kral…

Boyner Beauté

Yazar: Ali BULUT Tarih: 10 Temmuz 2006

Boyner Mağazaları, Boyner Beauté adıyla sadece kozmetik ve destekleyici ürünleri satan mağazalar açmaya hazırlanıyor.Boyner Beauté Mağazaları’nın ilkini Eylül 2006’da Etiler’de açacak olan Boyner Büyük Mağazacılık, bu yeni atılımını Sepetçiler Kasrı’nda düzenlediği bir organizasyonda tedarikçileri ile paylaştı. 

Boyner Büyük Mağazacılık Genel Müdürü Aslı Karadeniz ve Kozmetik Kategori Müdürü Mert Sağdam, iş ortaklarına proje hakkında bilgi verdiler. Stratejik noktalarda 300-600 m2 satış alanında müşterilerine hizmet vermeyi hedefleyen Boyner Beauté Mağazası’nda uluslararası bilinen markaların yanı sıra yeni markaların da bir arada sunulması hedefleniyor. 

Kozmetik ürünlerinin yanı sıra, sürekli make-up artist ve cilt bakım eksperi, kabin / Cilt bakımı, tırnak bakımı, “Doğal Beslenme Danışmanlığı” gibi kozmetiği tamamlayıcı hizmetler sunacak olan ilk Boyner Beauté Mağazası 520 m2’lik net satış alanı ile 3 katlı bir mağaza olarak faaliyet gösterecek.

kaynak: www.modaturkiye.com

İlham: Acaba Gerekli mi?

Yazar: Ali BULUT Tarih: 2 Temmuz 2006

ali-bulut-freelance-icin-online-araclar-2

Girişimcilik ve iş kurmayla ilgili kitapların hepsinde şöyle denir:
“Kendi işinizi kurmaya, hayatınızdaki en büyük tutkunuzdan ilham alarak başlayın”
“Sadece yaptığınız işi ve gerektirdiklerini tutkuyla seviyorsanız, başarılı olursunuz”
“Asla tutkuyla sevmediğiniz bir iş yapmayın, yoksa asla mutlu olamazsınız”

Aslında, tutkuyla sevmek ya da yaratıcı bir fikre sahip olmak o işi yapmanın bir gereği (başlangıç noktası) değil, o işi yapmanın bizde yaratacağı etkiler olmalıdır.

Şöyle açıklayayım:
Örneğin insanlar bir sporu ya da takımı tutkuyla sevip, sonra onu izlemeye başlamazlar. Önce o sporu izlerler, bir süre sonra da tutkulu bir izleyicisi olurlar.

Zira tutkunun kökünde bağlılık yatar.

Örneğin herhangi bir yazara sorun. Eğer bir yazar, yazısına başlamak için önce yeterli tutku, coşku ve ilham gelmesini beklerse muhtemelen kitabını asla bitiremeyecektir.

Fakat, oturur ve kendini yazısını yazmaya adarsa, o ihtiyacı olan tutku, coşku ve ilham kendiliğinden gelmeye başlayacaktır.

Bu, yaptığımız işler için de geçerlidir. O işe kendinizi adar, inanır, o yola girer ve heyecanınızı koruyabilirseniz, ihtiyacınız olan ilham ve yaratıcılık size kendiliğinden gelecektir.

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.