Subscribe to Marka Yöneticisi

2009 Kasım Ayı Arşivi

Picasso ve Sanatta Markalaşma

Yazar: Rezzan KAHYA Tarih: 18 Kasım 2009

ali-bulut-picasso-ve-sanattma-markalasma-

Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti: “Eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan papalığa yükseleceksin.”  Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım.

Pablo Picasso

Resim sanatında belki de en büyük markalardan biridir Picasso…  Peki Picasso, iletişim biliminin günümüzdeki gibi gelişmiş olmadığı bir dönemde nasıl Picasso olmuştur? Profesyonel destek almış mıdır?

Sanatsal markalaşma kavramı Türkiye’de çok bilinmemekle birlikte yurt dışında üzerine tartışılan bir konu… Sanatta marka haline gelmek için izlenmesi gereken yol şüphesiz, marka olmak için gerekli adımları izlemekten geçiyor. Bu yolu kimi zaman bilinçli, kimi zaman ise bilinçsiz olarak izleyenler, sanatsal markalar haline geliyor.

Nasıl ki markayı marka yapan değerler, kaliteli ürün ya da hizmet, markanın olumlu bir imajının ve bir vaadinin olması, etkili iletişim ile bilinirliğinin sağlanması ve neticede tüketicide sadakat yaratması ise; sanatsal yapıtların, sanatçıların, sanat kurumlarının-kuruluşlarının da aynı değerlere sahip olması beklenebilir.

Bir sanat eserinin hedef kitlesi hayranları olarak kabul edilecek olursa, eserin kaliteli algılanması ve sanatseverin beğenisini kazanması marka hedefi olarak kabul edilebilir. Bir sanatçı şüphesiz,  ticari kaygılarla eserini yaratmaz. Ticari kaygılarla üretilen eserlerin, sanatsal yönü tartışmalıdır.

Sanatta markalaşma süreçleri incelenecek olursa, sanatçının eseri yaratımından sonra hedef kitlesi olan sanatseverde bir harekete neden olduğu görülür. Sanatsever hayranı olduğu resmi alma, beğendiği albümü edinme, merakla beklediği eseri sahnede izleme eğilimi göstermektedir.  Sanatçıların yaşadıkları dönemlere göre eserlerinin ne kadar büyük kitleler tarafından takip edildiği değişkenlik gösterir. İletişim araçlarının günümüzdeki gibi yaygın olmadığı bir dönemde sanat eserlerinin bilinirliğinin çok üst seviyelerde olması beklenemez.  Ancak günümüzdeki sanat eserlerinin kalıcılığı ayrı bir tartışma konusu olabilir.

Yüzeysel bir tespitle; bir sanat eserinin sanatsal marka haline gelebilmesi için özgün olması ön koşuldur.  Ancak bir sanatçının, yepyeni bir akım yaratmasa ve alanında ilk olmasa bile, onu benzerlerinden ayıracak kendi yorumunu o işe katabilmesi gerekir.  Sanat kurumları ve kuruluşlarının markalaşması ise, kurumsal imajlarının sistemli bir şekilde konumlandırılması ve hedef kitleleri ile düzenli iletişimin korunması ile sağlanabilir.

Bu noktadan hareketle, sanat eserlerinin markalaşmak üzere yaratılamayacağını, fakat yaratılmış sanat eserlerinin doğru iletişim teknikleri kullanılarak hedef kitlesi ile buluşturulabileceğini söyleyebiliriz. Sanat kavramının kişiden kişiye farklı algılamalara neden olduğu günümüzde, sanatçı kavramı da aynı tartışmanın nesnesidir.  Sanat ve sanatçı kavramlarını önümüzdeki yazılarda irdeleyeceğiz.  Ancak günümüzde ikon haline getirilen popüler kültür kaynaklı eserleri  ve ikonlaşma hareketini sanat ve sanatçılık başlığından ayrı olarak incelemek gerektiği düşüncesindeyim.

Sanatta sistemsiz olarak yürütülen ikon yaratma çalışmaları, iyi eserler verebilecek sanatçıları ticari kaygılarla hazırlanmış eserlere yöneltmekte… Günümüz koşulları, gelecek yüzyıllarda 21.yy sanatını gölgede bırakabilecek bu popüler akımların, iletişim profesyonelleri tarafından sistemli bir şekilde yönetilmesini gerektiriyor.  Sponsorluk faaliyetlerini de yöneten marka yöneticilerinin, bu  hususta oldukça stratejik bir rolü bulunuyor.

www.markayoneticisi.com için yazdığım ilk yazı ile pek el değmemiş bu konuya ufak çaplı bir giriş yapmak istedim. Gelecek aylarda bu konuyla ilgili daha detaylı yazılarımı okuyabilirsiniz.

Rezzan KAHYA

Rezzan Kahya MarkaYoneticisi.com’da

Yazar: Ali BULUT Tarih: 18 Kasım 2009

rezzan-kahya

Markayoneticisi.com sayfalarında sizlerle uzun zamandır yazılarımı  ve fikirlerimi paylaşıyorum. Marka yönetimi ve pazarlama başlığı altında bahsedilebilecek uygulamalar ve incelenebilecek konuların sayısı o kadar çok ki, sadece kişisel olarak takip ettiğim en az 50 yerli ve yabancı site var.

Yeniden şekillenen bir dünyada, bu yeni çağı dijital devrimin çocukları tanımlıyor. Sanayi devriminin ve çağının argumanları eleştiriliyor, eski pazarlamanın dinamikleri ve prensipleri ile bu yeni çağa adapte olmaya çalışırken, yepyeni bir saha giderek belirginleşen kalın çizgilerle kendi iş tanımını yaratıyor: Marka Yönetimi

Bu süreçte en keyif aldığım şey ise farklı sektörlerden meslektaşlarla tanışmak. Tarafların tek kazancı sadece yeni fikirleri dinlemek değil, aynı zamanda çatışma ve uzlaşma kültürü ile daha hızlı bir gelişim ve moral değerler kazanmak…

İşte bu süreçte tanıştığım, çok değerli bir Marka Yöneticisi, Sevgili Rezzan Kahya da  bundan sonra yazıları ve analizleriyle bizimle olacak. Başarılı iş geçmişi, analitik bakış açısı ve yenilikçi tutumuyla yeni çağı bir de onun yazılarından dinlemek lazım…

Nazik yaklaşımı ve mütevaziliğiyle eminim sizlerin de beğenerek takip edeceği yeni yazarımız Sevgili Rezzan Kahya’ya hepiniz adına tekrar hoşgeldiniz diyorum.

(Yazarlar sayfasında, kendisinin sizler için kısa bir “Merhaba” mesajı bulunmaktadır)

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.