Subscribe to Marka Yöneticisi

‘Teoride’ Kategorisi Arşivi

Dijital Pazarlama Notlarım

Yazar: Ali BULUT Tarih: 14 Mayıs 2009

ali-bulut-dijital-pazarlama

Dijital pazarlama kavramı aynı zamanda interaktif pazarlama, internet pazarlama, e-pazarlama şeklinde de kullanılıyor.

  • Peki dijital pazarlama nedir?
  • Geleneksel pazarlamadan farklı yanları nedir?
  • Neden dijital pazarlamaya ihtiyaç duyar olduk? 
  • Stratejik avantajları nelerdir?
  • İnovasyonla nasıl ilişkilendirilebilir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; dijital pazarlama bir satış yöntemi değildir. Ulaşılan sonuçları sayesinde satış artışı sağlayan, bir ilişkilendirme ve iletişim sürecidir. Ayrıca pazarlama planı ile dijital pazarlama planı da aynı şeyler değildir. Zaten şirketlerin pek çoğu halihazırda;

  • pazarlama stratejisine,
  • pazarlama planına,
  • dijital pazarlama planına  
  • marka yönetimi stratejisine sahip değildir.

İnternetin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, müşterilerle markaların etkileşim ve iletişimleri de hızla değişti. Pazarı, internet öncesi ve sonrası diye şöyle düşünebiliriz:

İnternet Öncesi

İnternet Sonrası

  • Monolog
  • Tek yönlü fonksiyon
  • Kitlesel iletişim
  • Statik
  • Yaylım ateşi yaklaşımı
  • Müşteriler arasında iletişim yok
  • Müşterileri tanımlamak zor
  • Müşteri yönetimi zor
  • Diyalog
  • Kişiye özel pazarlama
  • Gerçek zamanlı
  • Dinamik
  • Ortaklaşa katılım
  • Segmentlere ayrılmış
  • Yoğun müşteri iletişimi
  • Daha fazla müşteri  verisi

 

Dijital pazarlamanın sağladığı stratejik avantajlara gelirsek:

  • Rekabet avantajı için yeni kaynaklara ulaşımı kolaylaştırır
  • Aracısız dağıtım modeli
  • Tedarik zincirinin optimizasyonu
  • Yeni iş modelleri üretilmesi
  • Ulaşılmamış alt segmentleri de hedefleyebilme
  • Pazarı daha verimli kullanmak
  • Daha dürüst ve şeffaf pazar döngüsü 

Peki dijital pazarlamada bunca zaman birşeyler değişmedi mi? Yani 10 yıl öncesiyle şu an arasında ne farklar var? Dijital pazarlamanın temel kuralları, aradan geçen zamanla ve sürekli değişen tüketici eğilimleri nedeniyle yeni bakış açılarına ihtiyaç duydu:

 

Dijital Pazarlamanın Temelleri

Dijital Pazarlamada Yeni Yaklaşımlar

  • Dijital pazarlama planı hazırla
  • İyi bir domain seç
  • Site tasarla ve altyapısını hazırla
  • Sitene gerekli bağlantıları kur
  • SEO planı ve stratejini belirle
  • Gerçek zamanlı site analizlerini izle
  • İletişim için e-posta ve anlık mesajlaşma sistemlerini kullan
  • Müşterilerinin e-posta listesi tut
  • Online reklam ver
  • Trafiğini artır
  • Önce fikir satmayla başla
  • Fikrinin etrafında bir kitle oluştur
  • Büyüklük önemli değil
  • Kontrolü kitleye vererek riskini azalt
  • Yetkilendirme sınırları koyma
  • Şeffaflık büyük değer yaratır
  • Doğruluk hızlı yayılır, dürüst ol
  • Fiyat tek başına önemli değildir
  • Değer zincirini optimize et
  • İş modelini sürekli yeniden kurgula
  • Statükoyu değiştir

 

Eskiden pazarlamanın 4P’sini (ürün, fiyat, tanıtım, kanal) şirketler belirler, bütün riski tek başlarına alırlardı. Daha sonra bunu tüketicilerine sunar ve stratejilerinin işe yaramasını umarak satış tablolarıyla yatıp kalkarlardı. Ama şimdi değişen pazar koşulları ve gelişen teknoloji ile, kitlelerin de bu süreçlere dahil olması kolaylaştı.  Artık ürünün tasarımından, fiyatına, tanıtımına kadar pek çok aşamada tüketiciler direk belirleyici figür haline geldi. Bunu dijital pazarlamanın merkezine koyan firmalar stratejik avantaj sağlamayı başardı.  

Tahmin etmeye çalışarak tüm riski üstleneceğinize, bırakın insanlar sizin yerinize sorunlarını dile getirsin, çözüm önerileri sunsun, çözümleri talep etsin. Böylesi hem daha az riskli, hem de daha hızlı…

Profesyonellerden Dijital Pazarlama Sırları

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Mayıs 2009

ali-bulut-online-pazarlama

John Jantsch, Duct Tape Marketing  “Muhabirlik yapın. Bir gazete veya dergide çalışın demiyorum, ama yeni medya araçlarından blog ya da podcast kullanabilirsiniz. Endüstrinin ileri gelenleriyle, komünite liderleriyle, yazarlarla röportaj yapın. Ürününüzün demosunu yapmak için randevu almak yerine, bir sonraki blog ya da podcast yayınınızda yer alacak bir röportaj için randevu isteyin. Gözlerindeki değeriniz otomatik olarak değişecek, uzman rolünüz öne çıkacaktır. Ayrıca pazarlama materyalleriniz için muhteşem içeriklere sahip olacaksınız.”

Yaro Starak, Entrepreneurs Journey  “Diğer pekçok blogger’ın yapmadığı ama benim yaptığım birşey var, kendi email listemi oluşturdum. Gerçi sırrım bu listeyi oluşturmak değil, neticede online pazarlama yapan herkes için bilindik birşey bu. Fakat sırrım, bu listeyi ve blogumu birlikte nasıl kullandığımda.

Basit bir örnek vereyim. Blogumda ürün inceleme yazıları yazıyorum. Ciddi ve dürüstçe ürünü test ederek, olumlu ve olumsuz görüşlerimi çekinmeden anlatıyorum. Blogumda yayınladığım ürünlerin satışı üzerinden elde ettiğim gelir önce çoğunlukla az bir miktar oluyor. 

Sonra, ürün inceleme yazıma, email  listemdekileri davet etmek için kısa bir email hazırlıyorum. Ardından, yazıma ciddi bir ziyaretçi trafiği oluyor ve blog arşivlerine kaldırılacak kadar eskise bile, ben hala satış komisyonları almaya devam ediyorum. Bir blog yazısı ve bir email ile kolaylıkla gelir elde etmenin yolu.  

Matt McGee, Small Business SEM  “SEO, geleneksel pazarlamaya benziyor. Gerçek hayatta müthiş bir ürün bulmak ve insanların ondan bahsediyor olmasını istersiniz. Sanal tarafta ise, müthiş bir içerik hazırlayıp, insanların o içeriğe  link vermesini istersiniz. Gerçek hayatta bunun için muhabirler ve gazetecilerle ilişkiler kurun, sanal tarafta ise blog yazanlarla. Gerçek hayatta müşterilerinizle sık sık bir araya gelin, sanal tarafta sosyal ağlarda bulunun. İnsanlara hakkında konuşabilecekleri (link verecekleri) birşeyler sunun, iletişime katılın ve işte SEO başarısı yolundasınız” 

Liz Strauss, Successful Blog  “En iyi promosyon, diğer insanları promote etmektir. Müşterilerinizi, onların arkadaşlarını, kendi arkadaşlarınızı promote edin. Sürekli etrafta kimin neyi iyi yaptığına bakın ve bu konuda ilk konuşan siz olun. İnsanlara o yönü işaret eden ilk kişi olun. Böylelikle ne kadar akıllı bir takım oyuncusu olduğunuzu,  yetenekler ve karakter konusunda ne kadar iyi gözlemci olduğunuzu ve yaptığınız işte ne kadar güvenilir olduğunuzu gösterebilirsiniz.”

Maki, Editor, Dosh Dosh  “Benim pazarlama sırrım, “zamanı yakalamak”. Pekçok pazarlamacı, çevresi üzerinde etkin insanlarla ilişkide olarak ve  dinleyicileri üzerinde güven oluşturarak markalarının geniş kitlelerce benimseneceğinden bahseder. Güven unsuru her ne kadar önemli olsa da, sosyo kültürel geribildirimlere hızla ve zamanında reaksiyon verebilmenin de en az onun kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

Gazeteler geniş kitlelere ulaşır. O nedenle gazeteleri takip edin, çünkü insanlar ne okuyorlar, nelerden etkileniyorlar, geribildirimleri nasıl oluyor gibi soruların cevabı orada. İşte, zamanı yakalamak bu yüzden, komünitenin ilgilendiği konularda sadece ilişkilendirme değil aynı zamanda kendi yüzünüzü gösterme açısından da fırsatlara açık ve güçlü bir yol.”  

Mack Collier, The Viral Garden  “Blog yazmadaki başarınız aslında diğer insanlara sağladığınız faydayla eşdeğer. Örneğin, pek çok şirket bloglara, kendi ürünlerini satma amaçlı bir kanal olarak bakıyor. Oysa bloglar direk satış kanalı değildir. Buradaki kilit nokta, önce komünitenin faydalanacağı içerik üretmek sonra da komünitenin ona belli bir değer biçmesini beklemek. Eğer okuyucularınıza direk bir fayda önerirseniz, böylelikle satışlarınızda blog çabalarınızdan kaynaklanan indirek bir artış göreceksiniz. Ama eğer şirket, direk olarak kendi markasını promote etmeye denerse, okuyucular içerikte kendileri için herhangi bir değer bulamayacak ve bu da blogun sonu olacak.”

Guy Kawasaki, Truemors -– “Bloggerların, sizin yapmanız gerektiğini düşündüğü şeylerin tam tersini yapın.”

Profesyonellerden Pazarlama Sırları

Yazar: Ali BULUT Tarih: 5 Mayıs 2009

ali-bulut-pazarlama-sirlari

Seth Godin, SethGodin.com “Vaad edin ve sözünüzü tutun. Basit, ama bu bir sırra dönüştü.”

Jackie Huba, Church of the Customer “Etkileme ve etkileşim, satışın yeni hali. WOM ile hızla büyüyen firmaların arkasındaki göze fazla batmayan bir sır. ”

Jonathan Fields, Awake at the Wheel “Egonuzu mu büyüteceğinize yoksa ailenizi mi geçindireceğinize karar verin. Seksi ve pahalı imaj yenileme kampanyaları reklam ajansınızın belki hoşuna gidecektir, ama istisnaları saymazsak, küçük firmalar için, banka hesabınıza ya da yemek masanızdaki tabağınıza bir katkısı olmayacaktır. Bunun yerine markalaşma çabalarınızda ücretsiz PR seçeneklerini deneyin. Paranızı ölçülebilir ve direk tepki yaratacak pazarlama kampanyalarına harcayın.”

Toby Bloomberg, Diva Marketing “Annenizin ya da hocanızın size ne söylediğini unutun . “Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız, başkalarına da öyle davranın” altın kuralı, pazarlama stratejisi geliştirmede işinize yaramaz. Müşterinizi anlamak için, onların değerleri, ihtiyaçları ve beklentileriyle sizinkiler arasındaki farkları tespit edin. Pazarlamacılar için yeni altın kural:  Müşterilerinize, onlar nasıl istiyorsa öyle davranın.”

Scott Shane, Author of, Illusions of Entrepreneurship – “Araştırmalar gösteriyor ki pekçok yeni girişim fiyat rekabeti ile ilgileniyor. Oysa zamanla bunun sonucunda kötü performans geliyor.”

Tim Berry, Planning Startups Stories “Pazarlamanın en pahalı mitlerin birisi, daha düşük fiyatın daha fazla satış getireceği. Kömür veya akaryakıt için bu geçerli olabilir, ama çoğu iş için değil. Daha düşük fiyat neyi ifade eder bir düşünün, mesela siz her zaman en ucuz restoranda mı yemek yersiniz? En ucuz markalardan mı giyinirsiniz? En ucuz arabayı mı tercih edersiniz? Fiyatlandırma, değerinizin en iyi ifadesidir.”    

Andy Birol, Author of , The 5 Catalysts to 7 Figure Growth – “Birçok pazarlamacı, müşterilerini memnun etmek için beklentilerin ötesini sunmaları gerektiğine inanır. Oysa müşterilerine sorarlarsa, cevaplarda görecekler ki, müşterilerin en temel sorunlarını ve ihtiyaçlarına çözüm önermek daha önemlidir. ”

Drew McClellan, Drew’s Marketing Minute “Daha azını yapın. Pazarlamanın en baştan çıkarıcı yönlerinden biri, farklı pazarlama taktiklerinden oluşan geniş bir açık büfeyi pazarlama planı içerisine yerleştirmektir. Pazarlamacıların çoğu, daha fazlanın daha iyi olduğu hatasını yaparlar. Oysa daha azını yapın, ama daha iyi yapın. 3-4 pazarlama taktiğini alın ve sıradışı bir uygulama ile hedef kitlenizi harekete geçirin. %100 tutarlı , %100 ilişkili. Daha azını yapın, ama daha iyi yapın.” 

 

Marka Yöneticisi Kimdir?

Yazar: Ali BULUT Tarih: 22 Nisan 2009

ali-bulut-marka-yoneticisi-kimdir

Marka yönetimi görevi ve disiplini, 1931 yılında Procter&Gamble çalışanlarından Neil H. McElroy tarafından başlatılmıştır.

Marka yöneticisi, en basit anlamda bir ürün ya da markanın pazarlama fonsiyonlarını planlar, geliştirir ve yönetir. Pekçok firmada birbirinden farklılık gösterse de marka yöneticisi görev tanımı kapsamında satış, reklam, halkla ilişkiler, arge, pazar araştırmaları, dağıtım, bilgi işlem uzmanlarıyla da yapılacak işbirliğini koordine eder. Bu nedenle işletme, pazarlama, iletişim, teknoloji alanlarında bilgili olması, en az 5 yıllık bir iş tecrübesi olması gerekir.

Bunun dışında bir marka yöneticisi;

1- Yenilikçi ve tutarlı bir vizyona sahip olmalıdır.
2- Ekonominin dinamiklerini bilmeli, piyasaları takip etmeli, öngörülü davranabilmelidir.
3- Çevresinde olup bitenlere iyi bir gözlemci olmalıdır.
4- Bilen değil yapa-bilen olmalıdır.
5- Girişimci karakterli olmalı, proaktif davranabilmelidir.
6- Pazarlamayı iyi bilmelidir.
7- Pazarlama planı hazırlayabilmelidir.
8- Organizasyon ve sistem altyapısı kurabilmelidir.
9- Markasını/ürününü iyi tanımalı, rakipleriyle kıyaslama yapabilmelidir.
10-Hedef kitlesini iyi tanımalıdır.
11-Hem estetik gözü olmalı, hem de stratejik bakış açısı olmalıdır. Gerektiğinde reklam, halkla ilişkiler, görsel düzenleme konularında yaratıcı brif hazırlayabilmelidir.
12-Satış tecrübesi olmasa da, satış kampanyaları kurgulayabilmeli ve satış odaklı da düşünebilmelidir.
13-Finansman, bütçe, maliyet analizi konularından anlamalıdır.
14-Fiyatlandırma, dağıtım, müşteri ilişkileri, servis, promosyon, iş geliştirme, kanal yönetimi konularına hakim olmalıdır.
15-Ekibiyle etkin iletişimde olmalı, liderlik edebilmelidir.
16-Müşteriyle empati kurabilmelidir.
17-”Her şeyi ben bilirim!” mantığında olmamalı, çevresindekileri ve müşterileri dinlemeyi bilmelidir.
18-Teknolojiyle arası iyi olmalıdır.
19-Yabancı markaları ve literatürü de takip edecek kadar yabancı dile hakim olmalıdır.

Krizde Kendi Fırsatınızı Yaratın

Yazar: Ali BULUT Tarih: 20 Nisan 2009

ali-bulut-krizde-firsat

Hepimizin gündemine son altı aydır işten çıkarmalar, kapanan işyerleri, küçülen firmalar, artan işsizlik oranı, tüm sektörlerde durgunluk haberleri oturdu. Hatta gündelik sohbetlerimizin içlerine kadar sindi  yoğun kıvamıyla. Üniversiteden yeni mezun olmuş bir genç için oldukça karamsar bir tablo. Aslında diğer yandan şu anda çalışanlar için de bir o kadar iç karartıcı. 

Fakat yolun sonu da değil, neticede dünya dönmeye devam ediyor ve bugünün bir de yarını var. 

Şahsen ben böylesi durgunluk zamanlarının herkes için fırsatlar sunduğuna inanıyorum. Dolayısıyla gelecek odaklı, doğru yeteneklere sahip ve toparlanan piyasalarla birlikte  kendisini doğru konumlandıracak marka yöneticileri için de… Son altı aydır çevremdekilerle de sık sık paylaşıyorum bu fikirlerimi. Her krizden sonra olduğu gibi, bu krizle de birlikte bütün sektörler bir aşama daha profesyonelleşecek ve pazarlama kavramının daha fazla farkına varmış olacaklar. Tüketicileri daha fazla dinlemek, daha samimi iletişim kurmak, daha şeffaf olmak, daha hızlı olmak, daha stratejik davranmak, daha yenilikçi düşünmek  zorunda kalacaklar. Yeni şartları sağlayamayacak olanların ise bir bir elendiğini göreceğiz. İktisadi denge açısından bakarsak da, bu elenenler yerine yenileri gelecektir. Bu durumda yeni gelen firma ve markaların, bizimle daha ilgili olacağı ve işbirliği konusunda daha istekli olacaklarına inanıyorum.  

İşte bizim şu an yapabileceğimiz en iyi şey,  mevcut kriz ortamında bile fırsatların nasıl farkedileceği ve yakalanacağına dair bazı gereklilikleri görmek. Sadece iş bulmak isteyenler değil, aynı zamanda mevcut işini de korumak isteyenler için bazı ipuçları:

1- Esnek Olun:

Kriz döneminde iş alanında esnek olmanız gerekebilir. Normal şartlarda kabul etmeyeceğiniz bazı angarya sorumlulukları da üstlenmeniz gerekebilir. Böyle dönemlerde işverenler, daha fedakar çalışanlar peşindedir. Unutmayın,  bunu, geçici bir süreç olarak kabul ettiğinizi işvereninize söylemekte acele etmeyin. İşler yoluna girdiğinde elinizde pazarlık etmek için nasılsa yeterince kozunuz olacaktır.

2- Eskimo’ya Buz Satın:  

İş görüşmesinde veya çalıştığınız işyerinde sunacağınız çalışmalarda, kendinizi pazarlayabilmeniz günümüz iş dünyasının hayati gerekliliği. Sadece kendinizi dümdüz anlatmanız ve yansıtmanız değil, aynı zamanda etkili ve yumuşak bir tarzda kendinizi nasıl konumlandırdığınızı hissettirmeniz de gerekiyor. Güçlü egoların olduğu marka yönetimi dünyasında, emin olun yumuşak bir satış üslubu, nisbeten daha agresif bir üsluba göre avantajlı olur.

3-  Tanıyın: 

Satmaya çalışmadan önce ürünle ilgili yeterli bilginiz olsun. Yani güçlü ve zayıf yanlarınızı bilmeniz gerekiyor. Bu yüzden önce özeleştirinizi yapmalısınız. Sonra da güçlü yanlarınızı kullanmaya ve zayıf yanlarınızı da geliştirmeye odaklanmalısınız. 

4- Nereye Gitmek İstiyorsunuz:

Bir marka yöneticisi olarak neyi başarmak ya da nereye varmak istediğiniz konusunda güçlü bir vizyonunuz olmalı. İşveren için istek, tutku ve zafer kazanma hırsınız önemlidir.  Aynı zamanda farklı iş fırsatlarından birini seçmek durumunda kaldığınızda, güçlü bir vizyon sahibi olmanız doğru karar vermenizi kolaylaştırır. 

5- Kendinizi Geliştirin: 

Bildiğiniz bir işi daha iyi yapabilmenin yollarını arayabilirsiniz. Ya da herhangi bir yeteneğinizi daha da geliştirebilirsiniz. Birşeyleri daha iyi yapmaya çalışmak, hayatta sahip olmamız gereken önemli bir bakış açısıdır.  

6- Öğrenmeyi Öğrenin:

Mevcut yeteneklerinizi geliştirmenin yanısıra, aynı zamanda yeni birşeyler de öğrenmeye çalışın. Bunu sistematik olarak yapmakta fayda var. Louis Pasteur’un güzel bir sözü var. “Şans, hazırlıklı zihinden yanadır”. İşte bunun için de sistematik keşif yapmak lazım. Başlangıç olarak her hafta yeni birşey öğrenme hedefi koyun kendinize. Marka yönetimi ve pazarlama, o denli geniş bir alanı kapsıyor ki, sadece okulda öğrendiklerimiz asla yeterli olmayacaktır. O yüzden geçen yıllarla birlikte proaktif bir öğrenme alışkanlığı da kazanmak önemlidir.

7- Risk Alın:

Marka yöneticisi olmayı hedefleyen yeni mezun bir pazarlamacının risk alması için en uygun zaman. Güvenli ve  stabil, ama sınırlı bir işte çalışmaktansa, gelecekte sizin için daha fazla seçenek yaratacak bir işi tercih edin.

8-  Marka Sizsiniz:

Tabii ki kendinize bir logo yapın demiyorum. Ama madem marka yöneticisiyiz, o zaman neden örnek çalışma olarak  kendimizi bir marka gibi düşünmeyelim. Hedeflerimizi tanımlamalı,  ürünümüzün niteliklerini yakından tanımalı, konumlandırma ve iletişim faaliyetlerini planlamalıyız. Sonra nasıl algılandığına bakmalı ve gerekirse duruşumuzu yeniden gözden geçirmeliyiz. Hatta iyi oluşturulmuş kişisel bir blog, algılama yönetimi için gayet tutarlı ve güçlü bir araç olur.

9- İşinize İnanın ve Sevin: 

Önce şunu belirtmeliyim ki, işverenler, işlerine tutkusu yetersiz olan ya da hiç tutkusu olmayan çalışanlardan nefret eder. İlk önce siz kendi yaptığınız işten heyecan duymalısınız, ki bu heyecanı başkalarına da aktarabilesiniz. Bir iş görüşmesinde geçmiş başarılarınızdan bahsederken de aynı tavrı sergileyebilirsiniz. 

10- İlişkiler ve İletişim: 

Bir keresinde bir iş görüşmesinde özgeçmişime bakarak, kibarca kısa bir zamana pekçok şey sığdırmaya çalıştığım söylenmişti. Aslında tedirgin olmuşlardı da belli ki. Neticede 3 ayrı ülkede, 4 ayrı şehirde, tekstil, mobilya, kimya sektörlerinde çalışmak, blog yazmak, onlarca eğitim ve workshop, danışmanlık, projeler vs bir arada olunca doğal olarak çabuk sıkılan ya da sabırsız biri izlenimi vermiştim. Bu noktada iletişimimi, güçlü yanlarımdan ikisinin adaptasyon ve öngörü yeteneğimin olduğuna odakladım. Oldukça hareketli görünen geçmişimin benim adaptasyon yeteneğimi epey geliştirdiğini ve bu sayede yeni bir firmada yeni bir pozisyon ve hedeflere kolaylıkla adapte olacağımı vurguladım. Ayrıca yine renkli bir hayatın nitel ve nicel olarak güçlü deneyimler yüklediğini, durumsallık ve öngörü yeteneğimin bu nedenle geliştiğini, bunun da özellikle yaptığım işle ilgili olarak çok gerekli bir özellik olduğunu vurguladım. Sonuç? Tabii ki iletişim yeteneği kazandı. Unutmayın iyi ya da kötü denen şey, nereden baktığınızla, neyle refere ettiğinizle ilgilidir. Bazen karşınızdakinin referans noktasını usulca kımıldatmak herşeyi çözer.   

11- İş Ciddiyeti: 

Bizlerden daha genç meslektaş ya da adaylarla konuşuyorum bazen. Çoğunlukla kaliteli iş yerine, kaliteli özel yaşama  odaklandıklarını görüyorum. Tabii ki onlar henüz genç. Fakat başarılı bir marka yöneticisi, en az yaşam stili kadar, iş disiplini ve ciddiyetine de önem vermelidir. Zaman planı yapmayı, plana sadık kalmayı, belirlenmiş bütçeler içinde ve kaliteli sonuçlar sunmayı prensip edinmiş olmalıdır.

12- Sıkı Çalışın: 

Pazarlama alanında hızlı ilerlemek için zamanı doğru kullanmak lazım. Gençken çok sıkı ama aynı zamanda zekice çalışmalısınız. İş görüşmelerinde, hedeflediğiniz sonuçlara ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacağınızı hissettirin. Kısa proje süreleri içerisinde kaliteli sonuçlara ulaşmış olmak, özgeçmişinizde vurgulayabileceğiniz en güçlü silahınız.

13- İşinizle Parlayın: 

“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”. Parlak sonuçlar aldığınız ve başarıyla tamamlanmış her projeniz, sizin adınıza sizin tanıtımınızı üstlenir. Yine aynı noktaya geliyoruz, kaliteli ve adından söz ettirecek işler yapmaya odaklanın.

14- Ev Ödevi: 

İş görüşmesine gitmeden önce ev ödevinizi hazırlamalısınız. İnternette pek çok çeşidini bulacağınız kontrol listelerini kullanabilirsiniz.  Şirketle ilgili bilgiler, görüşme yapılacak kişiyle ilgili bilgiler, pozisyonla ilgili bilgiler, sık sorulan sorular vs gibi konularda hazırlıklı olmanız gerekiyor. 

15- Ağ: 

Çevrimiçi ve Çevrimdışı… Her iki türlü de geniş ve güçlü bir ağınız olmalı. Özellikle internetteki sosyal ağları kullanmıyorum deme lüksünüz yok. İnternette yoksanız, siz yoksunuz… 

16- Özgeçmişinizi Güncelleyin:

Özgeçmişinizi sürekli güncelleyin. Burada kastettiğim yeni bilgileri eklemek değil. Onu zaten yapacaksınız. Benim kastettiğim eski bilgilerinizi de sık sık gözden geçirmeniz. Bu nasıl olur demeyin. Beş sene önce yazılmış eski işlerinize ait iş tanımlarınızda öne çıkardığınız özellikleriniz, belki bugünkü hedeflerinizle örtüşmüyor. Ya da belki bugünkü hedeflerinizle ilgili, geçmiş işlerinizdeki tanımlarınıza bazı eklemeler yapmanız gerekiyor. Belki bir firma ile bu arada ikinci kez görüşmeniz gerekti ve firma özgeçmişinizdeki değişiklikleri farketti. Tamam sorun yok, işte size hedefleriniz ve vizyonunuzdaki değişim-gelişimi anlatmak için bir fırsat. 

17- Yetenekleriniz Değil Sonuçlar:  

Özgeçmişinizde muhtemelen “takım oyuncusu” olduğunuzdan ya da “yenilikçi” bakış açınızdan bahsediyorsunuz. Hmm, o halde sanırım birkaç yüzbin kişiyle aynı kulvardasınız demek. Oysa bunun gibi tanımlar yerine, daha kişisel ve detaylı sonuç ifade edenleri tercih edin. Mesela “Dört kişilik X proje ekibinde şu görevi yürüttüm” ya da “X fikrini, Y ürününü, Z kampanyasını hazırladım” gibi.

18- İlgi Alanlarınızı Çeşitlendirin:

İlgi alanlarınızı işinizle direk bağlantılı olmayan alanlara doğru çeşitlendirin. Bu size yaptığınız işte de ilham verecektir. İş görüşmelerinde veya iş arkadaşlarınızla bunları paylaşabilirsiniz, bu sizi daha ilgi çekici ve özgün kılacaktır.   

19- Problem Çözen Olun:

Hiçkimse sürekli yakınıp duran insanları sevmez, onlarla vakit geçirmek istemez. Bahse girerim işverenler de… Sizden yaratıcı ve çözümcül olmanız bekleniyor. O zaman kısıtlı bütçe, kısıtlı zaman ya da kısıtlı iş gücü ile dahi yapabileceğinizin en iyisini yapmaya odaklanın. Kriz zamanlarında içinde yarısına kadar su olan bir bardağa baktığınızda, görmeniz gereken “yarım bardak su”dur… “yarısı boş bir bardak” değil…

Logo Tasarımında 4 Önemli Kriter

Yazar: Ali BULUT Tarih: 6 Nisan 2009

ali-bulut-logo-tasarimi

Logonuz, imajınızı etkili bir şekilde yansıtacak ve sizinle ilgili ilk intibayı oluşturacak en önemli görsel sembollerinizden biridir. Taşıdığı değerler itibariyle güçlü ama algılanma olarak son derece sade olması tercih edilir. Böylelikle hatırda kalması daha kolay olur.

Kurumsal bir logo oluştururken, tasarım süreciyle ilgili 4 önemli kriterden bahsedebiliriz:

1- Renk:
David Airey “What Makes a Great Logo” makalesinde başarılı bir logo çalışmasıyla ilgili 4 kritik özellikten bahseder: Tanımlanabilir, Hatırlanabilir, Renksiz haliyle de güçlü etkisi olan ve Küçültülebilir (gerekirse küçük simge halinde kullanıldığında da güçlü etkisini sürdüren). Bu yüzden David logo tasarımına öncelikle siyah-beyaz olarak başlanması gerektiğini savunuyor. Hatta pekçok yerde (fotokopi,faks vs) logonuz zaten siyah beyaz olarak temsil ediliyor olacağı için, renksizken de güçlü etkisi olan bir logomuz olmalı.

Peki logomuzu renklendirme aşamasında ne yapacağız? Bunun için önce bazı renklerin anlamları ve temsil ettiği değerlere bir bakalım:

Kırmızı: enerji, güç, savaş, kan
Turuncu: coşku, yaratıcılık
Sarı: güneş, mutluluk
Mavi: derinlik, güven, sadakat
Yeşil: büyüme, uyum, tazelik
Mor: saltanat, lüks
Siyah: güç, şıklık, ölüm
Beyaz: iyilik, masumiyet, ışık

Diğer renklerle ilgili tanımlara buradan ulaşabilirsiniz. (İngilizce)

2- Font:
Markayı ister logotype içerisinde grafik olarak kullanıyor olun, ister grafik sembolün altına ayrıca belirtiyor olun, buradaki 3 noktaya dikkat etmeniz gerekiyor:
• Kullanılacak tüm boyutlarda okunabiliyor olmalı
• Marka ruhunu yansıtıyor olmalı (resmi, sportif, trendy vs)
• Tasarımla bütünleşmiş olmalı

3- Stil:
Eğer logonuz daha geleneksel ve resmi bir işi temsil edecekse, örneğin bir hukuk ya da muhasebe firması, bu durumda harflerin üzerinde yarış yapan kayakçılar gibi bir animasyon kullanmanız pek de akıllıca olmayacaktır.
Aslında aynı sektördeki diğer örnek çalışmaları inceleyerek başlamakta fayda var. Fakat tabii ki ayrışmasını istediğiniz bir logo için farklılık yaratacak unsurlar da eklemeniz gerekiyor.
Ayrıca logoyu kullanacağınız yerleri (kartvizit, antet, ürün etiketleri, tabela vs) baştan düşünerek, yatay ve dikey boyutlara da dikkat etmek gerekiyor. Çok geniş ya da çok yüksek bir logo, pratikte başınızı ağrıtacaktır.

4- Grafik İmaj:
Markayı temsil edecek grafik çalışmaya gelince KISS kuralını da atlamamak lazım (Keep It Simple Stupid). Bazı durumlarda ise grafik imaj kullanmak yerine, markanın stilize edilerek yazılması şeklinde de bir logo oluşturulabilir.

Fakat belirli bir uzaklıktan bile grafik çalışmanın algınabilmesini sağlamak tutmak lazım.

Tüm bunlarla birlikte unutulmaması gereken bir husus da, logonuz farklı uygulamalarda deforme edilmeden kullanılmalı. Örneğin promosyon olarak dağıtacağınız tişörtler üzerinde nakış olarak işleyeceğiniz zaman, çok ince detaylara sahip bir logo işinizi zorlaştıracaktır. Ayrıca web ya da ekran üzerinde göreceğiniz renklerle, baskılı malzemelerde göreceğiniz renkler arasında fark olmaması için, tasarım aşamasında referans renk kodları (pantone vs) kullanmakta ve farklı basılı materyaller üzerinde test etmekte fayda var.

Marka Yöneticilerine Pratik Bilgiler -5-

Yazar: Ali BULUT Tarih: 22 Mart 2009


ali-bulut-marka-yonetimi

“Reklam bütçeleri azalmaya devam edecek, çünkü artık reklamla geçmişte olduğu gibi inanç ve güven yaratmak mümkün olmuyor. Günümüzde tüketiciler, yatırımcılar ve önemli hedef kitleler her zamankinden daha fazla şüpheci.”
Mike Paul, President and Senior Counselor
MGP & Associates PR

 

“Tüketicilerin, markaların iletişimlerinde samimi olduğunu düşünmeleri yeterli değil. Zaten, samimi değilseniz size kimse inanmayacaktır. Başarılı olmak için şeffaf olmanın yanı sıra, ilişki oluşturabilmek adına müşterilerine bir katma değer sunmak zorundalar.”
Hayes Roth, Chief Marketing Officer
Landor Associates

 

“Tüketiciler MySpace’den bloglara ve mesaj panolarına kadar her yerde pazarlamacılardan çok birbirlerinin seslerine kulak veriyor. ABD’de online olan nüfusun yüzde 44’ü, her gün markalarla olan olumlu veya olumsuz deneyimlerini birbirlerine anlatıyor. Bu yüzden, markalar için en önemli nokta güvenilirlik olmak zorunda. Müşterilerine verdikleri sözleri yerine getiren ve onlarla aktif bir iletişim içinde olan markalar büyüyecek. Yapamayanlarsa bunun acısını çekecekler.”
Roy De Young, Brand Strategist
Temel Inc. 

 

“2009’un şirketlerin geleneksel reklam yöntemlerinden uzaklaşacağı ve teknolojinin nimetlerinden yararlanacağı bir yıl olacağını söyleyebilirim. Markalar, ipod, mp3 çalar ve cep telefonlarının kullanıcılarına ulaşmaya çalışacak. Basın, TV ve radyo önemini koruyacak, ancak gençler internette ve mobil mecrada oldukları için, markalar da elektronik dünyayla entegre olmaktan başka çareleri olmadığının farkına varcak.”
Dave Seidler, Designer
Baer Design Group

 

“Tüketicilerin büyük bir bölümü geleneksel reklam mesajlarına karşı duyarsızlaşmış durumda. Pazarlamacılar ve marka yöneticileri, markalarını bu yeni dünyaya nasıl uyduracaklarını anlamak zorunda. Yaklaşımlarını daha eğlenceli ve viral dünyaya uyacak bir yapıyla tasarlamalı, satış mesajlarını daha az göze batar hale getirmeliler.”
Josh Kelly, Principal
FINE Design Group

 

Marka Yöneticilerine Pratik Bilgiler -4-

Yazar: Ali BULUT Tarih: 12 Mart 2009


ali-bulut-matriks-yontemi-2

Matriks Yöntemi:

Bir fikrin iyi bir fikir olduğunu anlamak için önce diğer alternatif fikirleri görmeniz lazım. Ki böylelikle kendi fikrinizi refere edebileceğimiz bir sistemimiz olsun.

Binlerce pazarlama fikrine tek seferde ulaşın. İşte bunun için size kullanabileceğiniz son derece basit ve kolay bir yöntem: Matriks Yöntemi

Bir örnek yapalım,

Diyelim ki biz bir giyim firmasıyız. İşimizi büyütmek amacıyla yeni bir konsept mağazalar zinciri kuracağız. Fikirlere ihtiyacımız var. Özellikle de kategorize edilmiş ama önyargısız olarak listelenmiş fikirler. İşte binlerce fikre aynı anda ulaşabileceğiniz basit metod:

Önce, işle ilgili temel parametreleri belirleyin. Yeni bir giyim mağazaları zinciri için bunlar şöyle olabilir; Fiyat Seviyesi, Ürün Grubu,  Hedef Kitle, Mağaza Tipi

İkinci olarak, bir karalama kağıdına bunları bir satıra yan yana yazın.

Üçüncü olarak, her bir parametre için alta doğru seçeneklerinizi sırayla yazın.

Son olarak da, sütunlar arasında varyasyonlar kurarak fikirleri üretin. Göreceksiniz ki, binlerce fikir üretilebiliyor. Bizim örneğimizde toplam varyasyon 720.

ali-bulut-matriks-yontemi

Şimdi analiz sürecine geçebiliriz. Yani kabul etmek gerekir ki buradaki fikirlerin pek çoğu işe yaramaz.

Fakat yine de bazı iyi fikirler çıkacaktır. “İyi bir fikir bulmanın sırrı, pekçok kötü fikir üretebilmektir.”

Yani özetle matriks yöntemi ile çok kısa bir süre içerisinde binlerce fikir üretebilirsiniz.

1-    İşin parametrelerini belirle
2-    Parametreleri bir satıra yaz
3-    Her bir parametre ile ilgili seçenekleri o sütuna alta doğru yaz
4-    Fikri ortaya çıkarmak için sütunlar arasında bağlantılar çiz

Marka Yöneticilerine Pratik Bilgiler -3-

Yazar: Ali BULUT Tarih: 6 Mart 2009

 

ali-bulut-marka-yoneticisi

Coca Cola, Apple, McDonald’s gibi dev markaları düşünün. Logoları ve renkleri nasıl da hemen gözümüzün önüne geliverir. Tabii ki bu öyle bir gecede olan birşey değil. Peki ya daha küçük bütçeli markalar? Bir an için logo ve görsel kimliği kenara atın. Markanızı ve ürünlerinizi insanlara hatırlatacak başka yollar da bulmalısınız. 

En etkili ve hatta en düşük maliyetli reklam aracı aslında hikayeler. Yani WOMM. İyi bir hikaye ya da deneyim, sadece müşterinizle sıcak bir ilişki kurmanızı sağlamaz, bu aynı zamanda başkalarıyla paylaşmak isteyecekleri bir değerdir. 

Örneğin, Gerbola Vin, Kopenhag’ta şarap satışı yapan bir firma. Bilindik perakande noktaları kullanmak yerine, eski bir sığınağı restore ederek ve şarap muhafazası için gereken oda şartlarını sağlayarak bir satış noktası açtılar. İnsanlar, mumlarla aydınlatılmış, mahzen görünümlü bu yerde kaliteli İtalyan şarapları satın alırken, aynı zamanda da arkadaşlarıyla paylaşabilecekleri bir hikaye ediniyorlar.

Siz de kendi ürün ya da servisinizi bir düşünün. Şirketinizin geçmişinde, ürününüzün üretim şeklinde ya da onu nasıl sattığınızla ilgili özel ve hikaye değeri olan  bir şeyler mutlaka vardır. İşte tam olarak onu bulup, onun üzerine gidip, insanların aklına kalıcı bir şekilde girebilirsiniz.   

Başka bir örnek, Zen Home Cleaning  adındaki Brooklyn’li küçük bir firma. Adından da anlaşılacağı gibi bir ev temizlik şirketi. Evet ekolojik ürünler kullanarak evinizi temizlemesi gayet güzel fakat esas hikaye verdikleri servisin detaylarında gizli. Evinizdeki temizlik sırasında yaktıkları aroma yağlar, yastıklarınızın üzerine bırakılan organik çikolatalar gibi detaylar… Biraz beyin fırtınası yaparak siz de, müşterileriniz için hem de beklemedikleri şekilde, keyifli ve hoş süprizler bulabilirsiniz.  Hem çok masraflı olmayacak hem de kalıcı etki açısından yeterince güçlü olacaktır. 

Ayrıca küçük olduğunuzu kabullenin ve bunu benimseyin. Genelde firmalar küçüklüklerini gizlemek için müşteriyle konuşmalarında kurumsal bir dil kullanmayı, “ben” yerine “biz, ekibimiz” demeyi tercih ederler. Fakat güçlü yanlarınız üzerine oynayın, kurumsal büyük bir firmanın yapamayacağı şekilde müşterinizle direk, şeffaf, kişisel ve samimi bir ilişki kurun. Bazen müşteriler karşısında kurumsal bir firma yerine, kendileriyle daha kişisel ve  direk ilişkide olan bir insanı tercih ederler.

Perakende Sektöründe IT’nin Geleceği

Yazar: Ali BULUT Tarih: 5 Mart 2009

ali-bulut-it

Bugünün Talepleri mi, Yarının Fırsatları mı?

Perakende Sektörü, bir yandan bugünün müşterilerinin taleplerini karşılamaya çalışmakta, öte yandan da yarının fırsatlarına hazırlanmakta. Bu da ister istemez karar verme süreçlerinde kullanılmak üzere pekçok veriyi eşzamanlı olarak depolamayı ve analiz etmeyi gerektiriyor. 

IT – Information Technology bu nedenle şirketler için giderek artan bir öneme sahip. Hatta ülkemizde son yıllara kadar halen şirketlerin It Depertmanlarını, sadece donanım satınalma ve bakım hizmetlerinde kullanıyor olması eğilimi bile giderek, Bilgi Yönetim Sistemlerini şirket içinde üst düzeyde temsil eğilimine doğru gitmekte. Şu an için bile artık pekçok şirket IT Fonksiyonunu  Başkan Yardımcılığı, Genel Müdür Yardımcılığı gibi pozisyonlar üzerinden yürütmekte.

ali-bulut-it-beklenti

Dünyadaki duruma bakmak için RSR (Retail Systems Research) tarafından 2008 Nisan’ında yapılan bir araştırmadan bazı önemli istatistikleri aşağıda bulabilirsiniz. Araştırmaya katılanların tamamı perakende sektöründen temsilcilerdir ve demografik bilgileri de şöyledir:

 
Ünvan:  

  • Yönetim Kurulu Üyesi (CEO, CFO, COO) 8% 
  • CIO/IT Başkanı 5% 
  • Başkan 3% 
  • Direktör 22% 
  • Müdür 20% 
  • Uzman7% 
  • Danışman 10% 
  • Diğer 3% 

2007 Ciro ($):  

  • 50 milyon $’dan az  17% 
  • 51 milyon $  - 249 milyon $ 7% 
  • 250 milyon $ – 499 milyon $ 7% 
  • 500 milyon $ – 999 milyon $ 19% 
  • 1 milyar $ -   5 milyar $ 19% 
  • 5 milyar $ ’dan fazla 31% 

Yönetim Merkezi:  

  • Kuzey Amerika 74% 
  • Latin Amerika 3% 
  • Avrupa 14% 
  • Ortadoğu ve Afrika 2% 
  • Asya Pasifik 7% 

Yıllık Satış Ciro Artışı:  

  • Ortalamanın Altında (“Laggards”) 18% 
  • Ortalama 43% 
  • Ortalamanın Üstünde (“Winners”) 39% 

ali-bulut-it-tercih

 

Grafikten de anlaşıldığı üzere, On-Demand Servisleri ve Hazır Paket Entagrasyonları perakende sektöründe yüksek eğilimli tercihlerdir. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) çözümleri ise en yüksek oranda tercih edilmektedir. 

Burada özellikle organize perakendeciliğin ve ölçek ekonomisi yönetiminin sağladığı avantajların yanında getirdiği bu ekstra IT bütçe yükünün ROI (return of investment) oranlarına dikkat etmek gereklidir. Başarısız bir entegrasyon süreci pekçok perakendeci için sadece nakit kaybı değil, aynı zamanda “hızlı olmanın lider olmak” demek olduğu günümüzde yokolmak anlamı da taşımaktadır.

 İşletmelerin ölçeklerine baktığımızda IT Uygulamaları konusunda tercihler, Orta Ölçekli İşletmelerde belirgin oranda daha yüksek görünmektedir. Bu da perakende sektöründeki endüstriyel dönüşümü ifade etmektedir : 

ali-bulut-orta-olcek

Son yılların favorisi “Hızlı Balık , Yavaş Balığı Yutacak” önermesi de aslında giderek tüm istatistiklerde yüzünü göstermekte. Perakende sektöründe şirketlerin hız beklentisi, pekçok faktörde iyileştirme beklentileri ile kolayca dışa vurulmaktadır. Bu faktörlerin etki güçleri ise aşağıda belirtilmiştir:

ali-bulut-hiz-beklentisi

Aynı raporda yer alan diğer sonuçları da incelediğimizde, şirketlerin stratejik olarak IT Uygulamaları konusunda ÖNEMLİ ve İLGİNÇ kavramları arasında kaldıkları anlaşılmaktadır.

Bugünün müşterisinin taleplerini karşılamak ÖNEMLİ olmakla beraber, yarının fırsatlarını yakalamaya yönelik İLGİ ÇEKİCİ uygulamalar oluşturmak da  gerekmekte. Bu da giderek IT fonksiyonunu daha stratejik bir fonksiyon olarak şirket yapılanmalarında göreceğiz anlamına geliyor.

Not: RSR (Retail Systems Research)’ün 38 Sayfalık ilgili benchmark raporunun orjinalini talep ederseniz e-mail adresinize gönderebilirim.

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.