Subscribe to Marka Yöneticisi

Dijital Pazarlama Notlarım

Yazar: Ali BULUT Tarih: 14 Mayıs 2009

ali-bulut-dijital-pazarlama

Dijital pazarlama kavramı aynı zamanda interaktif pazarlama, internet pazarlama, e-pazarlama şeklinde de kullanılıyor.

  • Peki dijital pazarlama nedir?
  • Geleneksel pazarlamadan farklı yanları nedir?
  • Neden dijital pazarlamaya ihtiyaç duyar olduk? 
  • Stratejik avantajları nelerdir?
  • İnovasyonla nasıl ilişkilendirilebilir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; dijital pazarlama bir satış yöntemi değildir. Ulaşılan sonuçları sayesinde satış artışı sağlayan, bir ilişkilendirme ve iletişim sürecidir. Ayrıca pazarlama planı ile dijital pazarlama planı da aynı şeyler değildir. Zaten şirketlerin pek çoğu halihazırda;

  • pazarlama stratejisine,
  • pazarlama planına,
  • dijital pazarlama planına  
  • marka yönetimi stratejisine sahip değildir.

İnternetin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, müşterilerle markaların etkileşim ve iletişimleri de hızla değişti. Pazarı, internet öncesi ve sonrası diye şöyle düşünebiliriz:

İnternet Öncesi

İnternet Sonrası

  • Monolog
  • Tek yönlü fonksiyon
  • Kitlesel iletişim
  • Statik
  • Yaylım ateşi yaklaşımı
  • Müşteriler arasında iletişim yok
  • Müşterileri tanımlamak zor
  • Müşteri yönetimi zor
  • Diyalog
  • Kişiye özel pazarlama
  • Gerçek zamanlı
  • Dinamik
  • Ortaklaşa katılım
  • Segmentlere ayrılmış
  • Yoğun müşteri iletişimi
  • Daha fazla müşteri  verisi

 

Dijital pazarlamanın sağladığı stratejik avantajlara gelirsek:

  • Rekabet avantajı için yeni kaynaklara ulaşımı kolaylaştırır
  • Aracısız dağıtım modeli
  • Tedarik zincirinin optimizasyonu
  • Yeni iş modelleri üretilmesi
  • Ulaşılmamış alt segmentleri de hedefleyebilme
  • Pazarı daha verimli kullanmak
  • Daha dürüst ve şeffaf pazar döngüsü 

Peki dijital pazarlamada bunca zaman birşeyler değişmedi mi? Yani 10 yıl öncesiyle şu an arasında ne farklar var? Dijital pazarlamanın temel kuralları, aradan geçen zamanla ve sürekli değişen tüketici eğilimleri nedeniyle yeni bakış açılarına ihtiyaç duydu:

 

Dijital Pazarlamanın Temelleri

Dijital Pazarlamada Yeni Yaklaşımlar

  • Dijital pazarlama planı hazırla
  • İyi bir domain seç
  • Site tasarla ve altyapısını hazırla
  • Sitene gerekli bağlantıları kur
  • SEO planı ve stratejini belirle
  • Gerçek zamanlı site analizlerini izle
  • İletişim için e-posta ve anlık mesajlaşma sistemlerini kullan
  • Müşterilerinin e-posta listesi tut
  • Online reklam ver
  • Trafiğini artır
  • Önce fikir satmayla başla
  • Fikrinin etrafında bir kitle oluştur
  • Büyüklük önemli değil
  • Kontrolü kitleye vererek riskini azalt
  • Yetkilendirme sınırları koyma
  • Şeffaflık büyük değer yaratır
  • Doğruluk hızlı yayılır, dürüst ol
  • Fiyat tek başına önemli değildir
  • Değer zincirini optimize et
  • İş modelini sürekli yeniden kurgula
  • Statükoyu değiştir

 

Eskiden pazarlamanın 4P’sini (ürün, fiyat, tanıtım, kanal) şirketler belirler, bütün riski tek başlarına alırlardı. Daha sonra bunu tüketicilerine sunar ve stratejilerinin işe yaramasını umarak satış tablolarıyla yatıp kalkarlardı. Ama şimdi değişen pazar koşulları ve gelişen teknoloji ile, kitlelerin de bu süreçlere dahil olması kolaylaştı.  Artık ürünün tasarımından, fiyatına, tanıtımına kadar pek çok aşamada tüketiciler direk belirleyici figür haline geldi. Bunu dijital pazarlamanın merkezine koyan firmalar stratejik avantaj sağlamayı başardı.  

Tahmin etmeye çalışarak tüm riski üstleneceğinize, bırakın insanlar sizin yerinize sorunlarını dile getirsin, çözüm önerileri sunsun, çözümleri talep etsin. Böylesi hem daha az riskli, hem de daha hızlı…

Sansüre Sansür – YAY! Hareketi

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Mayıs 2009

ali-bulut-sansure-sansur

Ülkemizde 5651 sayılı kanundaki “internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun” adı altında sunulan ve erişimin engellenmesini gerektiren kusurlu hareketler bahanesiyle, özellikle sanal ortamda sansür, çeşitli yanlış uygulamalar ile giderek artan bir biçimde baş göstermektedir.

Kapatılan sitelerin, engellenme sebepleri kamuoyuna açıklanmamakta, siteler sadece bir kişinin mahkemeye gitmesi nedeniyle dahi tedbir olarak kapatılabilmektedir.

06 Mayıs 2009 tarihli erişimi engelli site istatistiklerinde toplam 1874 adet site kapalı görünmektedir.

Bu engellemelerin sebeplerine baktığımızda

  • En büyük pay, % 38 ile tüm dünyanın seferberlik içinde savaş açtığı “Çocuk istismarı”na aittir. Bu tabii ki son derece HAKLI bir nedendir zira çocuk istismarı ASLA müsamaha gösterilecek bir şey değildir.
  • Kapamaların ikinci büyük nedeni ise %35 ile “müstehcenlik” olarak göze çarpmaktadır. 
  • Ardından ise %10 ile “Diğer” kategorisi gelmektedir.
  • Kalan %10 ise kumar, fuhuş, uyuşturucu, Atatürk’e hakaret, intihara yönlendirme ve sağlık için tehlikeli madde temini nedenlerinin toplamına aittir.

Bu oranlardan açıkça görüldüğü üzere, uygulamalar suç ile savaştan çok keyfi bir kapamalar silsilesine dönüşmüştür.
Zira dünyanın en ağır suçlarından biri olan “çocuk istismarı” ile neye göre, kime göre olduğu belli olmayan “müstehcenlik” kavramının neredeyse başa baş gitmesi başka türlü izah edilemez. Ne olduğu anlaşılmayan “diğer” kategorisinin, kalan 6 nedenin toplamıyla aynı oranda olması, suçla savaştan başka bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır.

Ve bu zihniyetin adı, sansürdür.

Sanal ortamdaki bu keyfiyetin, gerçek hayata ulaşması kaçınılmazdır. Bugün “müstehcen” bulunarak kapatılan bir site, yarın bir heykele, bir filme, bir kitaba dönüşecektir. Sanal ortamdaki yasaklamaların, eninde sonunda sokakta izdüşümleri olacaktır.

Dolayısıyla, çok geç olmadan “Sansüre Sansür” demenin zamanıdır.

 

Sansüre Sansür – Yay! Hareketi , adı üstünde, yaymaktan geliyor. Hem sanal ortamda hem de gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor.

Bu doğrultuda, elimizde çeşitli malzemelerimiz ve yönetmen arkadaşımız İlkay Kopan’ın çektiği videolarımız var:

SansüreSansür 01
SansüreSansür 02
SansüreSansür 03
SansüreSansür 04
SansüreSansür 05

ali-bulut-sansure-sansur-videolar

11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.

Öte yandan, videolar ve banner’lar sanalda yayılırken, gerçek hayatta da boş durmuyoruz tabii ki. Tepkimizi internetten çıkarıp, dışarıda da göstermek için poster ve sticker gibi malzemelerimizden faydalanacağız. Amaç belli: Sansür, her yerde karşınıza çıkabilir. Malzemeler de bu doğrultuda hazırlandı, boşlukları malzemeyi kullandığınız yere göre yazabilirsiniz.

Örneğin, posteri bir restorana astınız, boşluğu “Bu restorana erişim engellenmiştir” şeklinde doldurabilirsiniz. Bu fikirden hareketle aklınıza yeni bir malzeme fikri gelirse, atış serbest. Neler mi olabilir? Tribünlerde “bu tribüne erişim engellenmiştir” pankartı açmak olabilir, yine mecrasına uygun mesajlarla amerikan servis, tişört, bardak altlığı, föy, stensil gibi daha pek çok şey olabilir, bundan sonrası hepimizin hayal gücüne kalıyor aslında.

Sizden tek isteğimiz, bu malzemeleri kullandığınızda ya da gerçek hayatta karşınıza çıktığında, hemen bir fotoğrafını çekip, nerede olduğu bilgisiyle birlikte bize göndermeniz. Hareketin ne kadar yayıldığını görmek ve fotoğraflarla sitemizde sergilemek istiyoruz.

Kısıtlı sayıda malzeme elimizde bulunuyor. Bir süre için bize yazarak malzeme temin edebilirsiniz ya da doğrudan bu sayfadan indirip, kendiniz basabilirsiniz. Farklı formatlarda malzemeleri aşağıdan seçebilirsiniz: 

Jpeg
Freehand
Adobe Illustrator

Perakende Sektöründe IT’nin Geleceği

Yazar: Ali BULUT Tarih: 5 Mart 2009

ali-bulut-it

Bugünün Talepleri mi, Yarının Fırsatları mı?

Perakende Sektörü, bir yandan bugünün müşterilerinin taleplerini karşılamaya çalışmakta, öte yandan da yarının fırsatlarına hazırlanmakta. Bu da ister istemez karar verme süreçlerinde kullanılmak üzere pekçok veriyi eşzamanlı olarak depolamayı ve analiz etmeyi gerektiriyor. 

IT – Information Technology bu nedenle şirketler için giderek artan bir öneme sahip. Hatta ülkemizde son yıllara kadar halen şirketlerin It Depertmanlarını, sadece donanım satınalma ve bakım hizmetlerinde kullanıyor olması eğilimi bile giderek, Bilgi Yönetim Sistemlerini şirket içinde üst düzeyde temsil eğilimine doğru gitmekte. Şu an için bile artık pekçok şirket IT Fonksiyonunu  Başkan Yardımcılığı, Genel Müdür Yardımcılığı gibi pozisyonlar üzerinden yürütmekte.

ali-bulut-it-beklenti

Dünyadaki duruma bakmak için RSR (Retail Systems Research) tarafından 2008 Nisan’ında yapılan bir araştırmadan bazı önemli istatistikleri aşağıda bulabilirsiniz. Araştırmaya katılanların tamamı perakende sektöründen temsilcilerdir ve demografik bilgileri de şöyledir:

 
Ünvan:  

  • Yönetim Kurulu Üyesi (CEO, CFO, COO) 8% 
  • CIO/IT Başkanı 5% 
  • Başkan 3% 
  • Direktör 22% 
  • Müdür 20% 
  • Uzman7% 
  • Danışman 10% 
  • Diğer 3% 

2007 Ciro ($):  

  • 50 milyon $’dan az  17% 
  • 51 milyon $  - 249 milyon $ 7% 
  • 250 milyon $ – 499 milyon $ 7% 
  • 500 milyon $ – 999 milyon $ 19% 
  • 1 milyar $ -   5 milyar $ 19% 
  • 5 milyar $ ’dan fazla 31% 

Yönetim Merkezi:  

  • Kuzey Amerika 74% 
  • Latin Amerika 3% 
  • Avrupa 14% 
  • Ortadoğu ve Afrika 2% 
  • Asya Pasifik 7% 

Yıllık Satış Ciro Artışı:  

  • Ortalamanın Altında (“Laggards”) 18% 
  • Ortalama 43% 
  • Ortalamanın Üstünde (“Winners”) 39% 

ali-bulut-it-tercih

 

Grafikten de anlaşıldığı üzere, On-Demand Servisleri ve Hazır Paket Entagrasyonları perakende sektöründe yüksek eğilimli tercihlerdir. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) çözümleri ise en yüksek oranda tercih edilmektedir. 

Burada özellikle organize perakendeciliğin ve ölçek ekonomisi yönetiminin sağladığı avantajların yanında getirdiği bu ekstra IT bütçe yükünün ROI (return of investment) oranlarına dikkat etmek gereklidir. Başarısız bir entegrasyon süreci pekçok perakendeci için sadece nakit kaybı değil, aynı zamanda “hızlı olmanın lider olmak” demek olduğu günümüzde yokolmak anlamı da taşımaktadır.

 İşletmelerin ölçeklerine baktığımızda IT Uygulamaları konusunda tercihler, Orta Ölçekli İşletmelerde belirgin oranda daha yüksek görünmektedir. Bu da perakende sektöründeki endüstriyel dönüşümü ifade etmektedir : 

ali-bulut-orta-olcek

Son yılların favorisi “Hızlı Balık , Yavaş Balığı Yutacak” önermesi de aslında giderek tüm istatistiklerde yüzünü göstermekte. Perakende sektöründe şirketlerin hız beklentisi, pekçok faktörde iyileştirme beklentileri ile kolayca dışa vurulmaktadır. Bu faktörlerin etki güçleri ise aşağıda belirtilmiştir:

ali-bulut-hiz-beklentisi

Aynı raporda yer alan diğer sonuçları da incelediğimizde, şirketlerin stratejik olarak IT Uygulamaları konusunda ÖNEMLİ ve İLGİNÇ kavramları arasında kaldıkları anlaşılmaktadır.

Bugünün müşterisinin taleplerini karşılamak ÖNEMLİ olmakla beraber, yarının fırsatlarını yakalamaya yönelik İLGİ ÇEKİCİ uygulamalar oluşturmak da  gerekmekte. Bu da giderek IT fonksiyonunu daha stratejik bir fonksiyon olarak şirket yapılanmalarında göreceğiz anlamına geliyor.

Not: RSR (Retail Systems Research)’ün 38 Sayfalık ilgili benchmark raporunun orjinalini talep ederseniz e-mail adresinize gönderebilirim.

Müşteriyi Marka Müdürü Yapmak

Yazar: Ali BULUT Tarih: 17 Aralık 2006

Son zamanlarda inovasyon konusuna takıldığımın farkındayım. Gerçekten de bugün rekabet avantajı için oldukça önemli bir kavram haline geldi inovasyon. Peki markalar için inovasyon neden bu kadar önemli?

Öncelikle önemli bir detaya dikkat etmek gerekiyor: Bir markanın tüketiciden istediği şey, kendisinin tercih edilmesidir. “Onu değil beni tüket, çünkü vs vs” diye anlatır aslında marka kendisini. Yani en geniş anlamda tüketiciden hayatında bir değişiklik yapmasını talep eder aslında. İşte inovasyon tam bu noktada önemli bir ikna aracıdır. Marka önce kendisi farklılaştırmalıdır, değişimi yaratmalıdır ki tüketiciye de, “bak ben değişim yaratıyorum, ve şimdi de sana değişim fırsatı sunuyorum” diyebilsin…
Aksi halde her zaman kullandığımız diş macununu neden değiştirelim ki?
Ya da neden her zaman gittiğimiz kuaförü, restoranı, benzin istasyonunu, giyim mağazalarını, süpermarketi değiştirelim ki?
Artık müşteriler şirketlerin marka müdürleri oldu. Markalardan net vaadlerde bulunmalarını, fark yaratmalarını ve bu süreçte kendilerini dinlemelerini bekliyorlar… Konsepti müşteri belirliyor aslında, ürünü, fiyatı, dağıtımını… ve bu noktada CRM uygulamalarını kullanabilen işletmeler marka müdürleri olan müşterileri dinleyebiliyorlar. Diğerleri sadece fısıltılardan bir takım öngörüler edinmek durumunda kalıyor ve işleri şansa kalıyor. Sonra da sadece logodan ibaret yüzlerce marka pazarın dibine çöküyor.
Gördüğümüz marka logosu, marka sloganı, ya da o markalı ürünlerin tümü aslında buzdağının görünen kısmı. Bütün buzdağlarının su üstündeki kısmı nispeten birbirine benziyor.
Jean Noel Kapferer’in “Stratejik Marka Yönetimi” kitabında söylediği gibi markalar sadece reklam ya da tanıtımla güçlenemezler, ancak tüketicisinin ortaya yeni çıkan ihtiyaçlarına zamanında ve doğru çözümler sunarak güçlenirler. İşte buzdağının altında olan biten de budur, kim pazarda daha hızlı ve etkin olabiliyorsa o denli güçlüdür.
Dolayısıyla karlı bir inovasyon modelidir müşteriyi marka müdürü yapmak… Müşteriyi duymak, ihtiyaçlarını not almak, anketler, araştırmalar yapmak değil bahsettiğim şey; müşteriyi gerçekten dinlemekten bahsediyorum.
Henüz müşterinin kurmadığı cümleyi de dinleyebilmekten bahsediyorum…
Bu süreci yönetebilecek olan hızlı balıklar, yavaş balıkları avlamaya devam edecektir…

Büyüyen Pazar: Metroseksüel Erkekler

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Aralık 2006

ali-bulut-metroseksuel

Metroseksüellik kavramı ilk olarak yaklaşık 10 yıl önce kullanılmaya başlandı. Bununla birlikte de, kişisel bakım markaları bu segmenti hızla farkederek birbiri ardına yeni ürünler piyasaya sürdüler. Bizim ülkemizde metroseksüellik hala bir miktar hafif anlamlar içeriyor olsa da, biz Türk erkekleri de banyoda aynamızın önüne sıraladığımız ürün çeşidindeki artışı inkar edemeyiz.

İşin sosyal ve içsel boyutunu bir kenara bırakarak (ki bizim laçkalaşmış medyamızda uzunca bir süre yeterli yavanlıkta işlendi), konuyla ilgili bazı rakamları burada paylaşmak istiyorum. Pastanın gerçekten de ne kadar da büyük olduğunu ve gelecek için daha da büyük bir potansiyeli barındırdığını görebiliriz.

L’Oréal Paris‘in başkanı Carol J. Hamilton, 2005 yılında erkek ürünleri bölümünde dolar bazında %49′luk bir artış yaşadıklarını belirtiyor. Bunun içerisindeki rekor payı artışın %11′ini oluşturan cilt bakım ürünleri alıyor.

Amerikan bazlı yaşanan bu trendin, globalleştiğini de rakamlarda görmek mümkün:

L’Oréal Paris 2005 yıllık raporunda belirtildiğine göre, 1990 yılında Avrupalı erkeklerin %4′ü cilt bakım ürünleri kullanırken, 2003 yılında bu oran %20′ye ulaşıyor.

Avrupalı 30 yaş altı erkeklerin cilt bakım ürünleri kullanma oranı: 24%

Japon 30 yaş altı erkeklerin cilt bakım ürünleri kullanma oranı: 30%

G.Koreli 30 yaş altı erkeklerin cilt bakım ürünleri kullanma oranı: 80%

New York merkezli moda iletişim şirketi “Brand Pimps and Media Whores“un kurucusu Edina Sultanik-Silver da metroseksüellik eğiliminin yaşadığımız çağın bir yansıması olduğunu söylüyor. Yeni nesil erkek nüfusu bunu dişilik olarak değil doğal bir çaba olarak görüyor. Vücutlarını kremliyor, saçlarına bakım yapıyor, solaryuma gidiyor, manikür yaptırıyor vs.

Hatta erkeklerin %20′den az bir kesimi yüz nemlendiricisi kullandığını söylerken, diğer bir %24′lük kesim de cilt bakım ürünü kullanmaya sıcak baktıklarını ama henüz denemediklerini belirtiyor. Hangi ürünü kullanmaları gerektiğini bilmiyorlar.

Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Erkekler bakım ürünleri kullanmak istiyor, daha bakımlı ve daha şık olmak istiyor. Fakat hala hangi ürünü, ne zaman ve nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar… İşte biraz eğitim, biraz bilgilendirme, biraz reklamla bu hazır bekleyen potansiyel grubu kazanmak ve yönlendirmek mümkün.

Daha önce de dediğim gibi:

Pazar hızla değişiyor… Artık hızlı olan balık lider…

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.