Subscribe to Marka Yöneticisi

Mobilya Sektörünün Temel Sorunları

Yazar: Ali BULUT Tarih:17 Temmuz 2009

Bir önceki yazımda mobilya sektörünün SWOT analizine yer vermiştim. Bu analizle birlikte mobilya sektörünün temel sorunlarını 19 madde halinde belirtmiştim. Şimdi bu sorunları teker teker ele alalım ve rekabet avantajımızı nasıl artıracağımıza yönelik önerilerimizi konuşalım.

Türk Mobilya Sektörünün Temel Sorunları:

  1. Markalaşma
  2. Tasarım ve AR-GE
  3. Sermaye Yetersizliği
  4. Uzman Çalıştırma
  5. Deneyim Eksikliği
  6. Kayıt Dışı Çalışma
  7. İhracatın Artırılması
  8. Vergiler ve Teşvikler
  9. SSK Primleri
  10. Uluslararası Finansman İmkanları
  11. Enerji Fiyatları
  12. Pazarlama ve İletişim Sorunu
  13. Fason İmalat
  14. Üretim Teknolojileri
  15. Uluslararası Standartlar ve Kalite
  16. Müşteri Memnuniyeti
  17. Örgütlenme Sorunu
  18. Eğitim
  19. Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

1- Markalaşma

Sektörde markalaşma eğilimi 2000’li yıllarla birlikte artış gösterdi, özellikle perakende müşterisinin alışveriş tutumlarındaki global değişimler bu anlamda firmaları markalaşma sürecine götürdü. Mobilya üreticisi firmaların kurduğu sektörün en büyük sivil örgütü MOSDER ise markalı mobilya satın alınmasına yönelik hazırladığı reklam kampanyasıyla bu konuda tüketicileri bilinçlendirmeyi hedefliyordu. Sektörde şu anda büyük ölçekli firmaların markalaşma konusuna gösterdikleri önemi, diğer orta ve küçük ölçekli işletmelerin de göstermesi gerekliliği görülüyor. Zira özellikle dış pazarlarda olgunlaşmış bir marka  ve özgün tasarımlara sahip olmadan rekabet avantajı adına çok fazla bir yol katedemeyeceğimizi görüyoruz.

Markalaşma süreci ile birlikte, firmalar özgün tasarımlı ve kalitede dünya standartlarını yakalamış koleksiyonlar üretmeli, sadece üretici kimliğiyle işçilik değeri üreten bir sektör olmaktan çıkıp aynı zamanda marka kimliği ile katma değerli çalışmaya geçmelidir.

Bunun için devlet ve diğer sivil sektör örgütleri, markalaşma konusunda firmaları eğitmek, teşvik etmek, yol haritası çizmek ve rehberlik etmekle sorumludur.

2- Tasarım ve AR-GE

Her sektör tasarım ve ürün geliştirme yeteneği kadar rekabetçidir. Türkiye’de imalat sektöründe ciddi yeri olan mobilya sektörünün, aynı oranda ihracat rasyosuna sahip olamayışının temel nedeni uluslararası pazarlarda maliyet ve işçilik odaklı üretim gücünü pazarlamaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Türkiye’de en büyükler arasında yer alan pek çok marka bile ihracat pazarlarında sadece bir fason üretici olarak varlık göstermektedir. Global tasarımlar yaratmanın finansal gerekliliklerini karşılamak istemeyen, orta vadeli değil de kısa vadeli vizyon sahibi olan ve günü kurtarmak adına çok küçük kar marjlarıyla tasarım değeri olmayan ürünler üreten firmalar, ihracat pazarlarında son yıllarda Çin faktörüyle yüzleşmek zorunda kalmıştır.

Türkiye’nin Avrupa Birliğine giriş ile ilgili Komisyon Rapor’una göre (EC Report, 2004), Türkiye’nin endüstriyel tasarıma vermesi gereken önemi ve ürünlerin hukuksal boyutta korunurluğuna yönelik önlemler alması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda Avrupa Birliği Konsey kararları doğrultusunda endüstriyel politika araçları ile aktif olarak Lizbon stratejisinin amaçlarını ve sürdürülebilir gelişme stratejisini uygulamak sektör ve devletimizin sorumluluğudur

3- Sermaye Yetersizliği

Sektördeki işletmelerin çoğunluğunu oluşturan KOBİ’ler sermaye yetersizliği ve finansman maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle zorlanmaktadır. Öz kaynaklardan finanse edilmeye çalışılan işletme sermayesi nedeniyle büyüme yavaş olmakta ve ekonomik krizlere karşı dayanıklılık zayıf olmaktadır.

Yetersiz sermaye, diğer taraftan orta ve uzun vadeli yatırım yapma kararlarını engellemekte ve böylece de kurumsallaşamayan ve profesyonelleşemeyen yapıların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

4- Uzman Çalıştırma

Sektörün hemen hemen tamamı aile şirketlerinden oluşmaktadır. Mobilya firmalarında profesyonel yönetici ve uzman kadrolar çalıştırma oranı oldukça düşüktür. Bu nedenle işletmelerde kayıt tutma ve plan yapma gibi fonksiyonlar sağlıklı çalışmamaktadır. Bilgi ve deneyim birikim ve aktarımı da aynı şekilde sağlıksız yürümektedir.

Bu nedenle firmalarımıza kurumsallaşma, markalaşma, profesyonelleşme, rekabet gibi kavramların anlatıldığı, global örneklerle desteklenmiş eğitimler hazırlanmalıdır. Devlet uzman personel çalıştırma konusunda daha fazla cesaretlendirici ve maddi olarak teşvik edici olmalıdır. Bunun dışında kendi oluşturacağı uzman kadrolar ile mobilya firmalarına ücretsiz olarak danışmanlık ve rehberlik hizmeti sağlamalıdır.

5- Deneyim Eksikliği

Özellikle ihracat pazarlarında karşımıza çıkan önemli sorunlardan biri de deneyim eksiğimiz. KOBİ’ler yurtdışı pazarlar konusunda deneyim ve bilgi sahibi değiller. İşletmelere dış pazarlara ait bilgilerin ulaştırılması, bu pazarların tanıtılması, uluslararası sergi ve fuarlara katılmaları sağlanarak, bilgi ve görgülerinin artırılması gerekmektedir. Bunun için de öncelikle uzman çalıştırma ve tasarım konusunda gerekli desteklerin verilmesi gerekmektedir.

6- Kayıt Dışı Çalışma

Hemen hemen her ilimizde yer alan mobilya üretim ve satış noktalarının sayısı 65 bin civarındadır. Fakat özellikle küçük işletmelerdeki yüksek kayıt dışılık nedeniyle ne bu rakam, ne de istihdam edilen kişi sayısı net olarak tespit edilememektedir. Sektörün atıl yatırım, kapasite kullanım oranları ve ölçeksel imalat miktarları da bu nedenle net bir envanter olarak çıkarılamamaktadır.

Bu kayıt dışılık aynı zamanda büyük ölçekli markaların rekabet avantajını azaltmakta ve gelişimlerini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu nedenle yasal denetimler artırılmalı, kayıtlılık özendirilmeli ve kayıtdışılık konusunda ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. Böylelikle daha gerçekçi bir sektör projeksiyonuna sahip olabiliriz.

7- İhracatın Artırılması

MOSDER’in açıkladığı rakamlara göre şu anda mobilya ihracatımız 1 milyar dolar civarındadır.  Bu rakam dünya toplam pazarında %1-2 gibi orana denk geliyor.

Firmalarımızın dış pazarlardaki deneyimsizliği ve finansman yetersizlikleri en önemli iki engeldir. Bu engelleri yok etmeye yönelik adımların atılabilmesi ile ihracat rakamımızın bugünün çok ötesinde olabileceği bir potansiyele sahibiz.

İGEME, KOSGEB, Eximbank, Halkbank bu iki engelin ortadan kaldırılmasına yönelik işletmelerimizi daha fazla desteklemeli, özellikle teşvikler konusundaki bürokrasi ve bekleme sürelerini azaltmalıdır.

8- Vergiler ve Teşvikler

AB ile müzakere sürecinde artarak sürmesi beklenen KOBİ’lere dönük mali desteklerden, işe başlangıç desteği, KOBİ teminat programı, çekirdek sermayesi programı, bölgesel kalkınma programları vs. ile yenilikçi ve AR-GE’ye yönelik çalışmalarında desteklendiği Altıncı Çerçeve Programı gibi teşviklerden  sektördeki KOBİ’lerin yararlanmasını sağlayacak bilgilendirme programları  sektörel örgütlerce ve ilgili kamu kurumlarınca yaygınlaştırılmalıdır.

Tekstil sektöründe olduğu gibi KDV oranı indiriminin kalıcılığı da ayrıca önemli bir iç piyasa tüketim teşviğidir.

9- SSK Primleri

Gelir gider beyanlarındaki kayıt dışılık ile paralel olarak, sektörde  istihdamda ciddi bir  kayıt dışılık söz konusudur. Bunun önemli nedenlerinden biri yüksek SSK primleridir.  SSK primleri uluslararası standartlar ve ülke gerçekleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Yoğun istihdamın olduğu sektörde SSK primlerinin Avrupa Birliği ülkeleri seviyesine çekilmesi sektörün rekabet gücünü artıracaktır.

10- Uluslararası Finansman İmkanları

Türkiye’de ihracatçıları desteklemek amacıyla 1987’de kurulmuş olan Türk Eximbank’ın ülke bazında ve proje bazında kredi vermesi sağlanmalıdır. Eximbank’ın dış kaynaklı kredilerde vadelerin uzun tutulması ve faiz oranlarının AB ülkeleri seviyelerine çekilmesi sektördeki ürün üretim-satış döngüsüne uyum sağlaması bağlamında önem arz etmektedir.

11- Enerji Fiyatları

Sektörün, rekabet ettiği ülkeler göre enerji maliyetleri oldukça yüksektir. Bu nedenle de önemli bir rekabet gücü kaybı yaşamaktadır. Bir ülkede üretim ve ihracatı teşvik etmenin önemli yollarından biri işletmelerin enerji maliyetlerini düşürmektir.

12- Pazarlama ve İletişim Sorunu

Bilgi çağının yaşandığı evrensel dünyada, Kotler’e göre ürün oluşum stratejilerinde ürün üretmekten öte ürünün satılması şirketlerin gelişimi, gücü ve rekabeti için daha çok önemlidir.

Ağırlıklı olarak KOBİ’lerden oluşan mobilya sektörü, yeterince kurumsallaşamama ve yetersiz kaynaklardan dolayı, pazarlamaya gereken önemi verememektedir. Özellikle dış pazarlarda neredeyse hiç bir pazarlama faaliyeti yürütemeyen küçük firmalar, iç pazarda da satış kanallarını çeşitlendiremediklerinden dolayı sorunlar yaşamaktadır.

Bununla birlikte markalı mobilya üreticileri ile orta ve büyük ölçekli üretici firmalar, pazarlama kavramına son 5 yılda daha fazla önem vererek, tüketiciyle kurdukları iletişimde yan fayda değerler oluşturmaya çalışmaktadırlar. Yine de tasarım, markalaşma, özgünlük ve endüstriyellik kriterlerinin tümünü bir arada işleyerek, bütünsel bir pazarlama iletişimi yürüten firma sayısı bir elin parmakları kadar azdır.

Stratejik pazarlama planı hazırlamak ve sektör dinamiklerini önceden tahminleyerek hareket etmek, halen mobilya sektöründe aşılması gereken en önemli eşiklerdendir. Firmalar bunun yerine, direk satış odaklı ve günü kurtarmaya yönelik hareketlerle aslında kendi bindikleri dalı kesmektedirler. Geldiğimiz noktada, Türkiye’de her biri birbirine son derece benzeyen modellerin, benzer teknolojilerle üretildiğini, benzer bir dağıtım kanalı ile tüketiciye ulaştırıldıklarını, benzer tanıtım faaliyetleri ile desteklendiklerini ve benzer fiyatlara satıldıklarını görebiliriz.

Bu alanda firmalara çok iş düşmektedir. Daha fazla yenilik, daha cesur inovasyonlar, entegre bir pazarlama iletişimi ve yeni iş modelleri yaratmak üzere kaynaklarını yeniden planlamalıdırlar.

13- Fason İmalat

Sektörün ihracat potansiyeline bakıldığında, gerçekleşen ihracatın aslında çok üstünde olduğu görülüyor. Bununla birlikte gerçekleşen ihracat içinde büyük payı fason imalat oluşturuyor. Yani dış pazardaki müşterinin sipariş ettiği model ve marka ile yapılan üretim. Tekstil sektörünün de benzer süreçleri deneyimlediğini hatırlarsak, fason imalat ağırlıklı ilerlemek sektöre hiç bir değer katmayacaktır. Hatta zamanla Çin faktörü karşısında yok olma tehlikesi ile karşılaşılacaktır.

Bu nedenle tasarım ve pazarlama alanında, özellikle KOBİ’leri eğitmeye yönelik programlar açılmalı, bununla birlikte gereken altyapı için teşvikler planlanmalıdır.

14- Üretim Teknolojileri

Seri üretim, endüstriyel tasarım ve otomasyon teknolojileri mobilya sektörü için temel altyapı unsurlarıdır. Bununla birlikte dışa bağımlı makine ve teknoloji parkuru için yerli AR-GE çalışmaları özendirilmeli, firmaların teknolojik yatırım yapmaları için gereken teknik danışmanlık yine devlet tarafından sağlanmalıdır.

15- Uluslararası Standartlar ve Kalite

Mobilyada özellikle ihracat pazarlarında uluslararası standartlara uygunluk önemli bir husustur. E1, CE, TSE, ISO gibi belgeler firmaların hem rekabet avantajını artıracak hem de uluslararası ölçekte pazarlama faaliyetlerini kolaylaştıracaktır.

Son yıllarda giderek önemi artan, çevre sağlığı ve çocuk sağlığına uygunluk gibi kriterlerin firmalar tarafından sağlanması gerekmektedir. İhracatımızda en büyük paya sahip AB ülkelerinin bu konudaki hassasiyeti göz önünde tutulmalıdır.

16- Müşteri Memnuniyeti

Tasarım süreci öncesinde başlayan ve kullanım ömrünü doldurmaya kadar giden süreçte, elimizdeki ürün hem mobilya kullanıcısı tüketici hem de genel olarak yaşadığımız dünyanın bir parçası olmaktadır. Bu iki unsurla uyum içerisinde ve her iki unsur için de fayda üretecek mobilyalar üretebilmeli, tatmin ve memnuniyeti hedeflemeliyiz. Bunun için de her aşamada bu vizyonu gerçek kılacak adımlar atılmalı, planlar bu doğrultuda oluşturulmalıdır

17- Örgütlenme Sorunu

Sektörde lokal örgütlenmeler dışında ulusal tek bir çatı yer almaktadır. O da daha ziyade orta ve büyük ölçekli, markalı mobilya üreticilerinden oluşan MOSDER‘dir. MOSDER dışında, KOBİ’leri de içine alan ve ulusal bir master plan çerçevesinde sektörün dinamiklerini eşgüdümlü ve uyumlu hale getirecek bir örgütlenmeye ihtiyaç vardır.

Aynı şekilde dış pazarlarda, Türk Mobilya sektörünün varlığını ve imajını, aynı zamanda faaliyetlerini temsil edecek örgütlenmeler ne yazık ki yetersizdir.

18- Eğitim

Avrupa Birliği Katılım bildirgesinde yer alan Türkiye’nin Mesleki eğitim politikasının geliştirilmesi ve uygulanması konusuTürkiye’nin halletmesi gereken öncelikler arasında yer almaktadır.

Mobilya ve dekorasyon eğitiminin içeriği ve kalitesi artırılmalı, yabancı eğitim kuruluşlarıyla işbirlikleri yapılmalıdır. Bununla birlikte sektörün tasarımcı istihdamına yönelik yeni eğitim programları oluşturulmalı, bu konuda ihtisaslaşma sağlanmalıdır. Üniversite-sanayi işbirlikleri güçlendirilerek, bir yandan üniverisitelerdeki eğitimin kalitesi artırılırken, diğer yandan da sektörün eğitimli personel sorunu aza indirgenmiş olacaktır.

19- Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

Kurulacak sektörel dış ticaret şirketleri  (SDTŞ) vasıtasıyla, özellikle küçük ölçekli mobilya üreticilerinin yurtdışı pazarlarda varlık göstermesi sağlanabilir. Böylelikle dış ticarette örgütlü bir yaklaşımla, çok daha etkili sonuçlar alınacaktır.
Yeni pazara girme ve yeni alıcıya ulaşma, pazarların çeşitlenmesi ve riskin azaltılması, büyük miktarda siparişlerin birlikte hareket ile kolaylıkla karşılanması, uzun dönemli yatırım ve üretim planlaması yapabilme, birim üretim ve dağıtım giderlerinde azalma, pazarlık gücü elde edilerek daha karlı satış yapabilme, ihracatta bilgi birikimi ve deneyim elde etme, döviz girdisi elde etme, endüstri alanında sesini duyurabilme, ihracat giderlerinin paylaşımı nedeniyle daha az finans ile kaynak tahsisi gibi avantajlar nedeniyle SDTŞ’ler KOBİ’ler için son derece önemlidir.

3 YORUM

  1. Sektör Analizi: Mobilya | Marka Yöneticisi dedi ki,

    […] ilgili Mobilya Sektörünün Temel Sorunları; başlıklı yeni yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.[…]

    Tarih: 17 Temmuz 2009 Saat: 12:46

  2. LastBaron dedi ki,

    çok güzel olmuş ^^

    Tarih: 7 Eylül 2009 Saat: 18:33

  3. Murat SUNA dedi ki,

    Çalımanız kanayan yaraların birebir analizi olmuş.Emeğinize sağlık.

    Tarih: 20 Ekim 2009 Saat: 08:58

YORUM YAZ

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.