Subscribe to Marka Yöneticisi

Krizde Kendi Fırsatınızı Yaratın

Yazar: Ali BULUT Tarih:20 Nisan 2009

ali-bulut-krizde-firsat

Hepimizin gündemine son altı aydır işten çıkarmalar, kapanan işyerleri, küçülen firmalar, artan işsizlik oranı, tüm sektörlerde durgunluk haberleri oturdu. Hatta gündelik sohbetlerimizin içlerine kadar sindi  yoğun kıvamıyla. Üniversiteden yeni mezun olmuş bir genç için oldukça karamsar bir tablo. Aslında diğer yandan şu anda çalışanlar için de bir o kadar iç karartıcı. 

Fakat yolun sonu da değil, neticede dünya dönmeye devam ediyor ve bugünün bir de yarını var. 

Şahsen ben böylesi durgunluk zamanlarının herkes için fırsatlar sunduğuna inanıyorum. Dolayısıyla gelecek odaklı, doğru yeteneklere sahip ve toparlanan piyasalarla birlikte  kendisini doğru konumlandıracak marka yöneticileri için de… Son altı aydır çevremdekilerle de sık sık paylaşıyorum bu fikirlerimi. Her krizden sonra olduğu gibi, bu krizle de birlikte bütün sektörler bir aşama daha profesyonelleşecek ve pazarlama kavramının daha fazla farkına varmış olacaklar. Tüketicileri daha fazla dinlemek, daha samimi iletişim kurmak, daha şeffaf olmak, daha hızlı olmak, daha stratejik davranmak, daha yenilikçi düşünmek  zorunda kalacaklar. Yeni şartları sağlayamayacak olanların ise bir bir elendiğini göreceğiz. İktisadi denge açısından bakarsak da, bu elenenler yerine yenileri gelecektir. Bu durumda yeni gelen firma ve markaların, bizimle daha ilgili olacağı ve işbirliği konusunda daha istekli olacaklarına inanıyorum.  

İşte bizim şu an yapabileceğimiz en iyi şey,  mevcut kriz ortamında bile fırsatların nasıl farkedileceği ve yakalanacağına dair bazı gereklilikleri görmek. Sadece iş bulmak isteyenler değil, aynı zamanda mevcut işini de korumak isteyenler için bazı ipuçları:

1- Esnek Olun:

Kriz döneminde iş alanında esnek olmanız gerekebilir. Normal şartlarda kabul etmeyeceğiniz bazı angarya sorumlulukları da üstlenmeniz gerekebilir. Böyle dönemlerde işverenler, daha fedakar çalışanlar peşindedir. Unutmayın,  bunu, geçici bir süreç olarak kabul ettiğinizi işvereninize söylemekte acele etmeyin. İşler yoluna girdiğinde elinizde pazarlık etmek için nasılsa yeterince kozunuz olacaktır.

2- Eskimo’ya Buz Satın:  

İş görüşmesinde veya çalıştığınız işyerinde sunacağınız çalışmalarda, kendinizi pazarlayabilmeniz günümüz iş dünyasının hayati gerekliliği. Sadece kendinizi dümdüz anlatmanız ve yansıtmanız değil, aynı zamanda etkili ve yumuşak bir tarzda kendinizi nasıl konumlandırdığınızı hissettirmeniz de gerekiyor. Güçlü egoların olduğu marka yönetimi dünyasında, emin olun yumuşak bir satış üslubu, nisbeten daha agresif bir üsluba göre avantajlı olur.

3-  Tanıyın: 

Satmaya çalışmadan önce ürünle ilgili yeterli bilginiz olsun. Yani güçlü ve zayıf yanlarınızı bilmeniz gerekiyor. Bu yüzden önce özeleştirinizi yapmalısınız. Sonra da güçlü yanlarınızı kullanmaya ve zayıf yanlarınızı da geliştirmeye odaklanmalısınız. 

4- Nereye Gitmek İstiyorsunuz:

Bir marka yöneticisi olarak neyi başarmak ya da nereye varmak istediğiniz konusunda güçlü bir vizyonunuz olmalı. İşveren için istek, tutku ve zafer kazanma hırsınız önemlidir.  Aynı zamanda farklı iş fırsatlarından birini seçmek durumunda kaldığınızda, güçlü bir vizyon sahibi olmanız doğru karar vermenizi kolaylaştırır. 

5- Kendinizi Geliştirin: 

Bildiğiniz bir işi daha iyi yapabilmenin yollarını arayabilirsiniz. Ya da herhangi bir yeteneğinizi daha da geliştirebilirsiniz. Birşeyleri daha iyi yapmaya çalışmak, hayatta sahip olmamız gereken önemli bir bakış açısıdır.  

6- Öğrenmeyi Öğrenin:

Mevcut yeteneklerinizi geliştirmenin yanısıra, aynı zamanda yeni birşeyler de öğrenmeye çalışın. Bunu sistematik olarak yapmakta fayda var. Louis Pasteur’un güzel bir sözü var. “Şans, hazırlıklı zihinden yanadır”. İşte bunun için de sistematik keşif yapmak lazım. Başlangıç olarak her hafta yeni birşey öğrenme hedefi koyun kendinize. Marka yönetimi ve pazarlama, o denli geniş bir alanı kapsıyor ki, sadece okulda öğrendiklerimiz asla yeterli olmayacaktır. O yüzden geçen yıllarla birlikte proaktif bir öğrenme alışkanlığı da kazanmak önemlidir.

7- Risk Alın:

Marka yöneticisi olmayı hedefleyen yeni mezun bir pazarlamacının risk alması için en uygun zaman. Güvenli ve  stabil, ama sınırlı bir işte çalışmaktansa, gelecekte sizin için daha fazla seçenek yaratacak bir işi tercih edin.

8-  Marka Sizsiniz:

Tabii ki kendinize bir logo yapın demiyorum. Ama madem marka yöneticisiyiz, o zaman neden örnek çalışma olarak  kendimizi bir marka gibi düşünmeyelim. Hedeflerimizi tanımlamalı,  ürünümüzün niteliklerini yakından tanımalı, konumlandırma ve iletişim faaliyetlerini planlamalıyız. Sonra nasıl algılandığına bakmalı ve gerekirse duruşumuzu yeniden gözden geçirmeliyiz. Hatta iyi oluşturulmuş kişisel bir blog, algılama yönetimi için gayet tutarlı ve güçlü bir araç olur.

9- İşinize İnanın ve Sevin: 

Önce şunu belirtmeliyim ki, işverenler, işlerine tutkusu yetersiz olan ya da hiç tutkusu olmayan çalışanlardan nefret eder. İlk önce siz kendi yaptığınız işten heyecan duymalısınız, ki bu heyecanı başkalarına da aktarabilesiniz. Bir iş görüşmesinde geçmiş başarılarınızdan bahsederken de aynı tavrı sergileyebilirsiniz. 

10- İlişkiler ve İletişim: 

Bir keresinde bir iş görüşmesinde özgeçmişime bakarak, kibarca kısa bir zamana pekçok şey sığdırmaya çalıştığım söylenmişti. Aslında tedirgin olmuşlardı da belli ki. Neticede 3 ayrı ülkede, 4 ayrı şehirde, tekstil, mobilya, kimya sektörlerinde çalışmak, blog yazmak, onlarca eğitim ve workshop, danışmanlık, projeler vs bir arada olunca doğal olarak çabuk sıkılan ya da sabırsız biri izlenimi vermiştim. Bu noktada iletişimimi, güçlü yanlarımdan ikisinin adaptasyon ve öngörü yeteneğimin olduğuna odakladım. Oldukça hareketli görünen geçmişimin benim adaptasyon yeteneğimi epey geliştirdiğini ve bu sayede yeni bir firmada yeni bir pozisyon ve hedeflere kolaylıkla adapte olacağımı vurguladım. Ayrıca yine renkli bir hayatın nitel ve nicel olarak güçlü deneyimler yüklediğini, durumsallık ve öngörü yeteneğimin bu nedenle geliştiğini, bunun da özellikle yaptığım işle ilgili olarak çok gerekli bir özellik olduğunu vurguladım. Sonuç? Tabii ki iletişim yeteneği kazandı. Unutmayın iyi ya da kötü denen şey, nereden baktığınızla, neyle refere ettiğinizle ilgilidir. Bazen karşınızdakinin referans noktasını usulca kımıldatmak herşeyi çözer.   

11- İş Ciddiyeti: 

Bizlerden daha genç meslektaş ya da adaylarla konuşuyorum bazen. Çoğunlukla kaliteli iş yerine, kaliteli özel yaşama  odaklandıklarını görüyorum. Tabii ki onlar henüz genç. Fakat başarılı bir marka yöneticisi, en az yaşam stili kadar, iş disiplini ve ciddiyetine de önem vermelidir. Zaman planı yapmayı, plana sadık kalmayı, belirlenmiş bütçeler içinde ve kaliteli sonuçlar sunmayı prensip edinmiş olmalıdır.

12- Sıkı Çalışın: 

Pazarlama alanında hızlı ilerlemek için zamanı doğru kullanmak lazım. Gençken çok sıkı ama aynı zamanda zekice çalışmalısınız. İş görüşmelerinde, hedeflediğiniz sonuçlara ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacağınızı hissettirin. Kısa proje süreleri içerisinde kaliteli sonuçlara ulaşmış olmak, özgeçmişinizde vurgulayabileceğiniz en güçlü silahınız.

13- İşinizle Parlayın: 

“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”. Parlak sonuçlar aldığınız ve başarıyla tamamlanmış her projeniz, sizin adınıza sizin tanıtımınızı üstlenir. Yine aynı noktaya geliyoruz, kaliteli ve adından söz ettirecek işler yapmaya odaklanın.

14- Ev Ödevi: 

İş görüşmesine gitmeden önce ev ödevinizi hazırlamalısınız. İnternette pek çok çeşidini bulacağınız kontrol listelerini kullanabilirsiniz.  Şirketle ilgili bilgiler, görüşme yapılacak kişiyle ilgili bilgiler, pozisyonla ilgili bilgiler, sık sorulan sorular vs gibi konularda hazırlıklı olmanız gerekiyor. 

15- Ağ: 

Çevrimiçi ve Çevrimdışı… Her iki türlü de geniş ve güçlü bir ağınız olmalı. Özellikle internetteki sosyal ağları kullanmıyorum deme lüksünüz yok. İnternette yoksanız, siz yoksunuz… 

16- Özgeçmişinizi Güncelleyin:

Özgeçmişinizi sürekli güncelleyin. Burada kastettiğim yeni bilgileri eklemek değil. Onu zaten yapacaksınız. Benim kastettiğim eski bilgilerinizi de sık sık gözden geçirmeniz. Bu nasıl olur demeyin. Beş sene önce yazılmış eski işlerinize ait iş tanımlarınızda öne çıkardığınız özellikleriniz, belki bugünkü hedeflerinizle örtüşmüyor. Ya da belki bugünkü hedeflerinizle ilgili, geçmiş işlerinizdeki tanımlarınıza bazı eklemeler yapmanız gerekiyor. Belki bir firma ile bu arada ikinci kez görüşmeniz gerekti ve firma özgeçmişinizdeki değişiklikleri farketti. Tamam sorun yok, işte size hedefleriniz ve vizyonunuzdaki değişim-gelişimi anlatmak için bir fırsat. 

17- Yetenekleriniz Değil Sonuçlar:  

Özgeçmişinizde muhtemelen “takım oyuncusu” olduğunuzdan ya da “yenilikçi” bakış açınızdan bahsediyorsunuz. Hmm, o halde sanırım birkaç yüzbin kişiyle aynı kulvardasınız demek. Oysa bunun gibi tanımlar yerine, daha kişisel ve detaylı sonuç ifade edenleri tercih edin. Mesela “Dört kişilik X proje ekibinde şu görevi yürüttüm” ya da “X fikrini, Y ürününü, Z kampanyasını hazırladım” gibi.

18- İlgi Alanlarınızı Çeşitlendirin:

İlgi alanlarınızı işinizle direk bağlantılı olmayan alanlara doğru çeşitlendirin. Bu size yaptığınız işte de ilham verecektir. İş görüşmelerinde veya iş arkadaşlarınızla bunları paylaşabilirsiniz, bu sizi daha ilgi çekici ve özgün kılacaktır.   

19- Problem Çözen Olun:

Hiçkimse sürekli yakınıp duran insanları sevmez, onlarla vakit geçirmek istemez. Bahse girerim işverenler de… Sizden yaratıcı ve çözümcül olmanız bekleniyor. O zaman kısıtlı bütçe, kısıtlı zaman ya da kısıtlı iş gücü ile dahi yapabileceğinizin en iyisini yapmaya odaklanın. Kriz zamanlarında içinde yarısına kadar su olan bir bardağa baktığınızda, görmeniz gereken “yarım bardak su”dur… “yarısı boş bir bardak” değil…

7 YORUM

  1. Neslihan dedi ki,

    Çok güzel öneriler. Kesinlikle tam aradığım şey. Teşekkürler.

    Tarih: 20 Nisan 2009 Saat: 16:44

  2. Fahir34 dedi ki,

    Son bir senedir, hayatım boyunca yaptığımdan daha fazla iş görüşmesi yaptım. Belki de haklısınız, tam da risk alınabilecek bir dönem gibi

    Tarih: 20 Nisan 2009 Saat: 19:32

  3. sp.agency dedi ki,

    Hepimiz için bu kriz, değişim için fırsat yarattı. Hem şirketler hem bizler için. Tabii değerlendirebilirsek adı fırsat, yapamazsak da kötü şans olacak:)

    Tarih: 20 Nisan 2009 Saat: 22:42

  4. Fikri Paraya Dönüştürmek | Marka Yöneticisi dedi ki,

    […] “Krizde Kendi Fırsatınızı Yaratın” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, evet şu anda bir ekonomik kriz yaşıyoruz, ama işte tam bu yüzden yapacağınız en akıllı iş kendinize yatırım yapmak. Bilgi ve yeteneklerinizi artırın, sonra nasılsa gelecekle yüzleşeceksiniz. Kitap şimdilik sadece İngilizce ve Türkiye’de bulunmadığı için siz de buraya tıklayarak Amazon’dan sipariş edebilirsiniz. […]

    Tarih: 25 Nisan 2009 Saat: 05:34

  5. Melda dedi ki,

    Yirminci maddeyi eklemeliyim: Ofis ofistir, dışarısı dışarı. İşten çıkışında işinizi unutun, arkadaşlarınızı bulun, onlarla rahatlayın, format atın, refresh olun. Nasılsa yarın hala düşünmeniz gereken çok iş var, kaçmıyor.

    Tarih: 26 Nisan 2009 Saat: 19:54

  6. Riziko dedi ki,

    Ekonomik kriz bir risktir. Risk, sistemin işeyişiyle ilgilidir. Risk zamanlarında sıradışı-kuraldışı-sistemsiz hareket edenler daha şanslı olur.

    Tarih: 27 Nisan 2009 Saat: 05:45

  7. fantasticci dedi ki,

    Bu yazıdakiler aslında hep bilip de uygulamadıklarımız. ToDoList gibi yazdırıp asmak lazım masamızın kenarına. İyimserlik adına. Melda’nın 20.maddesine de katılıyorum ayrıca

    Tarih: 27 Nisan 2009 Saat: 20:30

YORUM YAZ

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.