Subscribe to Marka Yöneticisi

Sanatta Hedef Kitle

Yazar: Rezzan KAHYA Tarih: 26 Aralık 2009

ali-bulut-sanatta-hedef-kitle

Sanatta markalaşma süreçlerinin, genel anlamda ticari markalaşma süreçleri ile benzerlik gösterdiğini daha önceden belirtmiştik. İlk olarak “Hedef Kitle” üzerinden sanatsal markalaşma süreçlerini inceleyerek başlamanın doğru olacağı düşüncesindeyim.

“Sanat toplum için midir, sanat için midir?” tartışmaları halen yapılmaktayken; bir sanat çalışmasını anlayan-algılayan hedef kitlenin çerçevesi değişken olsa dahi (sadece “sanattan anlayan”ları hedef alabilir ya da daha geniş bir kitleyi kapsayabilir), verilecek mesajlar ile kurulacak iletişimin bu hedef kitlenin beklentileri ve ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi gerekir.  Sanatsal markalaşma süreçlerinde hedef kitleyi eser, yaratıcı ve uygulayıcı açısından ele alabiliriz.

1.  Sanat Eserinin Hedef Kitlesi:

Sanat eserlerinin markalaşmasında dikkat edilmesi gereken en önemli unsur kuşkusuz, sanat eserlerinin yaratım aşamasında bilinçli ve planlı bir şekilde hedef kitle odaklı hareket edilmemesi. Aksi takdirde;  sanatsal markadan çok, ticari bir markanın yaratılmasından söz edebiliriz.

Sanat eserinin markalaşması, yaratım sürecinden sonra başlar. Eseri deneyimlemek (görmek-duymak-izlemek… vb) ya da satın almak isteyen; bu sayede kendisini eserin hayranlarından oluşan gruba ait hisseden, eseri tekrar deneyimleme ihtiyacı duyan kişiler, koleksiyoncular o sanat eserinin hedef kitlesini oluşturur.

Bir eseri edinmek, bir oyunu-konseri-filmi izlemek, bir sergiye gitmek ve tüm bu eylemleri gerçekleştirirken bunu çevresindekiler ile paylaşmak, hedef kitlede yaratılmak istenen davranıştır.

2. Sanatçının Hedef Kitlesi:

Sanatçının markalaşmasında, imajının doğru konumlandırılması öncelik olmalıdır. Sanat eserinden farklı olarak, sanatçının hedef kitlesi ile iletişiminde hedef kitlesinin analizinin yapılması ve bu hedef kitle ile iletişiminde verilecek mesajların uygun yöntemlerle hazırlanması gerekir.

Ancak sanatçının eserlerini hedef kitleyi dikkate alarak ortaya çıkarması, sanat eserinin sanatsal niteliğini kaybetmesine neden olacaktır. Bu nedenle hedef kitle ile ilgili tüm çalışmalar yaratım sürecinden bağımsız olarak ele alınmalıdır.

Sanatçının hedef kitle odaklı iletişimi, eseri yaratım sürecinden sonra başlar. Hayranları sanatçının, konumlandırılan imajına uygun davranmasını bekler. Sanatçının hayranları, yarattığı akımı izleyenler, onunla ilgili bilgi edinme merakı olanlar, katıldığı etkinlikleri- programları takip edenler, sanatçı ile ilgili haber yapanlar o sanatçının hedef kitlesidir.

Hedef kitle ile ilgili amaç ise; bu merakın canlı tutulabilmesi, sanatçının verdiği eserleri sürekli takip eden ve çevresi ile etkileşimli sadık bir kitlenin yaratılmasıdır.

3. Sanat Kurumunun/Projesinin Hedef Kitlesi:

Sanatsal markalaşma süreçlerinde ticari marka süreçlerindeki tüm adımların sanat kurumları ve sanatsal projeler için izlenebilmesinin nedeni, bu kurumların ya da projelerin sanatsal yaratım süreci ile olan dolaylı ilişkisidir. Yani; yaratım aşamasında etkin rol oynamaması itibariyle sanat kurumları/projeleri, sanatsal markalaşma sürecinde iletişim tekniklerinden en çok yararlanan, hedef kitle ile iletişimi kurgulamada en aktif olan taraftır.

Sanat kurumu ya da sanatsal proje,  eserin-sanatçının pazarlama sahasıdır. Sanat kurumunun algılama yönetimindeki başarısı, bünyesindeki sanat eserinin ve sanatçının da anlaşılabilmesini sağlar. Bu nedenle özellikle sanat kurumlarının iletişim çalışmalarının profesyonel bir şekilde ele alınması, hedef kitle ile iletişimin doğru tekniklerle sağlanması oldukça önemli. Yaratılmış bir eseri anlayan, sanatçının hedeflerini doğru bir şekilde analiz eden kurumlar-kuruluşlar, eser ile sanatçının imajını konumlandırmada “hedef kitleyi de dikkate alarak” doğru mesajları oluşturabilirler. Bu teknikleri kullanan kurumlar, aynı zamanda kendi kurumsal imajlarını da konumlandırmış olurlar.

Sanat kurumları bünyesinde gerçekleşen etkinliklerin düzenli takipçileri ile çevrelerindeki diğer kişilerin sanatsal etkinliklere katılımını sağlayanlar, sanat etkinliklerini haber yapanlar ve bilinirliğini sağlayanlar sanat kurumlarının hedef kitlesi olarak tanımlanabilir. Sanatsal projelerin hedef kitlesi; sanata merakı olan, sanatsal etkinlikleri takip eden, çevresindekileri bu konuda haberdar eden kişilerden oluşur.

Eserin kaliteli, yenilikçi ya da farklı; sanatçının üretken, örnek ya da başarılı; kurumların-kuruluşların saygın, çağdaş ya da yararlı algılanmasının sağlanması hedef kitlenin tanınmasına bağlıdır. Sanat eserlerinin hedef kitle odaklı yaratılması, sanatçıların hedef kitle odaklı eser vermesi sanatsal değerin sorgulanmasına neden olacaktır. Ancak sanat kurumları bu konuda özgürdür ve iletişim tekniklerinin neredeyse tamamına başvurabilirler. Hedef kitle analizi, ticari markalar için üretim sürecinden önce yapılabilir. Ne üreteceğimiz, kimin tarafından tüketileceği önceden bellidir. Ancak sanat eserlerinin önceden kimin tarafından takip edileceği, kimin beğenisini kazanacağını düşünerek ortaya çıkartılması mümkün değildir.

Marka yöneticilerinin  sanatsal sponsorluklarla ilgili değerlendirmelerinde bu dinamikleri göz önünde bulundurmaları, sanatta gelişimi sağlamanın yanı sıra, hizmet verdikleri firmanın hedef kitlesine de ulaşabilecekleri doğru projelere destek vermelerini sağlayacaktır.

Picasso ve Sanatta Markalaşma

Yazar: Rezzan KAHYA Tarih: 18 Kasım 2009

ali-bulut-picasso-ve-sanattma-markalasma-

Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti: “Eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan papalığa yükseleceksin.”  Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım.

Pablo Picasso

Resim sanatında belki de en büyük markalardan biridir Picasso…  Peki Picasso, iletişim biliminin günümüzdeki gibi gelişmiş olmadığı bir dönemde nasıl Picasso olmuştur? Profesyonel destek almış mıdır?

Sanatsal markalaşma kavramı Türkiye’de çok bilinmemekle birlikte yurt dışında üzerine tartışılan bir konu… Sanatta marka haline gelmek için izlenmesi gereken yol şüphesiz, marka olmak için gerekli adımları izlemekten geçiyor. Bu yolu kimi zaman bilinçli, kimi zaman ise bilinçsiz olarak izleyenler, sanatsal markalar haline geliyor.

Nasıl ki markayı marka yapan değerler, kaliteli ürün ya da hizmet, markanın olumlu bir imajının ve bir vaadinin olması, etkili iletişim ile bilinirliğinin sağlanması ve neticede tüketicide sadakat yaratması ise; sanatsal yapıtların, sanatçıların, sanat kurumlarının-kuruluşlarının da aynı değerlere sahip olması beklenebilir.

Bir sanat eserinin hedef kitlesi hayranları olarak kabul edilecek olursa, eserin kaliteli algılanması ve sanatseverin beğenisini kazanması marka hedefi olarak kabul edilebilir. Bir sanatçı şüphesiz,  ticari kaygılarla eserini yaratmaz. Ticari kaygılarla üretilen eserlerin, sanatsal yönü tartışmalıdır.

Sanatta markalaşma süreçleri incelenecek olursa, sanatçının eseri yaratımından sonra hedef kitlesi olan sanatseverde bir harekete neden olduğu görülür. Sanatsever hayranı olduğu resmi alma, beğendiği albümü edinme, merakla beklediği eseri sahnede izleme eğilimi göstermektedir.  Sanatçıların yaşadıkları dönemlere göre eserlerinin ne kadar büyük kitleler tarafından takip edildiği değişkenlik gösterir. İletişim araçlarının günümüzdeki gibi yaygın olmadığı bir dönemde sanat eserlerinin bilinirliğinin çok üst seviyelerde olması beklenemez.  Ancak günümüzdeki sanat eserlerinin kalıcılığı ayrı bir tartışma konusu olabilir.

Yüzeysel bir tespitle; bir sanat eserinin sanatsal marka haline gelebilmesi için özgün olması ön koşuldur.  Ancak bir sanatçının, yepyeni bir akım yaratmasa ve alanında ilk olmasa bile, onu benzerlerinden ayıracak kendi yorumunu o işe katabilmesi gerekir.  Sanat kurumları ve kuruluşlarının markalaşması ise, kurumsal imajlarının sistemli bir şekilde konumlandırılması ve hedef kitleleri ile düzenli iletişimin korunması ile sağlanabilir.

Bu noktadan hareketle, sanat eserlerinin markalaşmak üzere yaratılamayacağını, fakat yaratılmış sanat eserlerinin doğru iletişim teknikleri kullanılarak hedef kitlesi ile buluşturulabileceğini söyleyebiliriz. Sanat kavramının kişiden kişiye farklı algılamalara neden olduğu günümüzde, sanatçı kavramı da aynı tartışmanın nesnesidir.  Sanat ve sanatçı kavramlarını önümüzdeki yazılarda irdeleyeceğiz.  Ancak günümüzde ikon haline getirilen popüler kültür kaynaklı eserleri  ve ikonlaşma hareketini sanat ve sanatçılık başlığından ayrı olarak incelemek gerektiği düşüncesindeyim.

Sanatta sistemsiz olarak yürütülen ikon yaratma çalışmaları, iyi eserler verebilecek sanatçıları ticari kaygılarla hazırlanmış eserlere yöneltmekte… Günümüz koşulları, gelecek yüzyıllarda 21.yy sanatını gölgede bırakabilecek bu popüler akımların, iletişim profesyonelleri tarafından sistemli bir şekilde yönetilmesini gerektiriyor.  Sponsorluk faaliyetlerini de yöneten marka yöneticilerinin, bu  hususta oldukça stratejik bir rolü bulunuyor.

www.markayoneticisi.com için yazdığım ilk yazı ile pek el değmemiş bu konuya ufak çaplı bir giriş yapmak istedim. Gelecek aylarda bu konuyla ilgili daha detaylı yazılarımı okuyabilirsiniz.

Rezzan KAHYA

11 İnovasyon Önerisi

Yazar: Ali BULUT Tarih: 24 Temmuz 2009

Sizlerden zaman zaman özel mesajlar geliyor. Bu yolla sizlerle tanışıyor ve birbirimizi daha iyi tanıyoruz. Gönderilen bu mesajların arasında destek mesajları, beğeni mesajları ve bir miktar da “benim bir fikrim var” mesajları oluyor. İşte bu son gruptaki mesajların içinden, özellikle yeni önerileri seçerek, yine sizlerle de paylaşmak istedim. Mantıklı olup olmadıklarına bakmadan, yargılamadan yorumsuz şekilde size sunuyorum.

Yorum yine sizin…

  1. Anti-Çağrı Merkezi ismiyle bir hizmet geliştirilmeli. Müşteriler bu servis ile parasını ödeyerek, daha önceden sesli olarak kaydettikleri şikayetlerini, istedikleri şirketin çağrı merkezini arama bombardımanına tutarak ulaştırabilsin. Muhtemelen şirket bu şikayetinizi kolaylıkla çözecektir, çünkü arama bombardımanınız sonucu zaten kimse kendilerine ulaşamaz olacaktır.
  2. Amator-lig-.com tarzında bir site açılmalı. Amatör spor liglerinden gollerin video olarak paylaşılacağı bir sosyal paylaşım sitesi olmalı. Hatta yerel ve küçük takımlardan ya da halı saha maçlarından gol görüntülerini kullanıcılar yükleyerek birbiriyle paylaşmalı. Haftanın golü vs gibi uygulamalar da olabilir.
  3. Cep telefonlarında melodi kişiselleştirme gibi, titreşim kişiselleştirme özelliği de olmalı. Rehberimize kayıtlı bazı kişiler için farklı titreşim şekilleri ayarlarsak, telefonumuz titreşimdeyken bile cebimizden hiç çıkarmadan kimin aradığını kolaylıkla anlarız.
  4. D&R gibi mağazalarda kablosuz müzik kulaklıkları olmalı. Böylece yeni CD’lerden müzik denerken, bir yandan da kitap rafları arasında dolaşabiliriz.
  5. Yeni gelen sigara yasağından sonra, insanlar daha çok dışarıda sigara içer hale gelecek. Bu da sokaklarda ve kent meydanlarında daha fazla izmarit olacak demektir. Kanun çıkararak, sigara firmalarının sokaklardaki sigara izmaritlerini toplamayla ilgili ekipler kurmaları sağlanmalı.
  6. TV, Müzik seti gibi evdeki elektronik aletlerin Stand-By konumundayken de elektrik tükettiğini artık hepimiz biliyoruz. O halde üretim ve tasarım aşamasında yeni modellerde, 30 dk boyunca Stand-By konumunda kalınca otomatik olarak gücü kapatmasını sağlayacak düzenleme yapılmalı. Muazzam bir enerji tasarrufu olacaktır.
  7. İçinde hazır sıcak içecek, küçük bir polar battaniye ve bir miktar yiyecekten oluşan paketlerin olduğu vending makineleri (bozuk para atılarak alışveriş yapılan otomatlar) hazırlanmalı. Belediyeler tarafından özellikle insanların sokaklarda yaşadığı yerlere yakın güzergahlarda kurulmalı. Böylelikle bizden para isteyen bir evsize, içkisi için para vermek yerine, kendimiz otomattan gerekli şeyleri satın alarak onlara verebiliriz.
  8. Kayip-esya.com tarzı bir web sitesi olmalı. Herkes yolda sokakta bulduğu şeyleri orada ilan eder. Hatta otobüste uçakta vs unutulan eşyalarda orada yayınlanır. Bir şey kaybetmiş olanların ise ilk bakacakları yer olur.
  9. Polis için acil aramalarda 155’i kullanıyoruz. Bununla birlikte bazı durumlarda, özellikle konuşamayacağınız ortamlarda polisi aramak zorunda kalırsanız kullanılmak üzere, polis acil SMS sistemi olmalı. Cep telefonumuzdan çok acil bir durumda, polise direk olarak mesaj atabilmeliyiz
  10. ATM kartlarımıza 2 adet şifre tanımlanmalı. Birincisi normal şifre. İkincisi de yine çalışan bir şifre ama ATM üzerinden direk polise haber veren bir şifre. Örneğin sokakta gaspa uğruyorsunuz, zorla şifrenizi istediler, siz ikinci şifreyi veriyorsunuz. Böylece suçlular ATM’den daha parayı çekerken içerideki güvenlik elemanı ve polis merkezi anında haberdar oluyor.
  11. Pringles kutuları akerdeon gibi katlanabilen şekilde yapılmalı. Eskiden katlanan bardaklar vardı bu şekilde. Böylelikle kutudaki cips eksildikçe siz kutunun yüksekliğini azaltırsınız, hem yerken pratik olur hem de hepsini yediğinizde geriye kalan çöp hacmi de oldukça az olacaktır.

(Yukarda yer alan işaretler ffffound.com‘dan alınmıştır)

Dijital Pazarlama Notlarım

Yazar: Ali BULUT Tarih: 14 Mayıs 2009

ali-bulut-dijital-pazarlama

Dijital pazarlama kavramı aynı zamanda interaktif pazarlama, internet pazarlama, e-pazarlama şeklinde de kullanılıyor.

  • Peki dijital pazarlama nedir?
  • Geleneksel pazarlamadan farklı yanları nedir?
  • Neden dijital pazarlamaya ihtiyaç duyar olduk? 
  • Stratejik avantajları nelerdir?
  • İnovasyonla nasıl ilişkilendirilebilir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; dijital pazarlama bir satış yöntemi değildir. Ulaşılan sonuçları sayesinde satış artışı sağlayan, bir ilişkilendirme ve iletişim sürecidir. Ayrıca pazarlama planı ile dijital pazarlama planı da aynı şeyler değildir. Zaten şirketlerin pek çoğu halihazırda;

  • pazarlama stratejisine,
  • pazarlama planına,
  • dijital pazarlama planına  
  • marka yönetimi stratejisine sahip değildir.

İnternetin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, müşterilerle markaların etkileşim ve iletişimleri de hızla değişti. Pazarı, internet öncesi ve sonrası diye şöyle düşünebiliriz:

İnternet Öncesi

İnternet Sonrası

  • Monolog
  • Tek yönlü fonksiyon
  • Kitlesel iletişim
  • Statik
  • Yaylım ateşi yaklaşımı
  • Müşteriler arasında iletişim yok
  • Müşterileri tanımlamak zor
  • Müşteri yönetimi zor
  • Diyalog
  • Kişiye özel pazarlama
  • Gerçek zamanlı
  • Dinamik
  • Ortaklaşa katılım
  • Segmentlere ayrılmış
  • Yoğun müşteri iletişimi
  • Daha fazla müşteri  verisi

 

Dijital pazarlamanın sağladığı stratejik avantajlara gelirsek:

  • Rekabet avantajı için yeni kaynaklara ulaşımı kolaylaştırır
  • Aracısız dağıtım modeli
  • Tedarik zincirinin optimizasyonu
  • Yeni iş modelleri üretilmesi
  • Ulaşılmamış alt segmentleri de hedefleyebilme
  • Pazarı daha verimli kullanmak
  • Daha dürüst ve şeffaf pazar döngüsü 

Peki dijital pazarlamada bunca zaman birşeyler değişmedi mi? Yani 10 yıl öncesiyle şu an arasında ne farklar var? Dijital pazarlamanın temel kuralları, aradan geçen zamanla ve sürekli değişen tüketici eğilimleri nedeniyle yeni bakış açılarına ihtiyaç duydu:

 

Dijital Pazarlamanın Temelleri

Dijital Pazarlamada Yeni Yaklaşımlar

  • Dijital pazarlama planı hazırla
  • İyi bir domain seç
  • Site tasarla ve altyapısını hazırla
  • Sitene gerekli bağlantıları kur
  • SEO planı ve stratejini belirle
  • Gerçek zamanlı site analizlerini izle
  • İletişim için e-posta ve anlık mesajlaşma sistemlerini kullan
  • Müşterilerinin e-posta listesi tut
  • Online reklam ver
  • Trafiğini artır
  • Önce fikir satmayla başla
  • Fikrinin etrafında bir kitle oluştur
  • Büyüklük önemli değil
  • Kontrolü kitleye vererek riskini azalt
  • Yetkilendirme sınırları koyma
  • Şeffaflık büyük değer yaratır
  • Doğruluk hızlı yayılır, dürüst ol
  • Fiyat tek başına önemli değildir
  • Değer zincirini optimize et
  • İş modelini sürekli yeniden kurgula
  • Statükoyu değiştir

 

Eskiden pazarlamanın 4P’sini (ürün, fiyat, tanıtım, kanal) şirketler belirler, bütün riski tek başlarına alırlardı. Daha sonra bunu tüketicilerine sunar ve stratejilerinin işe yaramasını umarak satış tablolarıyla yatıp kalkarlardı. Ama şimdi değişen pazar koşulları ve gelişen teknoloji ile, kitlelerin de bu süreçlere dahil olması kolaylaştı.  Artık ürünün tasarımından, fiyatına, tanıtımına kadar pek çok aşamada tüketiciler direk belirleyici figür haline geldi. Bunu dijital pazarlamanın merkezine koyan firmalar stratejik avantaj sağlamayı başardı.  

Tahmin etmeye çalışarak tüm riski üstleneceğinize, bırakın insanlar sizin yerinize sorunlarını dile getirsin, çözüm önerileri sunsun, çözümleri talep etsin. Böylesi hem daha az riskli, hem de daha hızlı…

Profesyonellerden Dijital Pazarlama Sırları

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Mayıs 2009

ali-bulut-online-pazarlama

John Jantsch, Duct Tape Marketing  “Muhabirlik yapın. Bir gazete veya dergide çalışın demiyorum, ama yeni medya araçlarından blog ya da podcast kullanabilirsiniz. Endüstrinin ileri gelenleriyle, komünite liderleriyle, yazarlarla röportaj yapın. Ürününüzün demosunu yapmak için randevu almak yerine, bir sonraki blog ya da podcast yayınınızda yer alacak bir röportaj için randevu isteyin. Gözlerindeki değeriniz otomatik olarak değişecek, uzman rolünüz öne çıkacaktır. Ayrıca pazarlama materyalleriniz için muhteşem içeriklere sahip olacaksınız.”

Yaro Starak, Entrepreneurs Journey  “Diğer pekçok blogger’ın yapmadığı ama benim yaptığım birşey var, kendi email listemi oluşturdum. Gerçi sırrım bu listeyi oluşturmak değil, neticede online pazarlama yapan herkes için bilindik birşey bu. Fakat sırrım, bu listeyi ve blogumu birlikte nasıl kullandığımda.

Basit bir örnek vereyim. Blogumda ürün inceleme yazıları yazıyorum. Ciddi ve dürüstçe ürünü test ederek, olumlu ve olumsuz görüşlerimi çekinmeden anlatıyorum. Blogumda yayınladığım ürünlerin satışı üzerinden elde ettiğim gelir önce çoğunlukla az bir miktar oluyor. 

Sonra, ürün inceleme yazıma, email  listemdekileri davet etmek için kısa bir email hazırlıyorum. Ardından, yazıma ciddi bir ziyaretçi trafiği oluyor ve blog arşivlerine kaldırılacak kadar eskise bile, ben hala satış komisyonları almaya devam ediyorum. Bir blog yazısı ve bir email ile kolaylıkla gelir elde etmenin yolu.  

Matt McGee, Small Business SEM  “SEO, geleneksel pazarlamaya benziyor. Gerçek hayatta müthiş bir ürün bulmak ve insanların ondan bahsediyor olmasını istersiniz. Sanal tarafta ise, müthiş bir içerik hazırlayıp, insanların o içeriğe  link vermesini istersiniz. Gerçek hayatta bunun için muhabirler ve gazetecilerle ilişkiler kurun, sanal tarafta ise blog yazanlarla. Gerçek hayatta müşterilerinizle sık sık bir araya gelin, sanal tarafta sosyal ağlarda bulunun. İnsanlara hakkında konuşabilecekleri (link verecekleri) birşeyler sunun, iletişime katılın ve işte SEO başarısı yolundasınız” 

Liz Strauss, Successful Blog  “En iyi promosyon, diğer insanları promote etmektir. Müşterilerinizi, onların arkadaşlarını, kendi arkadaşlarınızı promote edin. Sürekli etrafta kimin neyi iyi yaptığına bakın ve bu konuda ilk konuşan siz olun. İnsanlara o yönü işaret eden ilk kişi olun. Böylelikle ne kadar akıllı bir takım oyuncusu olduğunuzu,  yetenekler ve karakter konusunda ne kadar iyi gözlemci olduğunuzu ve yaptığınız işte ne kadar güvenilir olduğunuzu gösterebilirsiniz.”

Maki, Editor, Dosh Dosh  “Benim pazarlama sırrım, “zamanı yakalamak”. Pekçok pazarlamacı, çevresi üzerinde etkin insanlarla ilişkide olarak ve  dinleyicileri üzerinde güven oluşturarak markalarının geniş kitlelerce benimseneceğinden bahseder. Güven unsuru her ne kadar önemli olsa da, sosyo kültürel geribildirimlere hızla ve zamanında reaksiyon verebilmenin de en az onun kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

Gazeteler geniş kitlelere ulaşır. O nedenle gazeteleri takip edin, çünkü insanlar ne okuyorlar, nelerden etkileniyorlar, geribildirimleri nasıl oluyor gibi soruların cevabı orada. İşte, zamanı yakalamak bu yüzden, komünitenin ilgilendiği konularda sadece ilişkilendirme değil aynı zamanda kendi yüzünüzü gösterme açısından da fırsatlara açık ve güçlü bir yol.”  

Mack Collier, The Viral Garden  “Blog yazmadaki başarınız aslında diğer insanlara sağladığınız faydayla eşdeğer. Örneğin, pek çok şirket bloglara, kendi ürünlerini satma amaçlı bir kanal olarak bakıyor. Oysa bloglar direk satış kanalı değildir. Buradaki kilit nokta, önce komünitenin faydalanacağı içerik üretmek sonra da komünitenin ona belli bir değer biçmesini beklemek. Eğer okuyucularınıza direk bir fayda önerirseniz, böylelikle satışlarınızda blog çabalarınızdan kaynaklanan indirek bir artış göreceksiniz. Ama eğer şirket, direk olarak kendi markasını promote etmeye denerse, okuyucular içerikte kendileri için herhangi bir değer bulamayacak ve bu da blogun sonu olacak.”

Guy Kawasaki, Truemors -– “Bloggerların, sizin yapmanız gerektiğini düşündüğü şeylerin tam tersini yapın.”

Profesyonellerden Pazarlama Sırları

Yazar: Ali BULUT Tarih: 5 Mayıs 2009

ali-bulut-pazarlama-sirlari

Seth Godin, SethGodin.com “Vaad edin ve sözünüzü tutun. Basit, ama bu bir sırra dönüştü.”

Jackie Huba, Church of the Customer “Etkileme ve etkileşim, satışın yeni hali. WOM ile hızla büyüyen firmaların arkasındaki göze fazla batmayan bir sır. ”

Jonathan Fields, Awake at the Wheel “Egonuzu mu büyüteceğinize yoksa ailenizi mi geçindireceğinize karar verin. Seksi ve pahalı imaj yenileme kampanyaları reklam ajansınızın belki hoşuna gidecektir, ama istisnaları saymazsak, küçük firmalar için, banka hesabınıza ya da yemek masanızdaki tabağınıza bir katkısı olmayacaktır. Bunun yerine markalaşma çabalarınızda ücretsiz PR seçeneklerini deneyin. Paranızı ölçülebilir ve direk tepki yaratacak pazarlama kampanyalarına harcayın.”

Toby Bloomberg, Diva Marketing “Annenizin ya da hocanızın size ne söylediğini unutun . “Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız, başkalarına da öyle davranın” altın kuralı, pazarlama stratejisi geliştirmede işinize yaramaz. Müşterinizi anlamak için, onların değerleri, ihtiyaçları ve beklentileriyle sizinkiler arasındaki farkları tespit edin. Pazarlamacılar için yeni altın kural:  Müşterilerinize, onlar nasıl istiyorsa öyle davranın.”

Scott Shane, Author of, Illusions of Entrepreneurship – “Araştırmalar gösteriyor ki pekçok yeni girişim fiyat rekabeti ile ilgileniyor. Oysa zamanla bunun sonucunda kötü performans geliyor.”

Tim Berry, Planning Startups Stories “Pazarlamanın en pahalı mitlerin birisi, daha düşük fiyatın daha fazla satış getireceği. Kömür veya akaryakıt için bu geçerli olabilir, ama çoğu iş için değil. Daha düşük fiyat neyi ifade eder bir düşünün, mesela siz her zaman en ucuz restoranda mı yemek yersiniz? En ucuz markalardan mı giyinirsiniz? En ucuz arabayı mı tercih edersiniz? Fiyatlandırma, değerinizin en iyi ifadesidir.”    

Andy Birol, Author of , The 5 Catalysts to 7 Figure Growth – “Birçok pazarlamacı, müşterilerini memnun etmek için beklentilerin ötesini sunmaları gerektiğine inanır. Oysa müşterilerine sorarlarsa, cevaplarda görecekler ki, müşterilerin en temel sorunlarını ve ihtiyaçlarına çözüm önermek daha önemlidir. ”

Drew McClellan, Drew’s Marketing Minute “Daha azını yapın. Pazarlamanın en baştan çıkarıcı yönlerinden biri, farklı pazarlama taktiklerinden oluşan geniş bir açık büfeyi pazarlama planı içerisine yerleştirmektir. Pazarlamacıların çoğu, daha fazlanın daha iyi olduğu hatasını yaparlar. Oysa daha azını yapın, ama daha iyi yapın. 3-4 pazarlama taktiğini alın ve sıradışı bir uygulama ile hedef kitlenizi harekete geçirin. %100 tutarlı , %100 ilişkili. Daha azını yapın, ama daha iyi yapın.” 

 

Hedef Kitle / Hedef Pazar

Yazar: Ali BULUT Tarih: 10 Eylül 2006

ali-bulut-hedef-kitle

Güçlü bir pazarlama planının bir takım temel konseptleri vardır. Bunların temelinde ise müşteriyi anlamak yatar ki, pazarlamacının amacı müşteri ihtiyaçlarından yola çıkarak bir takım aksiyonlar geliştirmektir.

Bu temel konseptler pazarlama planı içerisinde 6 madde ile özetlenebilir:

  • Hedef kitlenin belirlenmesi
  • Ürün veya hizmet geliştirme
  • Promosyon ve tanıtım çalışmaları
  • Dağıtım kanalı belirlenmesi
  • Fiyat belirlenmesi
  • Satış sonrası destek hizmetleri

Peki, pazarlamacılar hedef kitleyi nasıl ve neye göre belirlerler? Pazarlama planı içerisindeki diğer pazarlama kararları belirlenmiş hedef kitleye bağlı olarak kurgulanacağı için, hedef kitlenin belirlenmesi en kritik noktalardan biridir. Pazarlama kavramına yeni aşina olanlar için bu karar gayet basit ve kolaydır. Hatta pekçok pazarlamacı(!) tarafından basitçe : “Ürünümüzü satın almak isteyen herkes” diye tanımlanır.

Hedef kitle yaklaşımını kullanmak, pazarlamacının elindeki kaynakları en etkili şekilde kulllanmasını ve ürün mesajını müşteri olmaya en uygun adaylara göndermesini sağlayacaktır.

İyi bir müşteri grubu öncelikle şu üç ögeyi içerir, böylelikle bir pazar oluştururlar:

  • Bir takım ihtiyaçları vardır
  • Finansal olarak satın alma yapabilecek güce sahiptir
  • Satın alma kararı verebilecek yetkinliktedir

Hedef kitle belirlenmesindeki eski yaklaşımla bakarsak, insanların ihtiyaçlarından yola çıkarak o ihtiyaca sahip insanları hedef pazar olarak belirleriz. Fakat bu artık yeterli değildir. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi insanların ihtiyaçlarından ziyade artık bir takım iç, dış ve pazarlama aktiviteleri ile insanların satın alma davranışı değişmektedir. O halde hedef kitleyi belirlerken insanların ortak ihtiyaçlarını doyurmak için birbirinden farklı yaklaşımlarda olabileceğini unutmamak gerekir. Yani ister kar odaklı ya da değil, ister endüstriyel ya da bireysel müşteri, ister yerel ya da uluslararası olsun pazar segmentasyonu şarttır. Yani aynı ihtiyaçlara sahip olsa dahi, müşterileri bir takım kriterlere göre alt gruplara ayırmak ve her birini ayrı bir pazar olarak değerlendiriyor olmak.

İşte başarılı bir hedef market stratejisi ile bir organizasyon şu 3 adımı gerçekleştirir:

  • Tüm pazarın dahilindeki alt segmentleri tanımlar
  • Kendi organizasyonunun hedef ve amaçlarına en uygun segmenti seçer
  • Seçilmiş segmente uygulanabilecek pazarlama stratejileri geliştirir.

Müşterilerin Satın Alma Davranışı

Yazar: Ali BULUT Tarih: 2 Eylül 2006

ali-bulut-musteri-davranislari

Müşterilerin bir hizmet ya da ürünü satın alma nedenleri birçok kaynakta uzun uzun anlatılır. Bunlar temelde, ihtiyaçlar, istekler, arzular vs gibi satın alma fikrinin oluşma nedenleridir.

Fakat günümüzde artık pazarlama planı içerisinde daha da detaylı incelenmesi gereken kavram; müşteri dinamikleri ve müşterinin satın alma kararı üzerindeki etkilerdir.

Gerçekten de, bir süre önceye kadar satın alma kararı nasıl ve neden oluşur diyorken; artık kim, neyi, hangi etkiler altında satın alıyor diye sormaktayız. Ve bu etkileri sınıflandırarak kendimize bir yol çizmekteyiz. İşte modern pazarlama metodolojisi ile binlerce potansiyel etki içerisinden, yukarıdaki şekildeki 3 başlık altında bu etkileri gruplayabiliriz.

Bu etkiler, birbirlerinden çok uzak olmamakla birlikte, aslında hem birbirlerine organik bağlarla bağlanmış ve hem de bizim kim olduğumuzu ve nasıl yaşadığımızı belirleyen etkenlerdir.

Dolayısıyla iyi bir pazarlama planı, hedef kitlenin satın alma davranışlarını bu etkilerin ışığında da analiz edebilmeli ve buna ilişkin somut fikirler üretebilmiş olmalıdır.

Starbucks Bize Ne Vaadediyor?

Yazar: Ali BULUT Tarih: 30 Ağustos 2006

ali-bulut-starbucks-ne-veriyor

Geçenlerde bir yerlerde okumuştum: “İnsanlar, Starbucks’ta içtikleri kahve için 1 YTL, orada edindikleri diğer değerler için de 6 YTL ödüyorlar” diyordu. Peki hangi değerler bunlar, bize ürünün 6 katı daha fazla ödememizi sağlayan?

Aslında biraz düşününce Starbucks’un tüketicisine ne vaadettiğini bulmak hiç de güç değil. Önce Starbucks fikrinin doğuş öyküsüne bakalım:

1960 yılında ABD’de günde ortalama 3,2 fincan olan kahve tüketimi, 1988’lere gelindiğinde 1,67 fincana gerilemiş. Bunun nedeni olarak da yeni neslin daha çok soğuk içeceklere yönelmesi ve gazlı içecek tüketimin artması gösteriliyordu.

Öncelikle Starbucks o yıllarda farklı bir konumlandırma stratejisi izleyerek ürünü yeniden konumlandırıyor. Kahveyi ve kahve içme eylemini sosyal bir etkinlik haline getiriyor. Sofistike(!) insanların “kahvelerini.. toplumu.. dostluğu.. bağlantıları..” paylaşabileceği özel köşeler yaratıyor.* “Rahatlatıcı bir üçüncü mekan” Starbucks tarafından haber bültenlerinde ve etkileyici yıllık raporlarda kendi kendini tanıtmak için o yıllarda sıkça kullanılan bir ifade oluyor.

İkinci olarak Starbucks’un “Benim kahvem, benim tarzım” söyleminden yola çıkmak gerekiyor. Yeterince çeşitlendirilmiş ürün gamı ve opsiyonel ilaveleri ile Starbucks’ta kahve kökenli pekçok seçenek yaratıyorlar.

Sonuçta, tüketiciler için kahveyi bir tutku, bir tarz, bir sosyalleşme aracı ve kendini şımartmanın bir yolu haline getiriyorlar. Starbucks Pazarlama Yöneticisi Scott Bedbury yayılma politikalarını şu şekilde anlatıyor: “Kendimizi, ruhumuzla bağlantı kurmanın yolunu bulmaya yönelik en büyük hareketlerden biri ile aynı yere getirmek istiyoruz”**

Ve günümüze gelindiğinde ABD’de günlük kahve tüketimi, 1960 yılından bile daha yükseğe çıkıyor.

* Starbucks 1995 yıllık rapor
**Nicole Nolan, “Starbuck’lanmış!” This Times, 11 Kasım 1996

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.