Subscribe to Marka Yöneticisi

Marka Yöneticilerine Pratik Bilgiler – 6

Yazar: Ali BULUT Tarih: 27 Temmuz 2010

ali-bulut-Marka-Yoneticilerine-Pratik-Bilgiler---6

Değişime nereden başlamak gerekir?

Bu sorunun çok da objektif bir cevabı yok. Aslında bundan önce sorulması gereken soru: “Değişim neden gerekli?”.  Bir çok firma, değişimin ayakta kalmak için şart olduğunu düşündüğü için değişimi hedefliyor. Aynı zamanda gelişmek için bir fırsat olduğunu düşünmek, değişimi “lüks” sınırları içine itiveriyor bir anda…

Peki değişime nereden başlamak gerekir?

Günümüz ekonomisi ve pazar dinamikleri bizi oldukça çetin bir rekabetin içine ittiğinden, sadece ayakta kalmak için değil aynı zamanda gelişimde sürekliliği sağlamak için çok da zor olmayan bazı adımları atabiliriz.

Değer, Fırsat ve Hız….

Eminim herkesin bir şekilde aşina olduğu bu kavramlar üzerinden, basit ve pratik birkaç adımı şöyle sıralayabiliriz:

Değer Yaratmaya Odaklanın:

  1. Daha azıyla daha fazla yapın:
    • Maliyetleri stratejik olarak azaltın
    • İşletme sermayesini sabit tutun
    • Nakitlerinizi koruyun
    • Esnekliğinizi ve tepki yeteneğinizi, hızınızı artırın
  2. Amaca odaklanın:
    • Müşteriler için sonuçlar yaratın
    • Amaç dışı maliyetleri ve zaman kayıplarını azaltın
    • Sabit maliyetlerden, değişken maliyetli sisteme geçin
  3. Müşterilerinizi anlayın:
    • Değer arayan-talep eden müşterilerinizi hedefleyin
    • Basit olun, komplike olmayın
    • Bırakın ürüne son şeklini müşteri versin

Fırsatları Değerlendirin:

  1. Pazar payınızı artırın:
    • Zayıf rakiplerinizi zorlayın
    • Büyüyen pazarlara odaklanın
    • Pazarlık değeri yüksek olan varlıklar edinin
  2. Gelecekteki gücünüzü artırın:
    • Kritik yetenekler ve kadrolara odaklanın
    • Büyüme için kurumsal bir altyapı oluşturun
    • İnovasyona yatırım yapın
  3. Sektörünüzü değiştirin:
    • Yeni pazar şartlarındaki yerinizi analiz edin
    • Yeni yaklaşımlara öncülük edin
    • Yeni gelir modellerini fırsat olarak değerlendirin
    • Stratejik ortaklıklar geliştirin

Hızlı Hareket Edin:

  1. Değişimi yönetin:
    • Bir değişim mottosu belirleyin
    • Değişim sürecinin ve sancılarının üstesinden gelin
  2. Liderler yetiştirin:
    • Güçlü ve dengeli bir liderlik sistemi kurun
    • Stratejinizi, yöneticilerle açıkça ve sıklıkla paylaşın
  3. Riski yönetin:
    • Riski azaltın ve şeffaflığı artırın

Profesyonel Perakende Yöneticileri

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Temmuz 2010

ali-bulut-proper-profesyonel-perakende-yoneticileri

Özellikle perakende sektöründe çalışan ya da bu sektörle bir şekilde iş ilişkisinde olan okuyucularım için bugün bir grup tanıtımı yapmak istiyorum.

Mayıs ayında, Altınbaş Mücevher CEO’su Sayın Ali Bulut (evet, bir isim benzerliğimiz var) tarafından kurulan,  birkaç ay içerisinde Linkedin üzerinde perakende sektörü yöneticilerinden oluşan 400’den fazla üye sayısına ulaşmış bir grup.

Bununla birlikte, her ne kadar  halen yurtdışında olduğum için katılamasam da, Haziran ayında ilk fiziksel buluşmalarını İstanbul’da gerçekleştiren grup üyeleri, diyalog ve işbirliğini gerçek hayata da taşımış oldular.

PROPER – Profesyonel Perakende Yöneticileri linki üzerinden grup profiline ulaşabilir ve grup içinde yer alan son derece güncel ve faydalı tartışmalara sizde katılabilirsiniz. Tabii bunun için öncelikle Linkedin üyeliğinizin olması gerekiyor. Aynı zamanda Linkedin‘de  “Group Manager” olarak görevli olduğum için PROPER grubumuzla ilgili her türlü soru veya önerilerinizi bana da iletebilirsiniz.

Son olarak , Sayın Ali Bulut tarafından kaleme alınmış grup tanıtım yazısını aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

Piyasaların evrimi, üretici ile son tüketici arasındaki mesafeyi her geçen gün daha da kısaltmakta ve perakende sektörünün önemi giderek artmaktadır. Bugün tüm markalar tüketici deneyimine odaklanmakta ve bu konuda farklılaşmaya çalışmaktadır.

Ülkemizde AVM yatırımlarına paralel olarak son yıllarda ivmelenen organize perakende sektörünün pazar payı da hızla artmaktadır.

Bu süreçte insan faktörünü etkin olarak kullanmak rekabette avantaj sağlamanın da anahtarıdır.

Henüz çok genç olan ülkemiz organize perakende sektöründe; gerek halen yetersiz olan insan ve yönetim kaynaklarının geliştirilmesi ve gerekse çağdaş perakende dünyasındaki yeniliklerden haberdar olunarak yaşama geçirilmesi açısından; sektör yöneticileri arasında profesyonel bir diyalog, paylaşım ve işbirliği ortamına gerek vardır.

PROPER; Perakende sektörünün Genel Yönetim, Finans, Tedarik Zinciri, Ürün Yönetimi, Görsel Mağazacılık, Satış, Pazarlama, e-ticaret, Franchising, Bilişim, İnsan Kaynakları yöneticilerinin yanısıra sektöre hizmet veren kuruluşların yöneticilerine de açık bir profesyonel paylaşım grubudur.

Linkedindeki diger perakende gruplarından farkı, kapsama alanını Türk Perekende Sektörü ile sınırlamasıdır.

Amacı, diyalog ve işbirliğini internet ortamıyla sınırlı tutmayıp, zaman zaman gerçekleştirilecek fiziksel buluşmalarla da desteklemektir.

Grubumuz perakende sektöründe halen kariyer yapan, ya da yapmayı planlayan her düzeyde profesyonele açıktır.

Türk Perakende Profesyonellerini hedeflediği için grubun asıl yazışma dili Türkçe olarak seçilmiştir. Ancak yabancı katılımcılardan gelecek İngilizce mesajlara da açık olacağız.

Gruba katılacak tüm arkadaşların gönüllü çalışmalarına ihtiyacımız olduğunu da özellikle belirtmekte fayda var. Katkıda bulunmak isteyenler, profesyonel ağlarında duyurarak gruba yeni üye akışı sağlayarak işe başlayabilirler.

Katılımınız ve destekleriniz için teşekkürler.

Ali Bulut

Yemeksepeti.com artık Moskova’da

Yazar: Ali BULUT Tarih: 6 Nisan 2010

ali-bulut-yemeksepeti

Üst üste ikinci seferdir yemek siteleri ile ilgili yazıyor olacağım ama tamamen tesadüf. Gerçi sigarayı bırakmamın 3. günündeyim, sanırım bunun bir miktar iştah açıcı tesiri de oluyor ama dedim ya tamamen tesadüfen 2 Nisan’da aldığım bir mail üzerine bu yazıyı yazıyorum.

Burada yazılarımı düzenli olarak takip eden okuyucularım aslında biliyorlar, ama ben yeniden tekrarlayacağım. Yaklaşık bir sene önce İzmir’in güzel ve güneşli iklimini bırakıp, bir projenin peşinden kalkıp  Moskova’ya yerleştim. Bu süre içinde ne zamandır aklımda olmasına rağmen bir türlü Moskova ve Rusya izlenimlerimi yazamadım. Bugün sadece küçük bir kısmından bahsedeceğim.

Moskova’da bir Türk olarak, her ne kadar iyi İngilizce biliyor olsanız da, beslenme konusunda büyük sıkıntı yaşıyorsunuz. Çünkü gideceğiniz birçok modern restoranda dahi İngilizce menü ya da İngilizce bilen personel yok. Her şey Rusça ve bırakın Rusçayı anlamayı, Rus alfabesindeki harfleri okuyabilmeniz bile zaman alıyor. Bunun yanında, ola ki, eve telefonla pizza ya da herhangi bir sipariş vermek istediğinizde, şansınız iyice azalıyor. Zira telefonda karşınızdakine derdinizi anlatmanız mümkün değil.

İşte tam bu noktada, “körün istediği bir göz, Allah vermiş iki göz” misali bir mail aldım. Yemeksepeti.com, girişimlerinin yurtdışı ayağına Rusya’da, Moskova şehri başta olmak üzere start vermiş.  Buradaki ismi izrestorana.ru. Şimdilik yerel zincirlerden pekçoğu sisteme dahil olmuş, eminim önümüzdeki günlerde daha da artacak. Site İngilizce ve Rusça olarak yayında, fakat çağrı merkezlerinde çalışan personel içinde Türkçe bilenlerin de yer aldığını belirtiyorlar.

Bildiğim kadarıyla, sadece Moskova’da binlerce Türk yaşıyor. Moskova’da Efes Pilsen, Vestel, Beko, Colin’s, Enka, Rönesans, Lacoste, Pierre Cardin başta olmak üzere birçok Türk firması bulunuyor. Tabii ki izrestoran.ru‘nun tek hedef kitlesi Türk nüfus değil ama bir yandan en başta Moskova’da yaşayan biz ve diğer yabancıların hayatını kolaylaştıracağına da eminim.

Yemeksepeti.com‘a bu yeni pazarda ve yeni girişiminde başarılar dilerim. Türkiye’de başarılı olmuş ve halen Rus pazarında benzer örneği olmayan diğer bazı girişimlerin (bununla ilgili uzun bir liste oluşturabilirim sanırım) de Rusya’yı ve hızla büyüyen ekonomisini incelemelerini ve yeniden düşünmelerini öneririm…

B2B – Kurumsal Markalaşma

Yazar: Ali BULUT Tarih: 27 Ekim 2009

ali-bulut-B2B---Kurumsal-Markalasma

Bazı firmaların markalaşmalarındaki sır yüzlerce yıllık geçmişlerinden gelen güçken, bazı firmalar içinse dev iletişim bütçeleri ve global kampanyalara yapılan yatırımlarıdır. Peki bir marka yöneticisi olarak, çalıştığımız marka bu ikisine de sahip değilse ne yapacağız?

Öncelikle bu yazıda paylaştığım bilgilerin B2B (business-to-business) yani firmalar arası kurumsal ilişkiler için olduğunu belirteyim. B2C (business-to-consumer) yani son tüketici ilişkilerinden bahsetmeyeceğim…

Yeniden sorumuza gelelim . Yöneticisi olduğumuz B2B marka için nereden başlamalı, nasıl bir yol izlemeliyiz? Bir yandan ekonomik krizlerle boğuşan pazardaki günlük değişimler, bir yandan tahsilat risklerinin maksimuma ulaşması, bir yandan da globalleşme ile birlikte çetinleşen rekabet ortamı…

Kafamdakileri birkaç madde halinde özetleyeceğim:

1-      PLANLI OLUN: Öncelikle elinizde bir plan olmalı. Kulağa çok basit geliyor olabilir, ama emin olun göründüğü kadar basit değil. Uzun uzun ve akıllıca düşünmelisiniz. Düşünmek oldukça çetin bir süreçtir, fakat bu sürecin sonunda, markanızın bir gün yeterince büyüdüğünde gelmesini istediğiniz yeri ve olmasını istediğiniz halini net olarak tanımlamalısınız. Bunun için içgörü, objektiflik, zaman ve herşeyden önemlisi vizyon gereklidir. Gerekli vizyonu sağlamak için isterseniz dışardan bir danışmanla da çalışabilirsiniz ama zaman konusunda kaçmanız mümkün değil. İyi bir plan için bizzat sizin zaman ayırmanız şart. Şu detaylara da dikkat etmekte fayda var:

  • Markanızı özetleyen bir giriş cümlesi hem markanızın özünü daha anlaşılır kılacaktır, hem de dolayısıyla şirketinizin.
  • Markanızın bugün dışardan nasıl göründüğüne dair müşterilerinizin, çalışanlarınızın, ortaklarınızın görüşlerinden oluşan objektif bir analize yer verin. Mümkünse bir de swot analizi yapın.
  • Bundan 3-4 sene sonrası için markanızın nasıl algılandığına dair hayali bir konsept hazırlayın. Varmak istediğiniz noktanın, sizin için önem taşıyan değerlerin tümünü içeriyor olmasına dikkat edin.
  • Şimdi de bu ikisinin arasındaki boşluğu kapatacak sağlam bir köprü yapmaya geldi sıra. Yani plana..

2-      SÜREKLİ OLUN: Bir planınız varsa, hiç beklemeden hemen uygulamaya geçin.  Planınızdaki ilk birkaç aşamayla başlayın, bu arada süreç içerisinde geride kalan diğer aşamaları da gözden geçirirsiniz. Fakat planın uygulanması aşamasında sürekliliği sağlamak zorundasınız. Her ne kadar küçük detaylar büyük sonuçlar doğuruyor olsa da, sürekliliğinizi koruyabilmek adına bazen küçük detayları görmezden gelmeyi de bilin. Şu 3 noktaya dikkat:

  • Hemen aksiyona geçin.
  • Hareketinizin devamlılığını sağlayın. Süreklilik, markanız için güçlü bir momentum sağlar.
  • Düşüncelerinizi çalışanlarla paylaşın. Plana dahil olmalarını sağlayın. Her biri birer misyonere dönüşürse, şirket genelinde plan süresince motivasyon riskleriniz azalacaktır.

3-      TUTARLI OLUN: Mesela yarın sabah bir satış toplantısına katılacaksınız. Orada ne söyleyeceğinizi biliyor musunuz? Planınıza dönün, temel konseptlere odaklanın. Özellikle merkezden dışa doğru destekleyen argumanlarınızı sunun. Bunun için küçük not kağıtları hazırlayın kendinize. Ayrıca burada bahsettiğiniz konseptlere ve argumanlara daha sonra web sitenizde, basın bültenlerinizde de yer verin. Bunlar zamanla gelişecek ve değişecek de olsa,  değişimin yönü zaten planınızdaki doğrultu olacağı için, siz bir sonraki adıma da hazırsınız. Süreklilik ve tutarlılık çok önemli.

4-      SATIŞLARI EN SON DÜŞÜNÜN.. YA DA İLK: Öncelikle markanızı pazarlayın. Yeni projenizi veya yeni ürününüzü değil. Pek çok üst düzey yöneticiden yıllardır şunu duyarım: “Markalaşma için şu anda yeterince zamanımız yok” ya da “markalaşma için şu an yeterince bütçemiz yok”… Satışlar ve karlılık üzerine o kadar odaklanmışlardır ki, çemberin dışını göremezler.

Evet, B2B kanalda satış gerçekten oldukça önemlidir.  Marka imajınızın yansıtılmasında çok zaman ilk aşama bu satış görüşmeleridir. Telefonda, yüz yüze ya da geniş bir toplantıda… Potansiyel müşterileriniz markanızla ilgili ilk intibalarını bu esnada edinirler. O yüzden plan sürecinde, bununla ilgili ciddi bir hazırlık yapmış olmalısınız. Zira, ilk izlenim geri alınamaz bir süreçtir.

Satış ekibinizin de, markanızın imajını sizin kadar önemsemelerini sağlayın. Hatta oturup, satış ekibinizin müşterilere neler söyleyeceğini, nerede buluşacağını, neler yapacaklarını ve tüm bunların müşteriniz üzerinde nasıl bir etki yaratacağına kafa yorun. Ve sonra da, bu satış görüşmesinin nasıl kapatılacağına… Unutmayın, güçlü bir marka sizin adınıza kendini satar, ve her buradan gelen her satışla birlikte markanız daha da güçlenir

5-      RİSK ALMIYORSANIZ, ERKEN YOL ALIN: 20 yıl çalışmış ve hiç birikim yapamamış bir adamın, 1 yıl sonra emekli olmayı düşünüyorum demesi ne kadar akıldan uzaksa, markalaşma süreci için şu an yeterince bütçem yok, ben en iyisi markalaşmayı gelecek seneye bırakayım demek de o kadar akıldan uzak. Markanız için yapacağınız yatırımda geciktiğiniz her gün aldığınız risk de giderek büyüyor, gelecekteki yatırım maliyetiniz de.  Ne kadar erken hareket ederseniz, atacağınız küçük adımlar gelecekteki büyük adımlara eşdeğer olacaktır.  O yüzden daha şirketin kuruluş aşamasında, henüz markanın yaratılış aşamasında bir stratejiniz olmalı, ve buradan beslenen bir planınız olmalı. Aksi durumda, pazarda markanızla ilgili boşluklar kendiliğinden doldurulacaktır ve siz bu oluşmuş imajı değiştirmek için gelecekte çok daha fazla yatırım yapmak zorunda kalacaksınız.

Sonuç olarak, kendi kendini satan bir marka yaratmak çok da zor değil. Sadece markanızı pazarlamaya odaklanmalı ve yukardaki listeyi unutmamak için bir kopyasını çalışma masanızın bir kenarına iliştirmelisiniz.

Tamamen Kişisel

Yazar: Ali BULUT Tarih: 14 Ekim 2009

Daha önce Frienfeed ve Twitter üzerinden, iş nedeniyle bir süreliğine Moskova’ya yerleşmek üzere olduğumu duyurmuştum. Zaman hızla akmış ve yaklaşık 2 aydır Moskova’dayım. Bu süre içerisinde yazmaya ve online olmaya pek vakit bulamasam da, konu olarak bir hayli birikmiş durumdayım. Önümüzdeki günlerde, gözlemlerimi ve düşüncelerimi sırasıyla paylaşmayı planlıyorum…

Bu yoğun geçiş sürecinin sancıları içerisinde bir de sevgili babamızı kaybetmenin acısını yaşadık. Genelde burada kişisel hayatımdan bu denli bahsetmezdim ama sanırım bir yandan yeni bir coğrafyada olmanın melankolisi, bir yandan 30’lu yaşlarda ilerliyor olmanın etkisi ile insan daha fazlasını paylaşmayı istiyor. Başsağlığı mesajları için tüm dostlara tekrar teşekkür ediyorum. Merhum babamız Allah’ın rahmetine kavuştu, Allah size ve dostlarınıza uzun ömürler versin…

Geçtiğimiz bu 2 aylık süreçte maillerine cevap yazamadığım arkadaşlarım da kusuruma bakmasınlar. Önümüzdeki günlerde tekrar hem Frienfeed, hem Twitter hem de markayoneticisi.com üzerinden sizlerle eskisi gibi aktif bir şekilde beraber olacağız. Mailleriniz, mesajlarınız ve yorumlarınızla sizlerden gelecek katkılarla, pazarı ve yenilikleri yorumlamaya devam edeceğiz…

Son olarak, yine bu sitede hiç yapmadığım birşeyi yapacağım. Çok sevdiğim ve on yılı aşkın süredir hala ezberimde kalmış bu şiiri bugünümün anısına burada okumak istiyorum…. (Yanlış hatırlamıyorsam “Eskimo Şiirleri” ‘nde yayınlanmıştı)

Yeniden dönüyorum türküme
Sabırla okuyorum baştan sona
Buzdaki balık deliklerinin başında
Akıntıya karşı balık tutarken
Zehir zıkkım rüzgarın altında
Ayakta dura dura üşüyorum…
Ve eve dönüp diyorum ki;
Bütün kabahat balıklarda
Akıntıya karşı yüzüp gelemediler…

11 İnovasyon Önerisi

Yazar: Ali BULUT Tarih: 24 Temmuz 2009

Sizlerden zaman zaman özel mesajlar geliyor. Bu yolla sizlerle tanışıyor ve birbirimizi daha iyi tanıyoruz. Gönderilen bu mesajların arasında destek mesajları, beğeni mesajları ve bir miktar da “benim bir fikrim var” mesajları oluyor. İşte bu son gruptaki mesajların içinden, özellikle yeni önerileri seçerek, yine sizlerle de paylaşmak istedim. Mantıklı olup olmadıklarına bakmadan, yargılamadan yorumsuz şekilde size sunuyorum.

Yorum yine sizin…

  1. Anti-Çağrı Merkezi ismiyle bir hizmet geliştirilmeli. Müşteriler bu servis ile parasını ödeyerek, daha önceden sesli olarak kaydettikleri şikayetlerini, istedikleri şirketin çağrı merkezini arama bombardımanına tutarak ulaştırabilsin. Muhtemelen şirket bu şikayetinizi kolaylıkla çözecektir, çünkü arama bombardımanınız sonucu zaten kimse kendilerine ulaşamaz olacaktır.
  2. Amator-lig-.com tarzında bir site açılmalı. Amatör spor liglerinden gollerin video olarak paylaşılacağı bir sosyal paylaşım sitesi olmalı. Hatta yerel ve küçük takımlardan ya da halı saha maçlarından gol görüntülerini kullanıcılar yükleyerek birbiriyle paylaşmalı. Haftanın golü vs gibi uygulamalar da olabilir.
  3. Cep telefonlarında melodi kişiselleştirme gibi, titreşim kişiselleştirme özelliği de olmalı. Rehberimize kayıtlı bazı kişiler için farklı titreşim şekilleri ayarlarsak, telefonumuz titreşimdeyken bile cebimizden hiç çıkarmadan kimin aradığını kolaylıkla anlarız.
  4. D&R gibi mağazalarda kablosuz müzik kulaklıkları olmalı. Böylece yeni CD’lerden müzik denerken, bir yandan da kitap rafları arasında dolaşabiliriz.
  5. Yeni gelen sigara yasağından sonra, insanlar daha çok dışarıda sigara içer hale gelecek. Bu da sokaklarda ve kent meydanlarında daha fazla izmarit olacak demektir. Kanun çıkararak, sigara firmalarının sokaklardaki sigara izmaritlerini toplamayla ilgili ekipler kurmaları sağlanmalı.
  6. TV, Müzik seti gibi evdeki elektronik aletlerin Stand-By konumundayken de elektrik tükettiğini artık hepimiz biliyoruz. O halde üretim ve tasarım aşamasında yeni modellerde, 30 dk boyunca Stand-By konumunda kalınca otomatik olarak gücü kapatmasını sağlayacak düzenleme yapılmalı. Muazzam bir enerji tasarrufu olacaktır.
  7. İçinde hazır sıcak içecek, küçük bir polar battaniye ve bir miktar yiyecekten oluşan paketlerin olduğu vending makineleri (bozuk para atılarak alışveriş yapılan otomatlar) hazırlanmalı. Belediyeler tarafından özellikle insanların sokaklarda yaşadığı yerlere yakın güzergahlarda kurulmalı. Böylelikle bizden para isteyen bir evsize, içkisi için para vermek yerine, kendimiz otomattan gerekli şeyleri satın alarak onlara verebiliriz.
  8. Kayip-esya.com tarzı bir web sitesi olmalı. Herkes yolda sokakta bulduğu şeyleri orada ilan eder. Hatta otobüste uçakta vs unutulan eşyalarda orada yayınlanır. Bir şey kaybetmiş olanların ise ilk bakacakları yer olur.
  9. Polis için acil aramalarda 155’i kullanıyoruz. Bununla birlikte bazı durumlarda, özellikle konuşamayacağınız ortamlarda polisi aramak zorunda kalırsanız kullanılmak üzere, polis acil SMS sistemi olmalı. Cep telefonumuzdan çok acil bir durumda, polise direk olarak mesaj atabilmeliyiz
  10. ATM kartlarımıza 2 adet şifre tanımlanmalı. Birincisi normal şifre. İkincisi de yine çalışan bir şifre ama ATM üzerinden direk polise haber veren bir şifre. Örneğin sokakta gaspa uğruyorsunuz, zorla şifrenizi istediler, siz ikinci şifreyi veriyorsunuz. Böylece suçlular ATM’den daha parayı çekerken içerideki güvenlik elemanı ve polis merkezi anında haberdar oluyor.
  11. Pringles kutuları akerdeon gibi katlanabilen şekilde yapılmalı. Eskiden katlanan bardaklar vardı bu şekilde. Böylelikle kutudaki cips eksildikçe siz kutunun yüksekliğini azaltırsınız, hem yerken pratik olur hem de hepsini yediğinizde geriye kalan çöp hacmi de oldukça az olacaktır.

(Yukarda yer alan işaretler ffffound.com‘dan alınmıştır)

Trend Raporu – Haziran 2009

Yazar: Ali BULUT Tarih: 1 Haziran 2009

ali-bulut-trend-report

Trendwatching.com’da 2009 Haziran ayı trend raporu birkaç gün önce yayınlandı.

“Foreverism” ismiyle yayınlanan raporda bazı ilgi çeken alt başlıklar şöyle:

Forever Presence: İnsanlar bugüne kadar hiç olmadığı seviyede birbirleriyle etkileşim halinde. Etraflarındaki herşey ve herkesle, bir şekilde ortak platformlar geliştirip sürekli bir etkileşimdeler.

Forever Findable, Forever Following: Çeşitli sosyal ağlar ile hem sürekli ulaşılabilir kalıyor, hem de sürekli takip ediyorlar. Buna bir de Google Latitude gibi lokasyon bazlı hizmetler dahil edilince, tam olarak nerede ne yaptığınız dahi takip edilir oluyor. Bir çok insanın düşündüğünün aksine, bunu yapanlar özel hayat vs anlamında bir kaygı duymuyorlar. 21. yüzyıl fenomenlerinden biri zaten maksimum şeffaflık değil mi?

Forever Conversing: Büyük markalar da dahil olmak üzere, herkes diyalogun içinde. Sosyal ağlardaki faaliyetlerdeki artışı farkeden markalar, giderek sosyal medyayı daha fazla kullanıyor.

Forever Beta (The Process is the Product): Bizzat ürünün yaratılma süreci gerçek ürün haline geldi. İnsanlar bu sürecin içerisinde yer almak istiyor. Markalar da bunu farkettiği için ve daha az risk almak için (daha az risk konusunu önceki yazılarımızda da konuşmuştuk) yeni ürün ve hizmetlerini BETA olarak piyasaya sürüyor. Beta süreci hiç tamamlanmayan, gelişimini hiç durdurmayan, nihai hale getirilmemiş ve her gün yeni özellikler eklenen pekçok ürün var.

Trendler nereye gidiyor ve hayatımız nasıl değişiyor, bunları görmek için raporun tamamını şuradan okuyabilirsiniz.

Jack Welch’ten 29 Liderlik Sırrı

Yazar: Ali BULUT Tarih: 29 Mayıs 2009

ali-bulut-leadership-jack-welch

Jack Welch “29 Liderlik Sırrı” adlı bu kitabında vizyoner liderlik için yönetim taktikleri, değişimi anlama ve değişim stratejileri, iki basamaklı büyüme için öneriler, verimli ve sınır tanımayan bir ekibin nasıl yaratılacağıyla ilgili tavsiyelerini anlatıyor.

Bahsedilen 29 liderlik sırrı ana başlılar halinde şöyle:

  1. Değişimin gücünü kullanın
  2. Gerçeklerle yüzleşin
  3. Yönetimde daha az kontrol, daha iyi yönetimdir
  4. Siz vizyonu oluşturun ve bırakın gerekeni ekibiniz yapsın
  5. Ana fikir aramayla uğraşmayın, onun yerine kısa ve öz iş hedefleri tanımlayın
  6. Şirket değerlerinize uygun çalışanlarınızı ödüllendirin
  7. Yeni fırsatlar yaratmanın ve daha rekabetçi olmanın yollarını arayın
  8. Bir numara ya da iki numara olun ve pazarınızı yeniden tanımlamaya sürdürün
  9. Gerektiğinde, çok geç olmadan küçülün
  10. Gerektiğinde hızlı sıçrama yapabilmek için diğerlerini satın alın
  11. Öğrenme kültürü: Sınır tanımazlık, öğrenen organizasyon yaratmak için idealdir
  12. Öğrenme kültürü 2: En iyi fikirleri, kimden geldiğine bakmaksızın hayata geçirin
  13. 21. yüzyılın en büyükleri globaller olacak
  14. Şirket safralarından ve toksitlerden hızla kurtulun
  15. Verimlilik için 3S anahtarı: Speed (Hız), Simplicity (Basitlik) ve Self-Confidence(Özgüven)
  16. Küçük bir şirketmiş gibi hareket edin
  17. Şirket içinde sınırları kaldırın
  18. Çalışanlarınızın enerjilerini artırın
  19. İşini doğru yapanları dinleyin
  20. Çalışanlarınızdan bir adım önde olun ve tüm sorularına cevap verin
  21. Abartın. Hedeflerinizin üzerine sıklıkla aşmaya çalışın
  22. Kaliteyi temel öncelik olarak belirleyin
  23. Kaliteyi çalışan herkes için görev olarak tanımlayın
  24. Herkesin Six Sigma’yı bildiğine ve anladığına emin olun
  25. Bilin ki müşteri kaliteyi de kalitesizliği de kesinlikle anlar
  26. Hizmet ve servislerinizi mükemmelleştirin: Geleceğin süper gücü bu olacak
  27. E-ticaret fırsatlarını kendiniz için bir avantaja dönüştürün
  28. Mevcut işinizi internete hazır hale getirin. Sadece yeni iş modellerinin internetten yapılacağını farz etmeyin
  29. Bürokrasiyi yok etmek için E-ticaret ve internet en iyi fırsattır

Bu 29 başlıktan oluşan 142 sayfalık kitabın tamamını, şuradan indirebilirsiniz. (İçerik ingilizcedir)

Ayrıca diğer belge, sunum ve kitapların listesine de Dosyalar bölümümüzden ulaşabilir ve indirebilirsiniz.

(Kitabın orjinalini kütüphanemde bulundurmak istiyorum derseniz Amazon‘dan sipariş edebilrsiniz.)

Freelancer Kendisini Nasıl Pazarlamalı?

Yazar: Ali BULUT Tarih: 29 Mayıs 2009

ali-bulut-freelancer-kendisini-nasil-pazarlar

Başlığa sığmayacağı için “Serbest zamanlı çalışan” demek yerine mecburen İngilizce karşılığı olan “Freelancer” kelimesini kullandım. Gerçi günlük konuşma dilimizde pek çok yeni nesil kavram gibi bu da İngilizce olarak yerini aldı. Ama yine de Türkçe karşılığı olduğu müddetçe mümkün mertebe Türkçe kavramlarla yazmayı tercih ediyorum. Bunu hem etik nedenlerle yapıyorum, hem de geçenlerde resmi bir görüşmede farkettiğim hatta farkettirildiğim(!), sürekli olarak İngilizce kavramları kullanma kolaylığına kaçıyor olmamın da etkisi büyük. En azından yazarken yeterince zaman sahibi olduğumdan bu konuda hassasiyet gösteriyorum.

Bir önceki yazımda, serbest zamanlı çalışanların internet üzerinden kullanabileceği faydalı araçların listesi vardı.

Bugün de serbest zamanlı bir çalışan (freelancer) kendisini nasıl pazarlamalı, çevresini ve iş ağını nasıl genişletmeli, doğru ve etkili bir iletişim için neler yapmalı gibi konularda bazı önerilerileri yazacağım. Aslında aşağıdaki liste bir süredir bu konuda okuduğum bir çok yabancı blogdan aklımda kalanlar ve üzerine benim eklediklerimden oluşuyor. Tabii ki bunların tümünü birarada yapmalısınız demiyorum, her birini başlıbaşına ayrı bir seçenek gibi düşünmek lazım:

  1. Blog yazın
  2. Sitenizin SEO çalışmasını unutmayın
  3. İşinizle ilgili bir e-kitap hazırlayın ve blogunuzdan ücretsiz dağıtın
  4. Etkileyici ve dikkat çekici bir kartvizitiniz olsun
  5. Bölgenizdeki iş-ticaret kuruluş ve birliklerinin organizasyonlarına katılın
  6. Bölgenizdeki meetup ya da likemind toplantılarına katılın
  7. İnternetteki sosyal ağları kullanın, özellikle linkedin‘de profil oluşturun
  8. Yaptığınız çalışmaların bir kısmını blogunuzda online olarak paylaşın
  9. Yaptığınız çalışmaların bir kısmını sosyal ağlarda paylaşın
  10. Bir viral fikri geliştirin ve birlikte hayata geçirebileceğiniz insanlara ulaşın
  11. Bazı dergi veya popüler bloglara, onlar için bir yazı hazırlamayı teklif edin
  12. Farklı alanlardaki diğer serbest zamanlı çalışanlarla birlikte işbirlikleri geliştirin
  13. Sosyal ağlarda ya da tanışma toplantılarında özellikle esas hizmet alanınızı net bir şekilde belirtin
  14. Sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında gönüllü olarak yer almaya çalışın
  15. Ön danışmanlık ya da ihtiyaçların belirlenmesi gibi hizmetlerinizden bir bölümü ücretsiz olarak sunun
  16. Bir başkası tarafından verilen bir hizmete, promosyon olarak sizin hizmetinizi ekleyin
  17. Verdiğiniz hizmete, promosyon olarak başkalarının hizmetlerini ekleyin
  18. Farklı büyüklükte hizmet paketleri hazırlayın ve duyurun
  19. İlk zamanlar barter yapmaktan kaçınmayın
  20. Rehber siteler ve basılı rehberlerde yer alın
  21. Diğer bloglar ve sitelerdeki ilgili yazılara yorum yazın
  22. Katıldığınız bir konferans ya da organizasyonda, katılımcılara küçük promosyonlar hediye edin
  23. Hizmetinizle direk olarak ilgilenecek, ilk seviyede muhattap firmalarla temas kurun
  24. Eski müşterilerinizle düzenli iletişimi sürdürün
  25. Eski müşterilerinizden sizinle ilgili müşteri deneyimlerini yazılı olarak paylaşmasını isteyin
  26. Kendinizi bir firma gibi konumlandırın, bireysel olarak da olsa girdi-süreç-çıktı döngüsüne sahipsiniz.
  27. Diğer alanlarda serbest zamanlı çalışan başkalarıyla birleşerek ortak tanıtım materyalleri hazırlayabilirsiniz
  28. Müşterilerinize, sizi önerecekleri ve kazanacağınız her yeni müşteri için indirim ya da ayrıcalık verin
  29. Her büyük projeden sonra müşterinizle birlikte bir kutlama yapın
  30. Her proje başlangıcında müşterinize bir iş planı ve süreç içerisinde karşılıklı rol ve sorumluluklarınızı net olarak ifade eden bir akış diyagramı sunun. Hem kendinizi disiplinize edersiniz, hem de ilerde olası sorunlarda müşterinizle gereksiz polemiklerden uzak durmuş olursunuz.

Freelance Çalışanlar İçin 35 Online Araç

Yazar: Ali BULUT Tarih: 28 Mayıs 2009

ali-bulut-freelance-icin-online-araclar

Günümüzde giderek yaygınlaşan “Freelance” (serbest çalışma) kültürü, bir yandan kendi evimizde olmanın rahatlığını diğer yandan kendi zamanımızı planlama özgürlüğünü sağladığı için özellikle tercih edilmekte. Blog yazarları, animasyoncular, tasarımcılar, pazarlama danışmanları, stratejistler, metin yazarları, web tasarımcıları, müzisyenler, fotoğrafçılar gibi pek çok meslekten örneğe rastlanabiliyor.

Bir kuruma ve kurum şartlarına bağlı olmamanın getirdiği özgürlük, serbest çalışanlar için yeteneklerini daha da geliştirebilecekleri bir ortam sağlarken, bir yandan da dış dünyayla daha irtibatlı olarak bakış açısı derinliği sağlıyor. Böylelikle hizmet verdikleri firma ya da markalar için de aslında çok daha faydalı oluyorlar.

Tabii ki serbest çalışmak dışardan göründüğü kadar kolay değil. Özellikle kendi kendini motive etme konusunda zayıf, disiplinli ve planlı çalışma alışkanlığı olmayan, hedef koyma ve hedefe ulaşma sürecinde yetersiz kalacağınızı düşünüyorsanız en baştan vazgeçin.

Kendisi de “freelance” (serbest) olarak yazarlık yapan Ritu B.Pant, kariyerlerine evden çalışarak devam edenler için faydalı olabilecek uygulamaları  Freelancefolder ‘da bir liste halinde yayınlamış. Bu ve benzeri uygulamalar etkili kullanıldığında size planlama, yönetim, finansal hizmetler, iletişim gibi pekçok konuda  yardımcı olacak ve hayatınızı kolaylaştıracaktır.

  1. Bubble.us : Beyin fırtınası aracı. Baloncuklar içinde “Mindmap” (kavram haritası) oluşturmak ve daha sonra resim dosyası olarak kaydetmenize yarar.
  2. Relenta : Kontaklarınızı, e-postalarınızı, dökümanlarınızı ve diğer aktivitelerinizi yönetmenize yardım eder.
  3. Wridea : Fikir üretme ve düzenleme servisi. Yazarlar için çeşitli beyin fırtınası araçlarından oluşan sistem.
  4. Slideshare : Online olarak sunum oluşturabilir ve internet üzerinden herkesle paylaşabilirsiniz.
  5. Toodledo : Web tabanlı yapılacak işler listesi.
  6. Mint : Kullanımı çok basit, kişisel harcamalarınızı ve yaptığınız işle ilgili finansal süreçleri takip etmek için ideal bir araç.
  7. eFax : Faks her ne kadar modası geçmiş bir iletişim aracı olsa da, pek çok müşteriniz hala faks kullanıyor olabilir.
  8. Webnote : Web tarayıcınız üzerinden hızlı şekilde not almanızı sağlar. Özellikle kendi bilgisayarınızda olmadığınız zamanlarda site üzerinden not alabilir, kaydeder ve sonra eve geldiğinizde kaydettiğiniz notlarınızı açabilirsiniz.
  9. Box : Müşterileriniz ve arkadaşlarınızla dosyalarınızı paylaşmak için kullanabileceğiniz, son derece basit ama etkili bir online depo.
  10. ReadBag : Bağlantıları kaydetmenize ve işaretlemenize, böyelikle  daha sonra kolaylıkla tarayıcınızdan veya e-postanızdan ulaşmanızı sağlayan faydalı bir sistem.
  11. Stock.xchng : Ücretsiz olarak, blog ya da siteniz için görseller bulabileceğiniz bir site.
  12. YouSendIt : Müşterilerinize 2GB büyüklüğe kadar olan dosya veya klasörleri kolaylıkla göndermenizi sağlar.
  13. WordFast : MS Word tarafından desteklenen tüm dillerde tercüme işlemleri yapar.
  14. FaxZero : ABD ve Kanada’ya ücretsiz faks gönderebilirsiniz.
  15. Copyright : US copyright (telif) hakkında bilmek isteyeceğiniz herşey.
  16. RSS2PDF : RSS beslemelerinizi PDF olarak kaydetmenizi sağlar. Böylelikle çevrimdışıyken de okuyabilirsiniz.
  17. CentralDesktop : Müşterileriniz ve çalışma arkadaşlarınızla, ortak bir alanda iletişim kurmanızı ve dosyalarınızı paylaşmanızı sağlar.
  18. FlightStats : Uçuşlar ve rötarlarla ilgili son güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.
  19. SiteKreator : Hızlı site oluşturma aracı. Tek yapmanız gereken içeriği hazırlamak.
  20. InstaCalc : Web tabanlı, excel sayfaları da dahil, birim dönüştürme ve programlama komutları kullanabileceğiniz bir hesap makinesi.
  21. BlinkSale : Online fatura kesmenizi ve müşterilerinize e-posta ile ulaştırmanızı sağlar. (Henüz Türkiye’de gerekli hukuki alt yapı olmadığı için bu servis yasal değildir)
  22. Skim : Bir PDF dosyası okurken, direk içine notlar almanızı sağlar.
  23. Icebrrg : Online form hazırlama aracı.
  24. ConceptShare : Müşterilerinize online olarak tasarımınızı göstermenizi ve geribildirimlerini almanızı sağlar.
  25. GoToMeeting : Müşteriler ya da çalışma arkadaşlarınızla online toplantılar yapabilirsiniz.
  26. ali-bulut-freelance-icin-online-araclar-3

  27. Wufoo : Online form oluşturmak için diğer bir araç.
  28. Escrow : Müşterinizle aranızdaki ödeme işlemini, iki taraflı garanti altına almak için kullanılabilecek faydalı bir araç.
  29. XE : En güncel döviz kurları üzerinden çevrim işlemini yapar.
  30. ProjectStat.us : Müşterinize özel verdiğiniz bir şifreyle, site üzerinden sizin projenin hangi aşamasında olduğunuzu görmesini sağlar.
  31. CreativeCommons : Ücretsiz olarak yaratıcı çalışmanızı çalınmaya karşı koruma altına alabilirsiniz. Sizin belirleyeceğiniz yetkiler dahilinde çalışmanız paylaşılabilir, kopyalanabilir kulanılabilir.  Bir çeşit online telif koruma aracı.
  32. ProofHQ : PDF, PSD, JPG, Word, Powerpoint ve web siteleri üzerinde açıklama notları yerleştirebileceğiniz bir araç .
  33. ProposalKit : Online olarak kullanabileceğiniz bir sözleşme ve kontrat aracı.
  34. SlimTimer : Bir proje üzerinde ne kadar zaman harcadığınızı online olarak ölçüp, isterseniz faturalama aşamasında da kulanabileceğiniz ve otomatik olarak müşterinize ileten bir araç.
  35. SpotRunner : TV ya da radyo reklam kampanyası yapmayı düşünüyorsanız bu siteye bakmalısınız.
  36. MonkeyOn : Başkaları tarafından yapılmasını istediğiniz iş listeleri oluşturabilirsiniz.
  37. ali-bulut-freelance-icin-online-araclar-2

Bonus – Abone Olmanız Gereken 5 Blog

Eğer serbest çalışıyor ya da serbest çalışmayı düşünüyorsanız, faydalı ipuçları ve ilham alabileceğiniz şu beş bloga abone olun:

  1. Freelance Folder : Serbest zamanlı çalışanlara yardımcı olmak için hazırlanan en iyi bloglardan birisi.
  2. Skelliewag : Skellie tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir. Tutkunuzu paraya dönüştürmek istiyorsanız, bu blog tam da sizin için.
  3. Freelance Switch : Serbest zamanlı çalışanlar için yazılan blogların atası olarak gösteriliyor. Eskilerin deneyimlerinden faydalanmak ve bir yandan da yeni ipuçları arıyorsanız bu blog da sizin için.
  4. 43 Folders : Merlin Mann tarafından 2004’te yayınlanmaya başladı. En yaratıcı çalışmanızı yapmanız için size gereken zamanı yaratmayı ve yöntemlerini anlatıyor.
  5. MenWithPens : Yazarlar için hazırlanmış en iyi ikinci blog olarak gösteriliyor. MenWithPens serbest zamanlı yazarlık kariyerinizde bir seviye yukarı çıkmanız için gereken ipuçlarını anlatıyor.

Listenin bulunduğu orjinal yazı –şurada

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.