Subscribe to Marka Yöneticisi

‘Tümü’ Kategorisi Arşivi

Tanrılar Okulu – Stefano d’Anna

Yazar: Ali BULUT Tarih: 31 Temmuz 2010

ali-bulut-Tanrilar-Okulu---Stefano-d-Anna

Uzun süredir bu kitaptan bahsetmek istiyordum. Henüz okumamış olanlara kesinlikle önereceğim bir kitap.

Stefano d’Anna‘nın dünya çapında büyük ilgi gören ve ülkemizde de 2005 yılında 100 bin adetten fazla satarak “bestseller” ünvanı kazanan, “Tanrılar Okulu” (orjinal adıyla “The School For Gods”) romanı, dikey insanın doğuşu, acı, korku ve iç çatışma gibi hastalıklardan arınmış yeni insanlığın duyurusu olan bir manifesto.

Tüm hikaye Dreamer isimli bir karakter üzerinden yürüyor. Bakın Dreamer kendi ağzından ne diyor:

“Bir Oluş Okulu kuracaksın, gerçekleştirecek bir düşü olan herkes için bir Üniversite… burada ‘düşün’ hayattaki en gerçek şey olduğu öğretilecek…insanın gerçek dediğinin kendi düşünün yansımasından başka bir şey olmadığı öğretilecek. Bir sorumluluk okulu yaratacaksın, eylem filozoflarının devam edeceği ve mutluluğun ekonomi olduğunun öğretileceği bir Okul… zenginlik, refah ve güzelliğin insanın doğuştan gelen hakları olduğunun öğretileceği bir Okul. Sonsuz bir Okul yaratacaksın… bir Tanrılar Okulu…Öyle bir Okul ki benim hızımda ve düzeyimde olacak… Eleştirilerden sakın korkma! Görünürde önünde her türden engel olacak, ancak her zorluk ve düşmanın senin en büyük müttefikin ve bu teşebbüsün ayrılmaz ve yeri doldurulamaz birer parçası olduğunu zamanla kavrayacaksın.”

Kitabı hemen hemen tüm kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ayrıca orjinal sitesi üzerinden de ister elektronik, ister basılı versiyonun siparişini vermek de mümkün…

Türkiye’de karşılaşılan yoğun ilgi nedeniyle, web sitesinin aynı zamanda Türkçe dil opsiyonu da mevcut. Yazar,  zaman zaman Türkiye’de bazı etkinliklere konuşmacı olarak davet ediliyor. Dilerseniz, web sitesi üzerinden etkinlik takvimine de ulaşabilirsiniz.

Son olarak, Stefano d’Anna’nın kendi ağzından “Tanrılar Okulu”:

Bu kitap bir harita, bir kaçış planıdır.

Amacı, sıradan bir insanın önceden çizilmiş ve geçmişten derin izler taşıyan kader yolunu değiştirmek için dünyanın insanı uyutarak ona dayattığı kurgusundan, varoluşun serzeniş ve suçlama dolu tanımlamalarından kaçarken izlediği yolu size göstermektir

Dreamer’la ve onun öğretisiyle tanışmamış olsaydım, bugün böyle bir kitap ortaya çıkamaz ve ben tek bir satırını bile kaleme alamazdım…

Buradan Taksi Ne Kadar Tutar?

Yazar: Ali BULUT Tarih: 29 Temmuz 2010

ali-bulut-Buradan-Taksi-Ne-Kadar-Tutar

Taksiyle.com, özel araç veya taksiyle gitmeyi planladığınız iki nokta arasındaki mümkün olan en kısa rotayı Google Haritalar servisini kullanarak bulmaya yarayan bir servis.

Aynı zamanda sizin için yaklaşık olarak taksi ücretini hesaplayan ve yol tarifini – rotayı harita üzerinde görüntüleyen servis, şu anda  İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya, Muğla için hizmet vermekte.

Ayrıca seçtiğiniz başlangıç noktasına yakın taksi duraklarını listeleyebilir, ya da “nerede olduğumu bul” opsiyonuyla harita üzerinde kolaylıkla bulunduğunuz yeri ayarlayabilirsiniz.

Marka Yöneticilerine Pratik Bilgiler – 6

Yazar: Ali BULUT Tarih: 27 Temmuz 2010

ali-bulut-Marka-Yoneticilerine-Pratik-Bilgiler---6

Değişime nereden başlamak gerekir?

Bu sorunun çok da objektif bir cevabı yok. Aslında bundan önce sorulması gereken soru: “Değişim neden gerekli?”.  Bir çok firma, değişimin ayakta kalmak için şart olduğunu düşündüğü için değişimi hedefliyor. Aynı zamanda gelişmek için bir fırsat olduğunu düşünmek, değişimi “lüks” sınırları içine itiveriyor bir anda…

Peki değişime nereden başlamak gerekir?

Günümüz ekonomisi ve pazar dinamikleri bizi oldukça çetin bir rekabetin içine ittiğinden, sadece ayakta kalmak için değil aynı zamanda gelişimde sürekliliği sağlamak için çok da zor olmayan bazı adımları atabiliriz.

Değer, Fırsat ve Hız….

Eminim herkesin bir şekilde aşina olduğu bu kavramlar üzerinden, basit ve pratik birkaç adımı şöyle sıralayabiliriz:

Değer Yaratmaya Odaklanın:

  1. Daha azıyla daha fazla yapın:
    • Maliyetleri stratejik olarak azaltın
    • İşletme sermayesini sabit tutun
    • Nakitlerinizi koruyun
    • Esnekliğinizi ve tepki yeteneğinizi, hızınızı artırın
  2. Amaca odaklanın:
    • Müşteriler için sonuçlar yaratın
    • Amaç dışı maliyetleri ve zaman kayıplarını azaltın
    • Sabit maliyetlerden, değişken maliyetli sisteme geçin
  3. Müşterilerinizi anlayın:
    • Değer arayan-talep eden müşterilerinizi hedefleyin
    • Basit olun, komplike olmayın
    • Bırakın ürüne son şeklini müşteri versin

Fırsatları Değerlendirin:

  1. Pazar payınızı artırın:
    • Zayıf rakiplerinizi zorlayın
    • Büyüyen pazarlara odaklanın
    • Pazarlık değeri yüksek olan varlıklar edinin
  2. Gelecekteki gücünüzü artırın:
    • Kritik yetenekler ve kadrolara odaklanın
    • Büyüme için kurumsal bir altyapı oluşturun
    • İnovasyona yatırım yapın
  3. Sektörünüzü değiştirin:
    • Yeni pazar şartlarındaki yerinizi analiz edin
    • Yeni yaklaşımlara öncülük edin
    • Yeni gelir modellerini fırsat olarak değerlendirin
    • Stratejik ortaklıklar geliştirin

Hızlı Hareket Edin:

  1. Değişimi yönetin:
    • Bir değişim mottosu belirleyin
    • Değişim sürecinin ve sancılarının üstesinden gelin
  2. Liderler yetiştirin:
    • Güçlü ve dengeli bir liderlik sistemi kurun
    • Stratejinizi, yöneticilerle açıkça ve sıklıkla paylaşın
  3. Riski yönetin:
    • Riski azaltın ve şeffaflığı artırın

Profesyonel Perakende Yöneticileri

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Temmuz 2010

ali-bulut-proper-profesyonel-perakende-yoneticileri

Özellikle perakende sektöründe çalışan ya da bu sektörle bir şekilde iş ilişkisinde olan okuyucularım için bugün bir grup tanıtımı yapmak istiyorum.

Mayıs ayında, Altınbaş Mücevher CEO’su Sayın Ali Bulut (evet, bir isim benzerliğimiz var) tarafından kurulan,  birkaç ay içerisinde Linkedin üzerinde perakende sektörü yöneticilerinden oluşan 400’den fazla üye sayısına ulaşmış bir grup.

Bununla birlikte, her ne kadar  halen yurtdışında olduğum için katılamasam da, Haziran ayında ilk fiziksel buluşmalarını İstanbul’da gerçekleştiren grup üyeleri, diyalog ve işbirliğini gerçek hayata da taşımış oldular.

PROPER – Profesyonel Perakende Yöneticileri linki üzerinden grup profiline ulaşabilir ve grup içinde yer alan son derece güncel ve faydalı tartışmalara sizde katılabilirsiniz. Tabii bunun için öncelikle Linkedin üyeliğinizin olması gerekiyor. Aynı zamanda Linkedin‘de  “Group Manager” olarak görevli olduğum için PROPER grubumuzla ilgili her türlü soru veya önerilerinizi bana da iletebilirsiniz.

Son olarak , Sayın Ali Bulut tarafından kaleme alınmış grup tanıtım yazısını aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

Piyasaların evrimi, üretici ile son tüketici arasındaki mesafeyi her geçen gün daha da kısaltmakta ve perakende sektörünün önemi giderek artmaktadır. Bugün tüm markalar tüketici deneyimine odaklanmakta ve bu konuda farklılaşmaya çalışmaktadır.

Ülkemizde AVM yatırımlarına paralel olarak son yıllarda ivmelenen organize perakende sektörünün pazar payı da hızla artmaktadır.

Bu süreçte insan faktörünü etkin olarak kullanmak rekabette avantaj sağlamanın da anahtarıdır.

Henüz çok genç olan ülkemiz organize perakende sektöründe; gerek halen yetersiz olan insan ve yönetim kaynaklarının geliştirilmesi ve gerekse çağdaş perakende dünyasındaki yeniliklerden haberdar olunarak yaşama geçirilmesi açısından; sektör yöneticileri arasında profesyonel bir diyalog, paylaşım ve işbirliği ortamına gerek vardır.

PROPER; Perakende sektörünün Genel Yönetim, Finans, Tedarik Zinciri, Ürün Yönetimi, Görsel Mağazacılık, Satış, Pazarlama, e-ticaret, Franchising, Bilişim, İnsan Kaynakları yöneticilerinin yanısıra sektöre hizmet veren kuruluşların yöneticilerine de açık bir profesyonel paylaşım grubudur.

Linkedindeki diger perakende gruplarından farkı, kapsama alanını Türk Perekende Sektörü ile sınırlamasıdır.

Amacı, diyalog ve işbirliğini internet ortamıyla sınırlı tutmayıp, zaman zaman gerçekleştirilecek fiziksel buluşmalarla da desteklemektir.

Grubumuz perakende sektöründe halen kariyer yapan, ya da yapmayı planlayan her düzeyde profesyonele açıktır.

Türk Perakende Profesyonellerini hedeflediği için grubun asıl yazışma dili Türkçe olarak seçilmiştir. Ancak yabancı katılımcılardan gelecek İngilizce mesajlara da açık olacağız.

Gruba katılacak tüm arkadaşların gönüllü çalışmalarına ihtiyacımız olduğunu da özellikle belirtmekte fayda var. Katkıda bulunmak isteyenler, profesyonel ağlarında duyurarak gruba yeni üye akışı sağlayarak işe başlayabilirler.

Katılımınız ve destekleriniz için teşekkürler.

Ali Bulut

Moskova’da İşyerinde Saldırı !!

Yazar: Ali BULUT Tarih: 21 Mayıs 2010

Tam da “Moskova ve Rusya İzlenimlerim” diye bir yazı dizisine başlamışken, başıma gelen bir talihsizliği de sizinle paylaşmak istedim.

Olay birkaç hafta önce oldu. İşyerim Moskova’da merkez sayılabilecek bir noktada. Bağımsız bir girişi olan, 8 şeritli ana cadde üzerinde zemin kat bir ofis. Ofisi genellikle sabahları kendim açarım ve diğer personel genelde benden 5-10 dakika sonra gelmiş olur.

O sabah, ben ofise geldikten yaklaşık 2-3 dakika sonra, arkamdan içeriye giren 2 kişi tarafından soygun amaçlı saldırıya uğradım. Henüz personel gelmediği için saldırganlara tek başıma karşı koymak zorunda kaldım. Muhtemelen beni takip ederek peşimden geldiklerini düşünüyorum. Gösterdiğim direniş nedeniyle birşey alamadan gittiler fakat fotoğraflarda da görüleceği üzere yaşanan arbede nedeniyle ciddi şekilde yaralandım.

Ama işin daha zor kısmı bundan sonra başladı denebilir. Rusya’da başınıza gelebilecek kötü bir olaydan daha kötüsü, o olaydan sonra sistem ve mekanizmaların işleyişindeki korkunçluk. İnsan odaklı olmak konusunda kendi ülkemin boş yere günahını almışım bunca zaman.. Yoksa dünyanın her ülkesinde saldırıya uğrayabilirsiniz, evet ama o saldırıdan sonra sistemin nasıl işlediği konusu işte sizin nasıl bir ülke olduğunuzu belirliyor.

Polis olaydan sonra göstermelik bir ifade almakla yetindi. Daha ötesini beklemiyordum zaten. Konuyla ilgili hemen telefonla bilgilendirdiğimiz Moskova’daki Türkiye Konsolosluğu olaya tamamen Rus(!) kaldı. Burada iş yapan bir Türk şirketindeki bir Türk işadamının güvenliğinden endişe etmesine karşı söyledikleri tek şey: “En iyisi Türkiye’ye dönmek” oldu..

Kafama aldığım 2 büyük darbe nedeniyle yapılan dikme işlemi anestezisiz olarak 20 dakika sürdü. Hatta hastanede tomografi dahi çekilmedi. Oradaki tavsiye de şuydu: “24 saat içinde bir anormallik olursa bizi arayın, bir anormallik olmazsa zaten demek ki travma yoktur”. Bu da işin en ironik yanlarından biri…

Sol kolumdaki kırık nedeniyle kolum alçıya alındı, ve kırık birkaç noktadan olduğu için ameliyatla platin takılması gerekiyordu. Bu riski Rusya’da almak pek akıllıca değildi ve hemen Türkiye’ye dönerek ameliyat oldum. Şu an sol kolumda 15 cm’lik bir platin çubuk var…

Sonuç olarak şu an halen iyileşme sürecindeyim.  Halen işimin başındayım, vücudumdaki diğer hasarlar giderek iyileşiyor.

Rusya’nın her ne kadar görüntüde batılı ve modern bir imajı olsa dahi, sağlık ve güvenlik  sistemleri ve işleyişleri konusunda katedecekleri çok mesafeleri   olduğunu da görmüş oldum. Mezuniyetimden sonraki ilk yıllarda bir süre de Pakistan’da çalışmıştım. Kişisel güvenlik anlamında Rusya ile aralarında pek bir fark yok. Her ikisinde de “kendi kendinizin savunması” size ait.

Bu ülkede yaşamak ve çalışmaya devam etmek konusunda şu sıralar ciddi bir kafa karışıklığı içerisindeyim. Önümüzdeki günlerde bununla ilgili daha net bir karara varacağım…

Son söz (alıntı):

“Yalnızca gözlem yapıldığında somut gerçeklik güçlenir. Bir gözlemin yokluğunda kuantum parçaları mevcut değildir, yalnızca gözlemci tarafından arandığında maddeleşir”


Moskova ve Rusya İzlenimlerim

Yazar: Ali BULUT Tarih: 8 Nisan 2010

ali-bulut-moskova-ve-rusya

Daha önceki yazılarımı takip edenler yaklaşık bir sene önce Moskova’ya yerleştiğimi bilirler. İnandığım bir projeyle birlikte bir hazır giyim markasının Rusya  ve CIS ülkeleri operasyonlarını yürütmek üzere 2009 yılının ikinci yarısında Moskova’ya geldim. Aradan geçen süre zarfında sürekli aklımda olmasına rağmen, bir türlü oturup enine boyuna Rusya gözlemlerimi yazamadım. Bugün genel bir başlangıç yapma niyetindeyim.

Buradaki pazarda süreçler Türkiye’den oldukça farklı işliyor. Özellikle dağıtım kanalları, tahsilat biçimleri ve pazarlama enstrümanları şu anda halen serbest piyasa ekonomisine adaptasyon sürecinin izlerini taşıyor. Kimileri bunu daha zor diye adlandırsa da, aslında sistem genel olarak marka ve firmaların lehine kolaylıklar da içeriyor. Sadece iyi bir strateji ve koordinasyon lazım.

Türkiye’deki gibi krizin psikolojik etkileri çok fazla değil. Hatta şu anda hızlı bir büyüme rakamı tutturulmuş durumda ama bununla birlikte halen işsizlik oranlarının yükselmesiyle ilgili sıkıntı aşılmaya çalışılıyor. Bununla ilgili de tabii ilk olarak akla gelen, yabancı çalışma izni kotalarının düşürülmesi.

Tüketici piyasasına bakarsak, insanlar gelirlerinin son damlasına kadar halen paralarını harcamakta. Bu aslında Rusya ve diğer CIS ülkelerinin genel şablonu. Komünizm sonrasında  tüketmek ve tüketerek kimlik kazanmak, prestij edinmek gibi bir paradigma oluşmuş insanlarda. Aylık geliri bir Iphone tutarında olan insanların bile elinde Iphone. Tabii bir de bununla birlikte yaşadıkları ilk 1998 kriziyle birlikte, ellerindeki paranın develüasyon karşısında küçülmesi, insanların nakit tasarruf yapmak konusunda çekimser olmalarının nedeni. Sonuç olarak Rusya’da mağazalar dolu, insanlar AVM’lerde ve ellerinde alışveriş poşetleri. Reklamlar ve tüketim alabildiğine devam ediyor..

Bununla birlikte, nakit akışı ya da sermayesiz ve kaldıraçlı büyüme gibi sorunlarla boğuşan küçük işyeri sahipleri, bu krizle birlikte oldukça zor zamanlar geçirmiş. Birçok işyeri kapanmış. Türkiye ile benzer süreç. Fakat şu anda ayakta kalanlar, halen iştahla tüketen müşterilerin karşısında büyük avantaj sahibi… Daha az rekabet ve daha kolay satış…

Şu dönemde, Rusya’daki genel konjonktür:

  • Tüketici, krizlerle birlikte daha fazla tüketmeye kamçılanıyor. Yarın ne olacağı belli değil, bugünün değerini bilelim diyorlar.
  • B2B taraftaki müşteri sayısı azalsa da, onlara hizmet getiren ara servisler de azalıyor. Yani pekçok toptancı ve komisyoncu artık faaliyet göstermiyor Rusya’da.. Ya da küçülme yoluna gidiyor.(Türkiye’deki 2000 yılı sonrası süreç)
  • Moskova’nın en önemli, en büyük, fakat tamamı kayıtdışı toptan tekstil pazarlarından birisi 2009 yılında Putin tarafından kapatıldı. 5 milyar dolar civarı bir ticaretin döndüğü tahmin edilen pazarın müşterileri hızla yeni markalar ve tedarikçiler arayışında.
  • Moskova’nın 2.büyük toptan pazarlarından olan Lujniki için de aynı söylentiler dolaşıyor. Putin, Rusya’nın hazır giyim ticaretinin de artık dünya ile entegre olmasını ve kayıtdışı sistemin bitmesine çalışıyor.
  • Krizle birlikte boşalan işyerleri ve ofisler nedeniyle, kiralar neredeyse yarı yarıya düşmüş durumda. (Moskova’da 1+1 sıradan bir dairenin bile kirasının 1500dolar olduğunu düşünün). Eskiden Türkiye’de eşlenik lokasyon ve şartlardaki bir mağazanın kirasına göre buradaki kiralar yaklaşık 3 kat pahalı iken, şu an bu oran neredeyse 1,5 kat civarlarında.
  • Kadınlar için halen en önemli iki tüketim sınıfı: Kozmetik ve giyim. Şartlar ne olursa olsun, neredeyse fiyattan bağımsız bir tüketim söz konusu. Piyasayı belirleyen hakim sınıf, çalışan kadınlar… Onlar da zaten her yerde, özellikle Moskova’da etrafınızda çalışanlara baktığınızda ağırlıklı olarak kadınları görüyorsunuz.
  • B2B tarafta çek ve senet gibi enstrümanlar yok. Yani böyle bir talep de yok. Dolayısıyla tahsilat sorunu olmayan bir ticaretin zaten %70 riski, daha en baştan ortadan kalkmış oluyor. Ticaret ya nakit ya da çok az oranda açık hesap üzerinden yürüyor.
  • Tüketici piyasasında kredi kartı kullanım oranı çok az. Bu da mağazaların nakit dönmesi ve aylık %1-3 arası komisyon giderlerini elinde tutması anlamında geliyor.
  • Dolayısıyla bu konjonktüre bakarak Rusya pazarının ehlileşiyor olduğu görülüyor. Fakat bu, organize perakendenin ve beyaz ticaret yapanların lehine doğru bir süreç. Zaten mevcut hükümetin kararlılıkla mücadele ettiği gri ticaret, giderek daha zorlu engellerle karşılaşıyor.
  • Bununla birlikte giderek azalsa da, halen devam eden bürokrasideki hantallık, nitelikli insan kaynağı konusundaki sorunlar da işin zorluklarından. Özellikle nitelikli insan kaynağı bulma konusunda halen ciddi sıkıntı var.

Netice itibariyle, Moskova ve Rusya halen geç kalınmamış, hatta aslında gerçek fırsatın yeni başladığı bir pazar. Şimdilik ilk anda aklıma gelenler bunlar,  daha detaylı analizler de yapacağım. Bu arada sorularınız olursa, cevaplamaktan memnuniyet duyarım.

Moskova metrosundan bazı fotoğraflar için buraya tıklayın

Devamı gelecek….

Yemeksepeti.com artık Moskova’da

Yazar: Ali BULUT Tarih: 6 Nisan 2010

ali-bulut-yemeksepeti

Üst üste ikinci seferdir yemek siteleri ile ilgili yazıyor olacağım ama tamamen tesadüf. Gerçi sigarayı bırakmamın 3. günündeyim, sanırım bunun bir miktar iştah açıcı tesiri de oluyor ama dedim ya tamamen tesadüfen 2 Nisan’da aldığım bir mail üzerine bu yazıyı yazıyorum.

Burada yazılarımı düzenli olarak takip eden okuyucularım aslında biliyorlar, ama ben yeniden tekrarlayacağım. Yaklaşık bir sene önce İzmir’in güzel ve güneşli iklimini bırakıp, bir projenin peşinden kalkıp  Moskova’ya yerleştim. Bu süre içinde ne zamandır aklımda olmasına rağmen bir türlü Moskova ve Rusya izlenimlerimi yazamadım. Bugün sadece küçük bir kısmından bahsedeceğim.

Moskova’da bir Türk olarak, her ne kadar iyi İngilizce biliyor olsanız da, beslenme konusunda büyük sıkıntı yaşıyorsunuz. Çünkü gideceğiniz birçok modern restoranda dahi İngilizce menü ya da İngilizce bilen personel yok. Her şey Rusça ve bırakın Rusçayı anlamayı, Rus alfabesindeki harfleri okuyabilmeniz bile zaman alıyor. Bunun yanında, ola ki, eve telefonla pizza ya da herhangi bir sipariş vermek istediğinizde, şansınız iyice azalıyor. Zira telefonda karşınızdakine derdinizi anlatmanız mümkün değil.

İşte tam bu noktada, “körün istediği bir göz, Allah vermiş iki göz” misali bir mail aldım. Yemeksepeti.com, girişimlerinin yurtdışı ayağına Rusya’da, Moskova şehri başta olmak üzere start vermiş.  Buradaki ismi izrestorana.ru. Şimdilik yerel zincirlerden pekçoğu sisteme dahil olmuş, eminim önümüzdeki günlerde daha da artacak. Site İngilizce ve Rusça olarak yayında, fakat çağrı merkezlerinde çalışan personel içinde Türkçe bilenlerin de yer aldığını belirtiyorlar.

Bildiğim kadarıyla, sadece Moskova’da binlerce Türk yaşıyor. Moskova’da Efes Pilsen, Vestel, Beko, Colin’s, Enka, Rönesans, Lacoste, Pierre Cardin başta olmak üzere birçok Türk firması bulunuyor. Tabii ki izrestoran.ru‘nun tek hedef kitlesi Türk nüfus değil ama bir yandan en başta Moskova’da yaşayan biz ve diğer yabancıların hayatını kolaylaştıracağına da eminim.

Yemeksepeti.com‘a bu yeni pazarda ve yeni girişiminde başarılar dilerim. Türkiye’de başarılı olmuş ve halen Rus pazarında benzer örneği olmayan diğer bazı girişimlerin (bununla ilgili uzun bir liste oluşturabilirim sanırım) de Rusya’yı ve hızla büyüyen ekonomisini incelemelerini ve yeniden düşünmelerini öneririm…

Sadece Yemek Tarifi Değil!

Yazar: Ali BULUT Tarih: 2 Nisan 2010

Ali-Bulut-Egzotik-Yemek-Kitleri

Son zamanlarda populer blog listeleri arasında yemek tarifi siteleri giderek daha fazla yer alıyor. Hem Türkiye’de hem de dünya genelinde birçok başarılı örnek görmek mümkün…

Benim bugün bahsedeceğim site ise bir adım daha ileriye geçerek, dünya çapında ünlenmiş yöresel lezzetleri size tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda hazırladığı kitler vasıtasıyla, orjinal malzemeler ve orjinal sunum aksesuarlarını da size veriyor. Egzotik yemek kitleri…

Destination Dinners adresinde yer alan sitede Tayland, Kore, Japon, Bangladeş, Amerika, Lübnan vs gibi pekçok ülke mutfağından seçenekleri görebilirsiniz.

Ali-Bulut-Egzotik-Yemek-Kitleri-4

Seçeceğiniz yemek tarifiyle birlikte gereken malzemeleri bir paket halinde site üzerinden sipariş ediyorsunuz. Yöresel baharat, sos ya da malzemeler bu paketin içinde yer alıyor. Ayrıca sizin herhangi bir süpermarketten rahatlıkla bulabileceğiniz malzemelerin de listesi gönderiliyor.

Ali-Bulut-Egzotik-Yemek-Kitleri-2

Son aşamada ise, eğer dilerseniz, sofra düzeni için gereken orjinal sunum aksesuarlarını da yine sipariş edebiliyorsunuz.

Ali-Bulut-Egzotik-Yemek-Kitleri-3

İlgi çekici olduğu kadar aynı zamanda oldukça akıllıca bir iş fikri. Dünya mutfaklarını denemek için illa ki o ülkelere gitmek zorunda değilsiniz. Evde arkadaşlarınıza vereceğiniz bir yemek davetinde farklılık yaratmak istiyorsanız ya da mutfakta vakit geçirmeyi seven biriyseniz, işte tam size göre bir site…

Birileri bu modelin Türkiye versiyonunu yapsa, hiç de fena olmaz aslında…

Hazır Giyimde Kritik Gösterge Yönetimi

Yazar: Ali BULUT Tarih: 29 Mart 2010

ali-bulut-hazir-giyimde-kritik-gosterge-yonetimi

Her altı ayda bir, Marka Yöneticisi, departmanının finansal operasyonlarını analiz eder. Stratejik planlama aşamasında belirlenmiş olan kritik parametreler ve göstergelerin izlenmesi, 6 aylık sezon performansını ve olası  dalgalanmaları açıklayacaktır. Burada perakende performansını, finansal göstergeler üzerinden 6 adımda gözden geçireceğiz.

1- Satışların Analizi:

Yöneticiler daima ilk önce satışlara bakar. Sadece satışların ne kadar olduğunu değil aynı zamanda altı aylık sezon boyunca karlılığı da bilmek isterler. Bu tip tablolamalar lokasyon, ürün grupları ya da zaman dilimleri bazında olabilir. Görsel olarak satışların zirve yaptığı ayları, satış trendlerini ve satışların kötü gittiği noktaları göstermektedir.

2- Stokların Analizi

Dengeyi sürdürmek için stokların kontrol altında tutulması oldukça önemlidir. Satınalma sıklığına bağlı olarak stoklar değişim gösterecektir. Bununla birlikte firma, küçük miktarlarda mal alarak hızlı stok devir ya da büyük miktarlarda daha az sıklıkta ürün alarak yavaş stok devir hızı uygulayarak stok devir hızını dikte edebilir. Bu konuda daima doğru olan bir politika yoktur. Bu tamamen finansal stratejiye, nakit akış tablosuna ve risk yönetimi duyarlılığına bağlıdır.

Bu nedenle stok devir hızını gözden geçirmek işletmeyi kontrol etmek için etkili bir yol

sağlar ve stok satış oranı dengeyi sağlamakta yol gösterir. Bu hesaplamalar temel stok ihtiyacı ve yeniden sipariş verme zamanı tartışılırken geleceğin planlanmasında gereklidir. Aylık satışlara karşın elde tutulması planlanan stoklara karar vermek için ilk olarak SSR (stok satış oranı) tanımlanması önemlidir.

Stok satış oranını bulmak için;

BOM stock (aybaşı stok) / aylık satış = aylık stok satış oranı (SSR)

3- İndirimlerin Değerlendirilmesi

Yapılan indirimler stokun perakende değerini azaltmaktadır. Bu indirimler önceden tahmin edilmekte ve planlara dahil edilmektedir. Mevcut pazardaki trendlere,  sektörel yıllık raporlardan elde edilen verilere veya ilgili departmanın geçmiş sene performans raporlarına göre plan hazırlamak yöneticilerin stok azaltmalarını gerçekçi bir şekilde kontrol edebilmelerini sağlar. Belkide her ay hala iniş çıkışlar gösterebilir fakat hem aylık indirimleri hem de aylık satışları ve toplam indirimleri, bütün sezonun satışları ile karşılaştırabilmek Marka Yöneticisinin değerlendirme yapabilmesi ve strateji geliştirip karar alabilmesine imkan tanımaktadır.

Biliyoruz ki indirimler fiyat değişiminin en sık görülen şeklidir ve satışları artırmak için halen en etkin ve hızlı araçtır. Böylece hem yeni ürünler için yer açılması sağlanır hem de nakit akış tablosundaki kritik darboğazların aşılması kolaylaşır.

İndirim oranını bulmak için;

Aylık indirimli satışlar / aylık satışlar = aylık indirim oranı

4- Perakende Satınalmaların Değerlendirilmesi:

Perakende noktasında  ürünlerin satışındaki akıcılık karlı bir işletme demektir. Ürün alımlarının doğru planlanması sonucu, iyi bir stok devir oranı ve satışta süreklilik sağlanır.  Böylece mağazadaki ürün karışımının daima değişiyor olması ve tüketiciler için daha heyecan verici olması sağlanır.

Aylık perakende alımlarını bulmak için;

Aylık satışlar + EOM Stock(aysonu stok) + aylık indirimler – BOM Stock(aybaşı stok)= aylık satınalma

Aylık stok seviyesini karşılamak için ne kadar alım yapılması gerektiğini hesaplamanın diğer bir yolu;

BOM- aylık satışlar – aylık indirimler – EOM = yeni stok için satınalma

5- Satınalma Maliyetlerinin Değerlendirilmesi:

Marka Yöneticileri ve kontrolörler aynı zamanda ürünlerin maliyetine bakmak isterler. Bu rakam ürünlerin satınalınması için ihtiyaç duyulan tutarın hızlıca anlaşılmasını sağlar.

Aylık satınalma maliyetlerini bulmak için:

100% – departman markup% = maliyet %

Satınalma x maliyet %= maliyet tutarı

6- Ortalama Stok ve Stok Devir Hızını Ölçmek:

Departman performansını değerlendirmek için son adım satış ve stok dengesinin nasıl olduğunu ölçmektir. Ürünlerin çok hızlı ya da çok yavaş hareket edip etmediğini stok devir hızı bize söyler. Ayrıca stok devir hızına bakarak indirim ihtiyacı olup olmadığı da söylenebilir. Stok devir hızı oranını hesaplamak için ilk olarak herhangi bir zaman diliminde elde tutulan stokların ortalamasını bilmeye ihtiyaç vardır. Bu rakam hesaplandığında stok devir hızı bulunabilir.

Aylık ortalama stoğu hesaplamak için;

(6 BOM + 1 EOM) / 7 = ortalama stok

Stok devir hızını hesaplamak için;

Net Satışlar / ortalama stok = stok devir hızı (Turnover)

Bunlarla birlikte mağaza metrekare performansı, satış kanalları performansı, ürün grupları performansı, personel performansı gibi diğer göstergeler de konsolide performans raporları ile düzenli olarak kontrol edilmelidir. Sadece kritik göstergelerin izlenmesi bile, bize markanın kısa vadeli günlük eylem ve aktivite planlarını hazırlamamızda oldukça yardımcı olacaktır.

Sanat Markası Ne Vadeder?

Yazar: Rezzan KAHYA Tarih: 6 Şubat 2010

ali-bulut-sanat-markasi-ne-vaadeder
Marka vaadinin genel anlamıyla tüketicinin markadan beklentilerini ifade ettiğini biliyoruz. Peki bir sanat markası tükecisine ne vadeder, ne vadetmelidir?

Sanat markası kavramını eser, icra eden ve sunan olarak 3 başlığa ayırdığımızda, bir sanat markasının tüketicisi (takipçisi) özellikle icra eden (sanatçı) ve sunan (sanat kurumu-kuruluşu) açısından beklenti geliştirmektedir. Sanatçı ve sanat kuruluşu tarafında, esere kıyasla daha dinamik süreçler söz konusu…

Bir sanatçının eser yaratım sürecinden sonra hedef kitlesi ile iletişimi başladığı ve sanatçı üretmeyi sürdürdükçe bu iletişim devam ettiği için, bir sanat markası olarak hedef kitlesinin marka ile ilgili beklentileri oluşur. Bir sanat kurumu-kuruluşu için de aynı durum geçerlidir. Sanatsever (hedef kitle), marka ile etkileşimli iletişimdedir ve markanın stratejisinde belirleyici rol oynar, bir anlamda markayı yönlendirir. Şimdi bu beklentilere kısaca değinelim:

Yenilik:
Sanat markası olan eser, kişi ya da kurumun, marka olmasını sağlayan en önemli neden şüphesiz, alanında bir “yenilik” yaratmasıdır. Bu, yeni bir akım yaratmak ya da bir ekolü geliştirmek-zenginleştirmek olabilir. Ancak hedef kitle gözünde markayı farklılaştıran, benzerlerinden kolaylıkla ayırt edilmesini sağlayan bir yenilik vadetmesi gerekir.

İstikrar:
Sanatsever, marka olan kişi ya da kurumun sanatsal istikrarı korumasını bekler. Hedef kitlenin marka olan sanat eseri ile iletişiminde ise eserin ulaşılacağı kaynaklar, sergilendiği-deneyimlendiği ortamlar konusunda bir istikrar beklentisi bulunmaktadır. Belirli bir sanatsal kalitede çalışmaların yapılması, klişe bir tabirle “çizginin korunması” beklentisi içindeki hedef kitle, markayı stratejik davranışa yöneltmektedir.

Aidiyet Duygusu:
Sanatsever bir sanat markasından, “olduğunu” ya da “olmak istediğini” ortaya koymasını bekleyebilir. Ancak yaratım sürecinden önce bu beklentiye yanıt verilmesi gibi hesaplı bir davranış olmazsa, özgün ve özgür sanat eserleri ortaya çıkarılabilecektir. Aidiyet duygusunun kazanılması eserin, sanatçının, kurumun anlaşılabilmesine bağlıdır. Bir sanat markası; sanatçıyı, eseri , kurumu sahiplenmek kadar; onun hayran kitlesine dahil olma arzusu içinde bir kitle yaratmalıdır.

İmaj:
Bir sanat eserine sahip olmak, bir sanatçının hayranı olmak ya da bir sanat kurumunun takipçisi olmak aynı zamanda bireysel imajı da oluşturduğundan; bir sanat markasının imaj da vadetmesi gerekir. Zira, insanlar bireysel imajlarını konumlandırabilecekleri sanat markalarına yönelmektedir.

Yarar:
Sanat markasının deneyimlenen eseri “yararlı” algılayacak bir hedef kitle yaratması önemlidir. Bu nedenledir ki, sanatsever sanatsal deneyimden beslendiğini hissetmelidir. Sanat markası manevi yarar vadedebilmelidir.

Bir sanat markasının tercih edilmesinde, aynı ticari bir üründe olduğu gibi marka vaatlerinin rolü büyüktür. Bir ticari markanın tercih edilmesi nasıl ki bir kişinin algılanışını etkiliyorsa (alım gücü, zevk, eğitim düzeyi … vb); sanat markası tercihlerinin de kişileri algılamamızda oldukça önemli bir yeri var. Bir kişinin zevkli-zevksiz, kültürlü-cahil, seçkin-bayağı, popülist-marjinal algılanmasında sanat markaları ile olan yakınlığı kadar, uzaklığı da önem taşır. Yani kişilerin sınıflandırılmasında tercih ettikleri kadar, “tercih etmedikleri” de etkilidir. Bireylerin sanat markalarıyla olan ilişkileri sonucundaki bu algılama, aynı şekilde sanatsal etkinlik tercihleri nedeniyle firmalar için de genellenebilir.

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.