Subscribe to Marka Yöneticisi

‘Pratikte’ Kategorisi Arşivi

Rezzan Kahya MarkaYoneticisi.com’da

Yazar: Ali BULUT Tarih: 18 Kasım 2009

rezzan-kahya

Markayoneticisi.com sayfalarında sizlerle uzun zamandır yazılarımı  ve fikirlerimi paylaşıyorum. Marka yönetimi ve pazarlama başlığı altında bahsedilebilecek uygulamalar ve incelenebilecek konuların sayısı o kadar çok ki, sadece kişisel olarak takip ettiğim en az 50 yerli ve yabancı site var.

Yeniden şekillenen bir dünyada, bu yeni çağı dijital devrimin çocukları tanımlıyor. Sanayi devriminin ve çağının argumanları eleştiriliyor, eski pazarlamanın dinamikleri ve prensipleri ile bu yeni çağa adapte olmaya çalışırken, yepyeni bir saha giderek belirginleşen kalın çizgilerle kendi iş tanımını yaratıyor: Marka Yönetimi

Bu süreçte en keyif aldığım şey ise farklı sektörlerden meslektaşlarla tanışmak. Tarafların tek kazancı sadece yeni fikirleri dinlemek değil, aynı zamanda çatışma ve uzlaşma kültürü ile daha hızlı bir gelişim ve moral değerler kazanmak…

İşte bu süreçte tanıştığım, çok değerli bir Marka Yöneticisi, Sevgili Rezzan Kahya da  bundan sonra yazıları ve analizleriyle bizimle olacak. Başarılı iş geçmişi, analitik bakış açısı ve yenilikçi tutumuyla yeni çağı bir de onun yazılarından dinlemek lazım…

Nazik yaklaşımı ve mütevaziliğiyle eminim sizlerin de beğenerek takip edeceği yeni yazarımız Sevgili Rezzan Kahya’ya hepiniz adına tekrar hoşgeldiniz diyorum.

(Yazarlar sayfasında, kendisinin sizler için kısa bir “Merhaba” mesajı bulunmaktadır)

Tamamen Kişisel

Yazar: Ali BULUT Tarih: 14 Ekim 2009

ali-bulut-tamamen-kişisel

Daha önce Frienfeed ve Twitter üzerinden, iş nedeniyle bir süreliğine Moskova’ya yerleşmek üzere olduğumu duyurmuştum. Zaman hızla akmış ve yaklaşık 2 aydır Moskova’dayım. Bu süre içerisinde yazmaya ve online olmaya pek vakit bulamasam da, konu olarak bir hayli birikmiş durumdayım. Önümüzdeki günlerde, gözlemlerimi ve düşüncelerimi sırasıyla paylaşmayı planlıyorum…

Bu yoğun geçiş sürecinin sancıları içerisinde bir de sevgili babamızı kaybetmenin acısını yaşadık. Genelde burada kişisel hayatımdan bu denli bahsetmezdim ama sanırım bir yandan yeni bir coğrafyada olmanın melankolisi, bir yandan 30′lu yaşlarda ilerliyor olmanın etkisi ile insan daha fazlasını paylaşmayı istiyor. Başsağlığı mesajları için tüm dostlara tekrar teşekkür ediyorum. Merhum babamız Allah’ın rahmetine kavuştu, Allah size ve dostlarınıza uzun ömürler versin…

Geçtiğimiz bu 2 aylık süreçte maillerine cevap yazamadığım arkadaşlarım da kusuruma bakmasınlar. Önümüzdeki günlerde tekrar hem Frienfeed, hem Twitter hem de markayoneticisi.com üzerinden sizlerle eskisi gibi aktif bir şekilde beraber olacağız. Mailleriniz, mesajlarınız ve yorumlarınızla sizlerden gelecek katkılarla, pazarı ve yenilikleri yorumlamaya devam edeceğiz…

Son olarak, yine bu sitede hiç yapmadığım birşeyi yapacağım. Çok sevdiğim ve on yılı aşkın süredir hala ezberimde kalmış bu şiiri bugünümün anısına burada okumak istiyorum…. (Yanlış hatırlamıyorsam “Eskimo Şiirleri” ‘nde yayınlanmıştı)

Yeniden dönüyorum türküme
Sabırla okuyorum baştan sona
Buzdaki balık deliklerinin başında
Akıntıya karşı balık tutarken
Zehir zıkkım rüzgarın altında
Ayakta dura dura üşüyorum…
Ve eve dönüp diyorum ki;
Bütün kabahat balıklarda
Akıntıya karşı yüzüp gelemediler…

Mobilya Sektörünün Temel Sorunları

Yazar: Ali BULUT Tarih: 17 Temmuz 2009

ali-bulut-mobilya-sektörü-sorunları

Bir önceki yazımda mobilya sektörünün SWOT analizine yer vermiştim. Bu analizle birlikte mobilya sektörünün temel sorunlarını 19 madde halinde belirtmiştim. Şimdi bu sorunları teker teker ele alalım ve rekabet avantajımızı nasıl artıracağımıza yönelik önerilerimizi konuşalım.

Türk Mobilya Sektörünün Temel Sorunları:

  1. Markalaşma
  2. Tasarım ve AR-GE
  3. Sermaye Yetersizliği
  4. Uzman Çalıştırma
  5. Deneyim Eksikliği
  6. Kayıt Dışı Çalışma
  7. İhracatın Artırılması
  8. Vergiler ve Teşvikler
  9. SSK Primleri
  10. Uluslararası Finansman İmkanları
  11. Enerji Fiyatları
  12. Pazarlama ve İletişim Sorunu
  13. Fason İmalat
  14. Üretim Teknolojileri
  15. Uluslararası Standartlar ve Kalite
  16. Müşteri Memnuniyeti
  17. Örgütlenme Sorunu
  18. Eğitim
  19. Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

1- Markalaşma

Sektörde markalaşma eğilimi 2000′li yıllarla birlikte artış gösterdi, özellikle perakende müşterisinin alışveriş tutumlarındaki global değişimler bu anlamda firmaları markalaşma sürecine götürdü. Mobilya üreticisi firmaların kurduğu sektörün en büyük sivil örgütü MOSDER ise markalı mobilya satın alınmasına yönelik hazırladığı reklam kampanyasıyla bu konuda tüketicileri bilinçlendirmeyi hedefliyordu. Sektörde şu anda büyük ölçekli firmaların markalaşma konusuna gösterdikleri önemi, diğer orta ve küçük ölçekli işletmelerin de göstermesi gerekliliği görülüyor. Zira özellikle dış pazarlarda olgunlaşmış bir marka  ve özgün tasarımlara sahip olmadan rekabet avantajı adına çok fazla bir yol katedemeyeceğimizi görüyoruz.

Markalaşma süreci ile birlikte, firmalar özgün tasarımlı ve kalitede dünya standartlarını yakalamış koleksiyonlar üretmeli, sadece üretici kimliğiyle işçilik değeri üreten bir sektör olmaktan çıkıp aynı zamanda marka kimliği ile katma değerli çalışmaya geçmelidir.

Bunun için devlet ve diğer sivil sektör örgütleri, markalaşma konusunda firmaları eğitmek, teşvik etmek, yol haritası çizmek ve rehberlik etmekle sorumludur.

2- Tasarım ve AR-GE

Her sektör tasarım ve ürün geliştirme yeteneği kadar rekabetçidir. Türkiye’de imalat sektöründe ciddi yeri olan mobilya sektörünün, aynı oranda ihracat rasyosuna sahip olamayışının temel nedeni uluslararası pazarlarda maliyet ve işçilik odaklı üretim gücünü pazarlamaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Türkiye’de en büyükler arasında yer alan pek çok marka bile ihracat pazarlarında sadece bir fason üretici olarak varlık göstermektedir. Global tasarımlar yaratmanın finansal gerekliliklerini karşılamak istemeyen, orta vadeli değil de kısa vadeli vizyon sahibi olan ve günü kurtarmak adına çok küçük kar marjlarıyla tasarım değeri olmayan ürünler üreten firmalar, ihracat pazarlarında son yıllarda Çin faktörüyle yüzleşmek zorunda kalmıştır.

Türkiye’nin Avrupa Birliğine giriş ile ilgili Komisyon Rapor’una göre (EC Report, 2004), Türkiye’nin endüstriyel tasarıma vermesi gereken önemi ve ürünlerin hukuksal boyutta korunurluğuna yönelik önlemler alması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda Avrupa Birliği Konsey kararları doğrultusunda endüstriyel politika araçları ile aktif olarak Lizbon stratejisinin amaçlarını ve sürdürülebilir gelişme stratejisini uygulamak sektör ve devletimizin sorumluluğudur

3- Sermaye Yetersizliği

Sektördeki işletmelerin çoğunluğunu oluşturan KOBİ’ler sermaye yetersizliği ve finansman maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle zorlanmaktadır. Öz kaynaklardan finanse edilmeye çalışılan işletme sermayesi nedeniyle büyüme yavaş olmakta ve ekonomik krizlere karşı dayanıklılık zayıf olmaktadır.

Yetersiz sermaye, diğer taraftan orta ve uzun vadeli yatırım yapma kararlarını engellemekte ve böylece de kurumsallaşamayan ve profesyonelleşemeyen yapıların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

4- Uzman Çalıştırma

Sektörün hemen hemen tamamı aile şirketlerinden oluşmaktadır. Mobilya firmalarında profesyonel yönetici ve uzman kadrolar çalıştırma oranı oldukça düşüktür. Bu nedenle işletmelerde kayıt tutma ve plan yapma gibi fonksiyonlar sağlıklı çalışmamaktadır. Bilgi ve deneyim birikim ve aktarımı da aynı şekilde sağlıksız yürümektedir.

Bu nedenle firmalarımıza kurumsallaşma, markalaşma, profesyonelleşme, rekabet gibi kavramların anlatıldığı, global örneklerle desteklenmiş eğitimler hazırlanmalıdır. Devlet uzman personel çalıştırma konusunda daha fazla cesaretlendirici ve maddi olarak teşvik edici olmalıdır. Bunun dışında kendi oluşturacağı uzman kadrolar ile mobilya firmalarına ücretsiz olarak danışmanlık ve rehberlik hizmeti sağlamalıdır.

5- Deneyim Eksikliği

Özellikle ihracat pazarlarında karşımıza çıkan önemli sorunlardan biri de deneyim eksiğimiz. KOBİ’ler yurtdışı pazarlar konusunda deneyim ve bilgi sahibi değiller. İşletmelere dış pazarlara ait bilgilerin ulaştırılması, bu pazarların tanıtılması, uluslararası sergi ve fuarlara katılmaları sağlanarak, bilgi ve görgülerinin artırılması gerekmektedir. Bunun için de öncelikle uzman çalıştırma ve tasarım konusunda gerekli desteklerin verilmesi gerekmektedir.

6- Kayıt Dışı Çalışma

Hemen hemen her ilimizde yer alan mobilya üretim ve satış noktalarının sayısı 65 bin civarındadır. Fakat özellikle küçük işletmelerdeki yüksek kayıt dışılık nedeniyle ne bu rakam, ne de istihdam edilen kişi sayısı net olarak tespit edilememektedir. Sektörün atıl yatırım, kapasite kullanım oranları ve ölçeksel imalat miktarları da bu nedenle net bir envanter olarak çıkarılamamaktadır.

Bu kayıt dışılık aynı zamanda büyük ölçekli markaların rekabet avantajını azaltmakta ve gelişimlerini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu nedenle yasal denetimler artırılmalı, kayıtlılık özendirilmeli ve kayıtdışılık konusunda ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. Böylelikle daha gerçekçi bir sektör projeksiyonuna sahip olabiliriz.

7- İhracatın Artırılması

MOSDER’in açıkladığı rakamlara göre şu anda mobilya ihracatımız 1 milyar dolar civarındadır.  Bu rakam dünya toplam pazarında %1-2 gibi orana denk geliyor.

Firmalarımızın dış pazarlardaki deneyimsizliği ve finansman yetersizlikleri en önemli iki engeldir. Bu engelleri yok etmeye yönelik adımların atılabilmesi ile ihracat rakamımızın bugünün çok ötesinde olabileceği bir potansiyele sahibiz.

İGEME, KOSGEB, Eximbank, Halkbank bu iki engelin ortadan kaldırılmasına yönelik işletmelerimizi daha fazla desteklemeli, özellikle teşvikler konusundaki bürokrasi ve bekleme sürelerini azaltmalıdır.

8- Vergiler ve Teşvikler

AB ile müzakere sürecinde artarak sürmesi beklenen KOBİ’lere dönük mali desteklerden, işe başlangıç desteği, KOBİ teminat programı, çekirdek sermayesi programı, bölgesel kalkınma programları vs. ile yenilikçi ve AR-GE’ye yönelik çalışmalarında desteklendiği Altıncı Çerçeve Programı gibi teşviklerden  sektördeki KOBİ’lerin yararlanmasını sağlayacak bilgilendirme programları  sektörel örgütlerce ve ilgili kamu kurumlarınca yaygınlaştırılmalıdır.

Tekstil sektöründe olduğu gibi KDV oranı indiriminin kalıcılığı da ayrıca önemli bir iç piyasa tüketim teşviğidir.

9- SSK Primleri

Gelir gider beyanlarındaki kayıt dışılık ile paralel olarak, sektörde  istihdamda ciddi bir  kayıt dışılık söz konusudur. Bunun önemli nedenlerinden biri yüksek SSK primleridir.  SSK primleri uluslararası standartlar ve ülke gerçekleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Yoğun istihdamın olduğu sektörde SSK primlerinin Avrupa Birliği ülkeleri seviyesine çekilmesi sektörün rekabet gücünü artıracaktır.

10- Uluslararası Finansman İmkanları

Türkiye’de ihracatçıları desteklemek amacıyla 1987’de kurulmuş olan Türk Eximbank’ın ülke bazında ve proje bazında kredi vermesi sağlanmalıdır. Eximbank’ın dış kaynaklı kredilerde vadelerin uzun tutulması ve faiz oranlarının AB ülkeleri seviyelerine çekilmesi sektördeki ürün üretim-satış döngüsüne uyum sağlaması bağlamında önem arz etmektedir.

11- Enerji Fiyatları

Sektörün, rekabet ettiği ülkeler göre enerji maliyetleri oldukça yüksektir. Bu nedenle de önemli bir rekabet gücü kaybı yaşamaktadır. Bir ülkede üretim ve ihracatı teşvik etmenin önemli yollarından biri işletmelerin enerji maliyetlerini düşürmektir.

ali-bulut-mobilya-sektörü-sorunları-2

12- Pazarlama ve İletişim Sorunu

Bilgi çağının yaşandığı evrensel dünyada, Kotler’e göre ürün oluşum stratejilerinde ürün üretmekten öte ürünün satılması şirketlerin gelişimi, gücü ve rekabeti için daha çok önemlidir.

Ağırlıklı olarak KOBİ’lerden oluşan mobilya sektörü, yeterince kurumsallaşamama ve yetersiz kaynaklardan dolayı, pazarlamaya gereken önemi verememektedir. Özellikle dış pazarlarda neredeyse hiç bir pazarlama faaliyeti yürütemeyen küçük firmalar, iç pazarda da satış kanallarını çeşitlendiremediklerinden dolayı sorunlar yaşamaktadır.

Bununla birlikte markalı mobilya üreticileri ile orta ve büyük ölçekli üretici firmalar, pazarlama kavramına son 5 yılda daha fazla önem vererek, tüketiciyle kurdukları iletişimde yan fayda değerler oluşturmaya çalışmaktadırlar. Yine de tasarım, markalaşma, özgünlük ve endüstriyellik kriterlerinin tümünü bir arada işleyerek, bütünsel bir pazarlama iletişimi yürüten firma sayısı bir elin parmakları kadar azdır.

Stratejik pazarlama planı hazırlamak ve sektör dinamiklerini önceden tahminleyerek hareket etmek, halen mobilya sektöründe aşılması gereken en önemli eşiklerdendir. Firmalar bunun yerine, direk satış odaklı ve günü kurtarmaya yönelik hareketlerle aslında kendi bindikleri dalı kesmektedirler. Geldiğimiz noktada, Türkiye’de her biri birbirine son derece benzeyen modellerin, benzer teknolojilerle üretildiğini, benzer bir dağıtım kanalı ile tüketiciye ulaştırıldıklarını, benzer tanıtım faaliyetleri ile desteklendiklerini ve benzer fiyatlara satıldıklarını görebiliriz.

Bu alanda firmalara çok iş düşmektedir. Daha fazla yenilik, daha cesur inovasyonlar, entegre bir pazarlama iletişimi ve yeni iş modelleri yaratmak üzere kaynaklarını yeniden planlamalıdırlar.

13- Fason İmalat

Sektörün ihracat potansiyeline bakıldığında, gerçekleşen ihracatın aslında çok üstünde olduğu görülüyor. Bununla birlikte gerçekleşen ihracat içinde büyük payı fason imalat oluşturuyor. Yani dış pazardaki müşterinin sipariş ettiği model ve marka ile yapılan üretim. Tekstil sektörünün de benzer süreçleri deneyimlediğini hatırlarsak, fason imalat ağırlıklı ilerlemek sektöre hiç bir değer katmayacaktır. Hatta zamanla Çin faktörü karşısında yok olma tehlikesi ile karşılaşılacaktır.

Bu nedenle tasarım ve pazarlama alanında, özellikle KOBİ’leri eğitmeye yönelik programlar açılmalı, bununla birlikte gereken altyapı için teşvikler planlanmalıdır.

14- Üretim Teknolojileri

Seri üretim, endüstriyel tasarım ve otomasyon teknolojileri mobilya sektörü için temel altyapı unsurlarıdır. Bununla birlikte dışa bağımlı makine ve teknoloji parkuru için yerli AR-GE çalışmaları özendirilmeli, firmaların teknolojik yatırım yapmaları için gereken teknik danışmanlık yine devlet tarafından sağlanmalıdır.

15- Uluslararası Standartlar ve Kalite

Mobilyada özellikle ihracat pazarlarında uluslararası standartlara uygunluk önemli bir husustur. E1, CE, TSE, ISO gibi belgeler firmaların hem rekabet avantajını artıracak hem de uluslararası ölçekte pazarlama faaliyetlerini kolaylaştıracaktır.

Son yıllarda giderek önemi artan, çevre sağlığı ve çocuk sağlığına uygunluk gibi kriterlerin firmalar tarafından sağlanması gerekmektedir. İhracatımızda en büyük paya sahip AB ülkelerinin bu konudaki hassasiyeti göz önünde tutulmalıdır.

16- Müşteri Memnuniyeti

Tasarım süreci öncesinde başlayan ve kullanım ömrünü doldurmaya kadar giden süreçte, elimizdeki ürün hem mobilya kullanıcısı tüketici hem de genel olarak yaşadığımız dünyanın bir parçası olmaktadır. Bu iki unsurla uyum içerisinde ve her iki unsur için de fayda üretecek mobilyalar üretebilmeli, tatmin ve memnuniyeti hedeflemeliyiz. Bunun için de her aşamada bu vizyonu gerçek kılacak adımlar atılmalı, planlar bu doğrultuda oluşturulmalıdır

17- Örgütlenme Sorunu

Sektörde lokal örgütlenmeler dışında ulusal tek bir çatı yer almaktadır. O da daha ziyade orta ve büyük ölçekli, markalı mobilya üreticilerinden oluşan MOSDER‘dir. MOSDER dışında, KOBİ’leri de içine alan ve ulusal bir master plan çerçevesinde sektörün dinamiklerini eşgüdümlü ve uyumlu hale getirecek bir örgütlenmeye ihtiyaç vardır.

Aynı şekilde dış pazarlarda, Türk Mobilya sektörünün varlığını ve imajını, aynı zamanda faaliyetlerini temsil edecek örgütlenmeler ne yazık ki yetersizdir.

18- Eğitim

Avrupa Birliği Katılım bildirgesinde yer alan Türkiye’nin Mesleki eğitim politikasının geliştirilmesi ve uygulanması konusuTürkiye’nin halletmesi gereken öncelikler arasında yer almaktadır.

Mobilya ve dekorasyon eğitiminin içeriği ve kalitesi artırılmalı, yabancı eğitim kuruluşlarıyla işbirlikleri yapılmalıdır. Bununla birlikte sektörün tasarımcı istihdamına yönelik yeni eğitim programları oluşturulmalı, bu konuda ihtisaslaşma sağlanmalıdır. Üniversite-sanayi işbirlikleri güçlendirilerek, bir yandan üniverisitelerdeki eğitimin kalitesi artırılırken, diğer yandan da sektörün eğitimli personel sorunu aza indirgenmiş olacaktır.

19- Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

Kurulacak sektörel dış ticaret şirketleri  (SDTŞ) vasıtasıyla, özellikle küçük ölçekli mobilya üreticilerinin yurtdışı pazarlarda varlık göstermesi sağlanabilir. Böylelikle dış ticarette örgütlü bir yaklaşımla, çok daha etkili sonuçlar alınacaktır.
Yeni pazara girme ve yeni alıcıya ulaşma, pazarların çeşitlenmesi ve riskin azaltılması, büyük miktarda siparişlerin birlikte hareket ile kolaylıkla karşılanması, uzun dönemli yatırım ve üretim planlaması yapabilme, birim üretim ve dağıtım giderlerinde azalma, pazarlık gücü elde edilerek daha karlı satış yapabilme, ihracatta bilgi birikimi ve deneyim elde etme, döviz girdisi elde etme, endüstri alanında sesini duyurabilme, ihracat giderlerinin paylaşımı nedeniyle daha az finans ile kaynak tahsisi gibi avantajlar nedeniyle SDTŞ’ler KOBİ’ler için son derece önemlidir.

Sektör Analizi: Mobilya

Yazar: Ali BULUT Tarih: 8 Temmuz 2009

ali-bulut-mobilya-sektörü-analizi

2000’li yıllardan itibaren Türkiye’de ciddi bir atılımda olan mobilya sektörü imalat sanayinin yaklaşık %3′lük kısmını oluşturmaktadır. 30bin civarında işletmeye sahip mobilya sektöründe markalaşma ve tasarım konusunda ciddi hamleler yapılırken, bununla birlikte teknolojik olarak da belirgin bir gelişme görüyoruz. Bu gelişimle paralel olarak dünyada ilk 25, Avrupa’da ilk 6 arasında yer alıyoruz. Tabii ki çok büyük oranda KOBİ’lerden oluşan sektörün, bununla ilişkili olarak sorunları da genel olarak bilindik KOBİ sorunları. (Kurumsallaşamama, markalaşamama, zayıf tasarımlar, dış ticarette yetersizlik vs)

Avrupa Mobilya Üreticileri Federasyonu’nun rakamlarına baktığımızda Türkiye’nin Avrupa’da en çok ihracatı Almanya ve Fransa’ya yaptığını görüyoruz (UEA, 2006). Komşu ülkelerden de en çok ihracatımız Yunanistan’a. Fakat önce Çin etkisi, ardından gelen 2008 krizinin de etkisiyle, Türk Mobilya sektörü oldukça kan kaybetmiş durumda. Yine de Avrupa’nın önde gelen mobilya üretici ülkeleri olan Almanya, İtalya ve Polanya ile halen ciddi bir rekabet potansiyeline sahibiz.

2004 TUİK verilerine göre 170 bin kişinin üzerinde direk  istihdama sahip sektörde, markalı mobilya üreticileri tarafından kurulan MOSDER‘in 2006 rakamlarına göre de bunun yaklaşık 17 bin kişisi 14 büyük markanın çatısı altında istihdam edilmekte.

Bir yandan dünya mobilya pazarının 2020 yılı itibariyle 500 milyar USD bir hacme ulaşması öngörülüyor. Türkiye’nin sürekli büyüyen bu pastadan payına düşeni alabilmesi için sorunlarını çözüp rekabet gücünü artırmaya odaklanması şart. Peki tam olarak çözüm nedir? Mobilya sektörümüze rekabet avantajı nasıl sağlayacağız?

SWOT Analizi:

    Sektörün geleceğini tartışmaya başlamadan önce, içsel olarak güçlü ve zayıf yönleri ile dışsal etkenlerden kaynaklanan fırsatlar ve tehditlerin belirlenmesi doğru olur.

    ali bulut - mobilya sektörü SWOT analizi

    Mobilya sektörünün rekabet gücünün artırılması için temel sorunları doğru tespit etmek ve bu sorunların çözümlerine odaklanmak gerekiyor. Ana başlıklar halinde bu sorunlar aşağıdaki gibi listelenebilir. Bir sonraki yazımda bu başlıklara ilişkin değerlendirmelerimi ve çözüm önerilerimi de detaylı olarak anlatacağım. Şimdilik sadece ana başlıkları paylaşacağım:

    Türk Mobilya Sektörünün Temel Sorunları:

      1. Markalaşma
      2. Tasarım ve AR-GE
      3. Sermaye Yetersizliği
      4. Uzman Çalıştırma
      5. Deneyim Eksikliği
      6. Kayıt Dışı Çalışma
      7. İhracatın Artırılması
      8. Vergiler ve Teşvikler
      9. SSK Primleri
      10. Uluslararası Finansman İmkanları
      11. Enerji Fiyatları
      12. Pazarlama ve İletişim Sorunu
      13. Fason İmalat
      14. Üretim Teknolojileri
      15. Uluslararası Standartlar ve Kalite
      16. Müşteri Memnuniyeti
      17. Örgütlenme Sorunu
      18. Eğitim
      19. Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

      Edit (11.7.2009): Yukardaki maddelerin açılımıyla ilgili “Mobilya Sektörünün Temel Sorunları” başlıklı yeni yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

      Likemind İzmir – 12 Haziran

      Yazar: Ali BULUT Tarih: 10 Haziran 2009

      ali-bulut-likemind-izmir

      Dünyada 33 ülkede gerçekleştirilen ve Türkiyede de İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Adana, Kayseri gibi çeşitli illerde düzenlenen “Likemind” buluşması artık İzmir’de.

      Likemind nedir?
      Likemind, benzer pazarlama zekasına sahip, gelişime ve değişime odaklı, inovatif düşünebilen, yeniliklere ve yeni insanlarla tanışmaya istekli kişilerin bir araya gelerek belirli bir gündeme bağlı olmaksızın sohbet ettiği, tanıştığı ve projelerini paylaştığı, belki iş ortağı, belki projesine destekçi, belki de sabah sporu için arkadaş bulduğu, amacı sadece ve sadece bir araya gelmek olan bir organizasyondur.

      Katılım için herhangi bir koşul bulunmayan likemind’a pazarlama yöneticisinden bilgisayar mühendisine, metin yazarından blog yazarına,insan kaynakları uzmanından web tasarımcısına kadar geniş bir ölçekte insanlar katılmaktadır. Bu güne kadar diğer illerde yapılan buluşmalarda birçok fikir ortaya çıkmış ve gerçekleşmiştir.

      İlk buluşma olması sebebiyle 12 Haziran Cuma akşam saat 19:00 ile 21:00 saatleri arasında Gündoğdu Starbucks’ta yapılacak olan likemind İzmir buluşması daha sonra düzenli olarak Gazeteci – Yazar ve Türkiye’nin dünya çapında ki ilk yönetim düşünürü Melih Arat’ın ev sahipliğinde, her ayın ilk Salı günü akşam saat 19:00 ile 21:00 saatleri arasında Gündoğdu Starbucks ‘ta yapılacaktır.

      Bu buluşmada sizi de görmek, değerli fikirlerinizi dinlemek hem bizleri hem de diğer katılımcılarımızı mutlu edecektir.

      Not: İlk buluşma olması sebebiyle daha geniş bir kitleye ulaşmak, katılımcı sayımızı beklentilerin üzerine çıkarmak için bu açık davetiyemizi sahip olduğunuz iş çevresi ile paylaşmanız, bu buluşmaların sürekliliği açısından büyük önem taşımaktadır.

      Trend Raporu – Haziran 2009

      Yazar: Ali BULUT Tarih: 1 Haziran 2009

      ali-bulut-trend-report

      Trendwatching.com’da 2009 Haziran ayı trend raporu birkaç gün önce yayınlandı.

      “Foreverism” ismiyle yayınlanan raporda bazı ilgi çeken alt başlıklar şöyle:

      Forever Presence: İnsanlar bugüne kadar hiç olmadığı seviyede birbirleriyle etkileşim halinde. Etraflarındaki herşey ve herkesle, bir şekilde ortak platformlar geliştirip sürekli bir etkileşimdeler.

      Forever Findable, Forever Following: Çeşitli sosyal ağlar ile hem sürekli ulaşılabilir kalıyor, hem de sürekli takip ediyorlar. Buna bir de Google Latitude gibi lokasyon bazlı hizmetler dahil edilince, tam olarak nerede ne yaptığınız dahi takip edilir oluyor. Bir çok insanın düşündüğünün aksine, bunu yapanlar özel hayat vs anlamında bir kaygı duymuyorlar. 21. yüzyıl fenomenlerinden biri zaten maksimum şeffaflık değil mi?

      Forever Conversing: Büyük markalar da dahil olmak üzere, herkes diyalogun içinde. Sosyal ağlardaki faaliyetlerdeki artışı farkeden markalar, giderek sosyal medyayı daha fazla kullanıyor.

      Forever Beta (The Process is the Product): Bizzat ürünün yaratılma süreci gerçek ürün haline geldi. İnsanlar bu sürecin içerisinde yer almak istiyor. Markalar da bunu farkettiği için ve daha az risk almak için (daha az risk konusunu önceki yazılarımızda da konuşmuştuk) yeni ürün ve hizmetlerini BETA olarak piyasaya sürüyor. Beta süreci hiç tamamlanmayan, gelişimini hiç durdurmayan, nihai hale getirilmemiş ve her gün yeni özellikler eklenen pekçok ürün var.

      Trendler nereye gidiyor ve hayatımız nasıl değişiyor, bunları görmek için raporun tamamını şuradan okuyabilirsiniz.

      Freelance Çalışanlar İçin 35 Online Araç

      Yazar: Ali BULUT Tarih: 28 Mayıs 2009

      ali-bulut-freelance-icin-online-araclar

      Günümüzde giderek yaygınlaşan “Freelance” (serbest çalışma) kültürü, bir yandan kendi evimizde olmanın rahatlığını diğer yandan kendi zamanımızı planlama özgürlüğünü sağladığı için özellikle tercih edilmekte. Blog yazarları, animasyoncular, tasarımcılar, pazarlama danışmanları, stratejistler, metin yazarları, web tasarımcıları, müzisyenler, fotoğrafçılar gibi pek çok meslekten örneğe rastlanabiliyor.

      Bir kuruma ve kurum şartlarına bağlı olmamanın getirdiği özgürlük, serbest çalışanlar için yeteneklerini daha da geliştirebilecekleri bir ortam sağlarken, bir yandan da dış dünyayla daha irtibatlı olarak bakış açısı derinliği sağlıyor. Böylelikle hizmet verdikleri firma ya da markalar için de aslında çok daha faydalı oluyorlar.

      Tabii ki serbest çalışmak dışardan göründüğü kadar kolay değil. Özellikle kendi kendini motive etme konusunda zayıf, disiplinli ve planlı çalışma alışkanlığı olmayan, hedef koyma ve hedefe ulaşma sürecinde yetersiz kalacağınızı düşünüyorsanız en baştan vazgeçin.

      Kendisi de “freelance” (serbest) olarak yazarlık yapan Ritu B.Pant, kariyerlerine evden çalışarak devam edenler için faydalı olabilecek uygulamaları  Freelancefolder ‘da bir liste halinde yayınlamış. Bu ve benzeri uygulamalar etkili kullanıldığında size planlama, yönetim, finansal hizmetler, iletişim gibi pekçok konuda  yardımcı olacak ve hayatınızı kolaylaştıracaktır.

      1. Bubble.us : Beyin fırtınası aracı. Baloncuklar içinde “Mindmap” (kavram haritası) oluşturmak ve daha sonra resim dosyası olarak kaydetmenize yarar.
      2. Relenta : Kontaklarınızı, e-postalarınızı, dökümanlarınızı ve diğer aktivitelerinizi yönetmenize yardım eder.
      3. Wridea : Fikir üretme ve düzenleme servisi. Yazarlar için çeşitli beyin fırtınası araçlarından oluşan sistem.
      4. Slideshare : Online olarak sunum oluşturabilir ve internet üzerinden herkesle paylaşabilirsiniz.
      5. Toodledo : Web tabanlı yapılacak işler listesi.
      6. Mint : Kullanımı çok basit, kişisel harcamalarınızı ve yaptığınız işle ilgili finansal süreçleri takip etmek için ideal bir araç.
      7. eFax : Faks her ne kadar modası geçmiş bir iletişim aracı olsa da, pek çok müşteriniz hala faks kullanıyor olabilir.
      8. Webnote : Web tarayıcınız üzerinden hızlı şekilde not almanızı sağlar. Özellikle kendi bilgisayarınızda olmadığınız zamanlarda site üzerinden not alabilir, kaydeder ve sonra eve geldiğinizde kaydettiğiniz notlarınızı açabilirsiniz.
      9. Box : Müşterileriniz ve arkadaşlarınızla dosyalarınızı paylaşmak için kullanabileceğiniz, son derece basit ama etkili bir online depo.
      10. ReadBag : Bağlantıları kaydetmenize ve işaretlemenize, böyelikle  daha sonra kolaylıkla tarayıcınızdan veya e-postanızdan ulaşmanızı sağlayan faydalı bir sistem.
      11. Stock.xchng : Ücretsiz olarak, blog ya da siteniz için görseller bulabileceğiniz bir site.
      12. YouSendIt : Müşterilerinize 2GB büyüklüğe kadar olan dosya veya klasörleri kolaylıkla göndermenizi sağlar.
      13. WordFast : MS Word tarafından desteklenen tüm dillerde tercüme işlemleri yapar.
      14. FaxZero : ABD ve Kanada’ya ücretsiz faks gönderebilirsiniz.
      15. Copyright : US copyright (telif) hakkında bilmek isteyeceğiniz herşey.
      16. RSS2PDF : RSS beslemelerinizi PDF olarak kaydetmenizi sağlar. Böylelikle çevrimdışıyken de okuyabilirsiniz.
      17. CentralDesktop : Müşterileriniz ve çalışma arkadaşlarınızla, ortak bir alanda iletişim kurmanızı ve dosyalarınızı paylaşmanızı sağlar.
      18. FlightStats : Uçuşlar ve rötarlarla ilgili son güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.
      19. SiteKreator : Hızlı site oluşturma aracı. Tek yapmanız gereken içeriği hazırlamak.
      20. InstaCalc : Web tabanlı, excel sayfaları da dahil, birim dönüştürme ve programlama komutları kullanabileceğiniz bir hesap makinesi.
      21. BlinkSale : Online fatura kesmenizi ve müşterilerinize e-posta ile ulaştırmanızı sağlar. (Henüz Türkiye’de gerekli hukuki alt yapı olmadığı için bu servis yasal değildir)
      22. Skim : Bir PDF dosyası okurken, direk içine notlar almanızı sağlar.
      23. Icebrrg : Online form hazırlama aracı.
      24. ConceptShare : Müşterilerinize online olarak tasarımınızı göstermenizi ve geribildirimlerini almanızı sağlar.
      25. GoToMeeting : Müşteriler ya da çalışma arkadaşlarınızla online toplantılar yapabilirsiniz.
      26. ali-bulut-freelance-icin-online-araclar-3

      27. Wufoo : Online form oluşturmak için diğer bir araç.
      28. Escrow : Müşterinizle aranızdaki ödeme işlemini, iki taraflı garanti altına almak için kullanılabilecek faydalı bir araç.
      29. XE : En güncel döviz kurları üzerinden çevrim işlemini yapar.
      30. ProjectStat.us : Müşterinize özel verdiğiniz bir şifreyle, site üzerinden sizin projenin hangi aşamasında olduğunuzu görmesini sağlar.
      31. CreativeCommons : Ücretsiz olarak yaratıcı çalışmanızı çalınmaya karşı koruma altına alabilirsiniz. Sizin belirleyeceğiniz yetkiler dahilinde çalışmanız paylaşılabilir, kopyalanabilir kulanılabilir.  Bir çeşit online telif koruma aracı.
      32. ProofHQ : PDF, PSD, JPG, Word, Powerpoint ve web siteleri üzerinde açıklama notları yerleştirebileceğiniz bir araç .
      33. ProposalKit : Online olarak kullanabileceğiniz bir sözleşme ve kontrat aracı.
      34. SlimTimer : Bir proje üzerinde ne kadar zaman harcadığınızı online olarak ölçüp, isterseniz faturalama aşamasında da kulanabileceğiniz ve otomatik olarak müşterinize ileten bir araç.
      35. SpotRunner : TV ya da radyo reklam kampanyası yapmayı düşünüyorsanız bu siteye bakmalısınız.
      36. MonkeyOn : Başkaları tarafından yapılmasını istediğiniz iş listeleri oluşturabilirsiniz.
      37. ali-bulut-freelance-icin-online-araclar-2

      Bonus – Abone Olmanız Gereken 5 Blog

      Eğer serbest çalışıyor ya da serbest çalışmayı düşünüyorsanız, faydalı ipuçları ve ilham alabileceğiniz şu beş bloga abone olun:

      1. Freelance Folder : Serbest zamanlı çalışanlara yardımcı olmak için hazırlanan en iyi bloglardan birisi.
      2. Skelliewag : Skellie tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir. Tutkunuzu paraya dönüştürmek istiyorsanız, bu blog tam da sizin için.
      3. Freelance Switch : Serbest zamanlı çalışanlar için yazılan blogların atası olarak gösteriliyor. Eskilerin deneyimlerinden faydalanmak ve bir yandan da yeni ipuçları arıyorsanız bu blog da sizin için.
      4. 43 Folders : Merlin Mann tarafından 2004′te yayınlanmaya başladı. En yaratıcı çalışmanızı yapmanız için size gereken zamanı yaratmayı ve yöntemlerini anlatıyor.
      5. MenWithPens : Yazarlar için hazırlanmış en iyi ikinci blog olarak gösteriliyor. MenWithPens serbest zamanlı yazarlık kariyerinizde bir seviye yukarı çıkmanız için gereken ipuçlarını anlatıyor.

      Listenin bulunduğu orjinal yazı -şurada-

      Sansüre Sansür – YAY! Hareketi

      Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Mayıs 2009

      ali-bulut-sansure-sansur

      Ülkemizde 5651 sayılı kanundaki “internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun” adı altında sunulan ve erişimin engellenmesini gerektiren kusurlu hareketler bahanesiyle, özellikle sanal ortamda sansür, çeşitli yanlış uygulamalar ile giderek artan bir biçimde baş göstermektedir.

      Kapatılan sitelerin, engellenme sebepleri kamuoyuna açıklanmamakta, siteler sadece bir kişinin mahkemeye gitmesi nedeniyle dahi tedbir olarak kapatılabilmektedir.

      06 Mayıs 2009 tarihli erişimi engelli site istatistiklerinde toplam 1874 adet site kapalı görünmektedir.

      Bu engellemelerin sebeplerine baktığımızda

      • En büyük pay, % 38 ile tüm dünyanın seferberlik içinde savaş açtığı “Çocuk istismarı”na aittir. Bu tabii ki son derece HAKLI bir nedendir zira çocuk istismarı ASLA müsamaha gösterilecek bir şey değildir.
      • Kapamaların ikinci büyük nedeni ise %35 ile “müstehcenlik” olarak göze çarpmaktadır. 
      • Ardından ise %10 ile “Diğer” kategorisi gelmektedir.
      • Kalan %10 ise kumar, fuhuş, uyuşturucu, Atatürk’e hakaret, intihara yönlendirme ve sağlık için tehlikeli madde temini nedenlerinin toplamına aittir.

      Bu oranlardan açıkça görüldüğü üzere, uygulamalar suç ile savaştan çok keyfi bir kapamalar silsilesine dönüşmüştür.
      Zira dünyanın en ağır suçlarından biri olan “çocuk istismarı” ile neye göre, kime göre olduğu belli olmayan “müstehcenlik” kavramının neredeyse başa baş gitmesi başka türlü izah edilemez. Ne olduğu anlaşılmayan “diğer” kategorisinin, kalan 6 nedenin toplamıyla aynı oranda olması, suçla savaştan başka bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır.

      Ve bu zihniyetin adı, sansürdür.

      Sanal ortamdaki bu keyfiyetin, gerçek hayata ulaşması kaçınılmazdır. Bugün “müstehcen” bulunarak kapatılan bir site, yarın bir heykele, bir filme, bir kitaba dönüşecektir. Sanal ortamdaki yasaklamaların, eninde sonunda sokakta izdüşümleri olacaktır.

      Dolayısıyla, çok geç olmadan “Sansüre Sansür” demenin zamanıdır.

       

      Sansüre Sansür – Yay! Hareketi , adı üstünde, yaymaktan geliyor. Hem sanal ortamda hem de gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor.

      Bu doğrultuda, elimizde çeşitli malzemelerimiz ve yönetmen arkadaşımız İlkay Kopan’ın çektiği videolarımız var:

      SansüreSansür 01
      SansüreSansür 02
      SansüreSansür 03
      SansüreSansür 04
      SansüreSansür 05

      ali-bulut-sansure-sansur-videolar

      11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.

      Öte yandan, videolar ve banner’lar sanalda yayılırken, gerçek hayatta da boş durmuyoruz tabii ki. Tepkimizi internetten çıkarıp, dışarıda da göstermek için poster ve sticker gibi malzemelerimizden faydalanacağız. Amaç belli: Sansür, her yerde karşınıza çıkabilir. Malzemeler de bu doğrultuda hazırlandı, boşlukları malzemeyi kullandığınız yere göre yazabilirsiniz.

      Örneğin, posteri bir restorana astınız, boşluğu “Bu restorana erişim engellenmiştir” şeklinde doldurabilirsiniz. Bu fikirden hareketle aklınıza yeni bir malzeme fikri gelirse, atış serbest. Neler mi olabilir? Tribünlerde “bu tribüne erişim engellenmiştir” pankartı açmak olabilir, yine mecrasına uygun mesajlarla amerikan servis, tişört, bardak altlığı, föy, stensil gibi daha pek çok şey olabilir, bundan sonrası hepimizin hayal gücüne kalıyor aslında.

      Sizden tek isteğimiz, bu malzemeleri kullandığınızda ya da gerçek hayatta karşınıza çıktığında, hemen bir fotoğrafını çekip, nerede olduğu bilgisiyle birlikte bize göndermeniz. Hareketin ne kadar yayıldığını görmek ve fotoğraflarla sitemizde sergilemek istiyoruz.

      Kısıtlı sayıda malzeme elimizde bulunuyor. Bir süre için bize yazarak malzeme temin edebilirsiniz ya da doğrudan bu sayfadan indirip, kendiniz basabilirsiniz. Farklı formatlarda malzemeleri aşağıdan seçebilirsiniz: 

      Jpeg
      Freehand
      Adobe Illustrator

      Eurovision 2009 ve Şarkıları

      Yazar: Ali BULUT Tarih: 2 Mayıs 2009

      ali-bulut-eurovision

      Rusya’nın başkenti Moskova’da 42 ülkenin katılımıyla gerçekleşecek 54. Eurovision Şarkı Yarışması için geri sayım başladı. 3 Mayıs pazar günü başlayacak provalar için bazı ülke temsilcileri şimdiden Moskova’ya vardılar. Ülkemizi 12 Mayıs’da gerçekleşecek ilk yarı final’de temsil edecek olan sanatçı Hadise de 3 mayıs’da provasını gerçekleştirecek isimler arasında. Avrupa Yayın Birliği’nden (EBU) yapılan açıklamaya göre Eurovision şarkı yarışması bu yıldan itibaren iki yarı final ve final olmak üzere üç aşamalı olarak gerçekleştirilecek. Hadise’nin Türkiye’yi sallayan “Düm Tek Tek” adlı şarkısının yanında acaba diğer ülkelerin şansı ne durumda? Aşağıdaki listede görebilirsiniz, bakalım yorumlarınız nasıl olacak. Bu sene kazanabileceğimize inanıyorum ve Hadise’ye başarılar diliyorum.

      ali-bulut-hadise

      Ülkeler ve Eurovision 2009 Şarkıları:

      1. Albania(Arnavutluk)
      2. Andorra(Andora)
      3. Armenia(Ermenistan)
      4. Azerbaijan(Azerbaycan)
      5. Belarus(Beyaz Rusya)
      6. Belgium(Belçika)
      7. Bosnia&Herzegovina(Bosna Hersek)
      8. Bulgaria(Bulgaristan)
      9. Croatia(Hırvatistan)
      10. Cyprus(Kıbrıs Rum Kesimi)
      11. Czech Republic(Çek Cumhuriyeti)
      12. Denmark(Danimarka)
      13. Estonia(Estonya)
      14. Finland(Finlandiya)
      15. France(Fransa)
      16. FYR Makedonia(Makedonya)
      17. Germany(Almanya)
      18. Greece(Yunanistan)
      19. Hungary(Macaristan)
      20. İceland(İzlanda)
      21. İreland(İrlanda)
      22. İsrael(İsrail)
      23. Latvia(Letonya)
      24. Lithuania(Litvanya)
      25. Malta
      26. Moldova
      27. Montenegro(Karadağ)
      28. The Netherlands(Hollanda)
      29. Norway(Norveç)
      30. Poland (Polonya)
      31. Portugal(Portekiz)
      32. Romania(Romanya)
      33. Russia(Rusya)
      34. Serbia(Sırbistan)
      35. Slovakia(Slovakya)
      36. Slovenia(Slovenya)
      37. Spain(İspanya)
      38. Sweden(İsveç)
      39. Switzerland(İsviçre)
      40. Turkey(Türkiye)
      41. Ukraina(Ukrayna)
      42. United Kingdom(Birleşik Krallık)

      Ekonomik Krizde Cömert Firmalar

      Yazar: Ali BULUT Tarih: 29 Nisan 2009

      ali-bulut-ekonomik-kriz

      Springwise’da yayınlanan bir haberde, toplumsal önemi giderek artan cömertlik – yardımseverlik kavramlarının iş dünyasındaki özellikle teknoloji sektöründeki birkaç uygulamasından bahsediliyor.

      Adobe, geçen ay duyurduğu bir kampanyayla, ekonomik kriz dolayısıyla işten çıkrılmış grafikerler için  ”Flex Builder 3 Professional” yazılımını ücretsiz olarak vereceğini bildirdi. Kampanyaya katılmak için, işsiz grafikerlerin bu programı herhangi bir ticari amaçla kullanmayacakları, sadece kişisel amaçlı kullanacaklarını taahhüt etmeleri isteniyor. Sonra da piyasa fiyatı 699 USD olan bu yazılıma sahip olabiliyorlar.

      İspanyol telekom firması  Telefónica ise geçen ay, işten çıkarılmış sabit ve mobil hat abonelerine %50′ye yakın indirim yapacağını açıkladı. Kampanya ayrıca serbest çalışan aboneler için de geçerli. Kampanya şartlarına göre en az 6 aylık abone olmanız gerekiyor, neticede aylık maksimum limit 20 € olmak üzere sitedeki başvuru formunu doldurarak kampanyaya katılabiliyorsunuz.  

      Bushfire Housing, Avustralya’da gerçekleşen büyük yangınlardan sonra evsiz kalanlar için hazırlanmış bir çözüm. Bir grup insan siteye girerek geçici olarak bir odalarını, yataklarını ya da evlerini yangın mağdurları için kullanıma açıyorlar. Yangın mağdurları da yine aynı site üzerinden ücretsiz olarak bu imkanları buluyorlar. Yardımlaşma kültürü için güzel bir örnek.

      Londra’da bulunan Lucky Voice kareoke barı ise pazartesi günleri belirli saatlerinde doktor, hemşire, öğretmen, polis, vs gibi kamu çalışanlarına ücretsiz hizmet veriyor. Önceden rezervasyon yaparak faydalanılan sistem, ekonomik krizin yükünü biraz da olsa üstlenebilmek için kamu çalışanlarına böyle bir jest yapıyor.  

      Ücretsiz yazılım, indirim, paylaşım ya da jest, her ne olursa olsun bugünlerde markalar için tüketicilerinin ekonomik krizdeki mağduriyetlerini paylaşmak adına pekçok fırsat var. Bir marka yöneticisi için en temel kavramlardan birisi tüketicileriyle birşeyleri paylaşmaksa, bunun en sempatik yollarından biri, karşılıksız vermek ya da cömertliklerini göstermek olacaktır. Müşterilerinizin sorunlarına duyarlı olun.

      Müşterilerinizle duygusal bağ mı kurmak istiyorsunuz? İşte size fırsat…

      Vermeye, yardım etmeye, cömertliğinizi göstermeye odaklanın. Bununla ilgili binlerce uygulama geliştirebilirsiniz. Hatta şimdiden benim aklımda en az on tane belirdi…

      GÜNÜN YAZILIMI

      ETİKETLER

      ÜYELİK

      Bu blog BloggerV.com üyesidir.