Subscribe to Marka Yöneticisi

Tanrılar Okulu – Stefano d’Anna

Yazar: Ali BULUT Tarih: 31 Temmuz 2010

ali-bulut-Tanrilar-Okulu---Stefano-d-Anna

Uzun süredir bu kitaptan bahsetmek istiyordum. Henüz okumamış olanlara kesinlikle önereceğim bir kitap.

Stefano d’Anna‘nın dünya çapında büyük ilgi gören ve ülkemizde de 2005 yılında 100 bin adetten fazla satarak “bestseller” ünvanı kazanan, “Tanrılar Okulu” (orjinal adıyla “The School For Gods”) romanı, dikey insanın doğuşu, acı, korku ve iç çatışma gibi hastalıklardan arınmış yeni insanlığın duyurusu olan bir manifesto.

Tüm hikaye Dreamer isimli bir karakter üzerinden yürüyor. Bakın Dreamer kendi ağzından ne diyor:

“Bir Oluş Okulu kuracaksın, gerçekleştirecek bir düşü olan herkes için bir Üniversite… burada ‘düşün’ hayattaki en gerçek şey olduğu öğretilecek…insanın gerçek dediğinin kendi düşünün yansımasından başka bir şey olmadığı öğretilecek. Bir sorumluluk okulu yaratacaksın, eylem filozoflarının devam edeceği ve mutluluğun ekonomi olduğunun öğretileceği bir Okul… zenginlik, refah ve güzelliğin insanın doğuştan gelen hakları olduğunun öğretileceği bir Okul. Sonsuz bir Okul yaratacaksın… bir Tanrılar Okulu…Öyle bir Okul ki benim hızımda ve düzeyimde olacak… Eleştirilerden sakın korkma! Görünürde önünde her türden engel olacak, ancak her zorluk ve düşmanın senin en büyük müttefikin ve bu teşebbüsün ayrılmaz ve yeri doldurulamaz birer parçası olduğunu zamanla kavrayacaksın.”

Kitabı hemen hemen tüm kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ayrıca orjinal sitesi üzerinden de ister elektronik, ister basılı versiyonun siparişini vermek de mümkün…

Türkiye’de karşılaşılan yoğun ilgi nedeniyle, web sitesinin aynı zamanda Türkçe dil opsiyonu da mevcut. Yazar,  zaman zaman Türkiye’de bazı etkinliklere konuşmacı olarak davet ediliyor. Dilerseniz, web sitesi üzerinden etkinlik takvimine de ulaşabilirsiniz.

Son olarak, Stefano d’Anna’nın kendi ağzından “Tanrılar Okulu”:

Bu kitap bir harita, bir kaçış planıdır.

Amacı, sıradan bir insanın önceden çizilmiş ve geçmişten derin izler taşıyan kader yolunu değiştirmek için dünyanın insanı uyutarak ona dayattığı kurgusundan, varoluşun serzeniş ve suçlama dolu tanımlamalarından kaçarken izlediği yolu size göstermektir

Dreamer’la ve onun öğretisiyle tanışmamış olsaydım, bugün böyle bir kitap ortaya çıkamaz ve ben tek bir satırını bile kaleme alamazdım…

Profesyonel Perakende Yöneticileri

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Temmuz 2010

ali-bulut-proper-profesyonel-perakende-yoneticileri

Özellikle perakende sektöründe çalışan ya da bu sektörle bir şekilde iş ilişkisinde olan okuyucularım için bugün bir grup tanıtımı yapmak istiyorum.

Mayıs ayında, Altınbaş Mücevher CEO’su Sayın Ali Bulut (evet, bir isim benzerliğimiz var) tarafından kurulan,  birkaç ay içerisinde Linkedin üzerinde perakende sektörü yöneticilerinden oluşan 400’den fazla üye sayısına ulaşmış bir grup.

Bununla birlikte, her ne kadar  halen yurtdışında olduğum için katılamasam da, Haziran ayında ilk fiziksel buluşmalarını İstanbul’da gerçekleştiren grup üyeleri, diyalog ve işbirliğini gerçek hayata da taşımış oldular.

PROPER – Profesyonel Perakende Yöneticileri linki üzerinden grup profiline ulaşabilir ve grup içinde yer alan son derece güncel ve faydalı tartışmalara sizde katılabilirsiniz. Tabii bunun için öncelikle Linkedin üyeliğinizin olması gerekiyor. Aynı zamanda Linkedin‘de  “Group Manager” olarak görevli olduğum için PROPER grubumuzla ilgili her türlü soru veya önerilerinizi bana da iletebilirsiniz.

Son olarak , Sayın Ali Bulut tarafından kaleme alınmış grup tanıtım yazısını aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

Piyasaların evrimi, üretici ile son tüketici arasındaki mesafeyi her geçen gün daha da kısaltmakta ve perakende sektörünün önemi giderek artmaktadır. Bugün tüm markalar tüketici deneyimine odaklanmakta ve bu konuda farklılaşmaya çalışmaktadır.

Ülkemizde AVM yatırımlarına paralel olarak son yıllarda ivmelenen organize perakende sektörünün pazar payı da hızla artmaktadır.

Bu süreçte insan faktörünü etkin olarak kullanmak rekabette avantaj sağlamanın da anahtarıdır.

Henüz çok genç olan ülkemiz organize perakende sektöründe; gerek halen yetersiz olan insan ve yönetim kaynaklarının geliştirilmesi ve gerekse çağdaş perakende dünyasındaki yeniliklerden haberdar olunarak yaşama geçirilmesi açısından; sektör yöneticileri arasında profesyonel bir diyalog, paylaşım ve işbirliği ortamına gerek vardır.

PROPER; Perakende sektörünün Genel Yönetim, Finans, Tedarik Zinciri, Ürün Yönetimi, Görsel Mağazacılık, Satış, Pazarlama, e-ticaret, Franchising, Bilişim, İnsan Kaynakları yöneticilerinin yanısıra sektöre hizmet veren kuruluşların yöneticilerine de açık bir profesyonel paylaşım grubudur.

Linkedindeki diger perakende gruplarından farkı, kapsama alanını Türk Perekende Sektörü ile sınırlamasıdır.

Amacı, diyalog ve işbirliğini internet ortamıyla sınırlı tutmayıp, zaman zaman gerçekleştirilecek fiziksel buluşmalarla da desteklemektir.

Grubumuz perakende sektöründe halen kariyer yapan, ya da yapmayı planlayan her düzeyde profesyonele açıktır.

Türk Perakende Profesyonellerini hedeflediği için grubun asıl yazışma dili Türkçe olarak seçilmiştir. Ancak yabancı katılımcılardan gelecek İngilizce mesajlara da açık olacağız.

Gruba katılacak tüm arkadaşların gönüllü çalışmalarına ihtiyacımız olduğunu da özellikle belirtmekte fayda var. Katkıda bulunmak isteyenler, profesyonel ağlarında duyurarak gruba yeni üye akışı sağlayarak işe başlayabilirler.

Katılımınız ve destekleriniz için teşekkürler.

Ali Bulut

Picasso ve Sanatta Markalaşma

Yazar: Rezzan KAHYA Tarih: 18 Kasım 2009

ali-bulut-picasso-ve-sanattma-markalasma-

Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti: “Eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan papalığa yükseleceksin.”  Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım.

Pablo Picasso

Resim sanatında belki de en büyük markalardan biridir Picasso…  Peki Picasso, iletişim biliminin günümüzdeki gibi gelişmiş olmadığı bir dönemde nasıl Picasso olmuştur? Profesyonel destek almış mıdır?

Sanatsal markalaşma kavramı Türkiye’de çok bilinmemekle birlikte yurt dışında üzerine tartışılan bir konu… Sanatta marka haline gelmek için izlenmesi gereken yol şüphesiz, marka olmak için gerekli adımları izlemekten geçiyor. Bu yolu kimi zaman bilinçli, kimi zaman ise bilinçsiz olarak izleyenler, sanatsal markalar haline geliyor.

Nasıl ki markayı marka yapan değerler, kaliteli ürün ya da hizmet, markanın olumlu bir imajının ve bir vaadinin olması, etkili iletişim ile bilinirliğinin sağlanması ve neticede tüketicide sadakat yaratması ise; sanatsal yapıtların, sanatçıların, sanat kurumlarının-kuruluşlarının da aynı değerlere sahip olması beklenebilir.

Bir sanat eserinin hedef kitlesi hayranları olarak kabul edilecek olursa, eserin kaliteli algılanması ve sanatseverin beğenisini kazanması marka hedefi olarak kabul edilebilir. Bir sanatçı şüphesiz,  ticari kaygılarla eserini yaratmaz. Ticari kaygılarla üretilen eserlerin, sanatsal yönü tartışmalıdır.

Sanatta markalaşma süreçleri incelenecek olursa, sanatçının eseri yaratımından sonra hedef kitlesi olan sanatseverde bir harekete neden olduğu görülür. Sanatsever hayranı olduğu resmi alma, beğendiği albümü edinme, merakla beklediği eseri sahnede izleme eğilimi göstermektedir.  Sanatçıların yaşadıkları dönemlere göre eserlerinin ne kadar büyük kitleler tarafından takip edildiği değişkenlik gösterir. İletişim araçlarının günümüzdeki gibi yaygın olmadığı bir dönemde sanat eserlerinin bilinirliğinin çok üst seviyelerde olması beklenemez.  Ancak günümüzdeki sanat eserlerinin kalıcılığı ayrı bir tartışma konusu olabilir.

Yüzeysel bir tespitle; bir sanat eserinin sanatsal marka haline gelebilmesi için özgün olması ön koşuldur.  Ancak bir sanatçının, yepyeni bir akım yaratmasa ve alanında ilk olmasa bile, onu benzerlerinden ayıracak kendi yorumunu o işe katabilmesi gerekir.  Sanat kurumları ve kuruluşlarının markalaşması ise, kurumsal imajlarının sistemli bir şekilde konumlandırılması ve hedef kitleleri ile düzenli iletişimin korunması ile sağlanabilir.

Bu noktadan hareketle, sanat eserlerinin markalaşmak üzere yaratılamayacağını, fakat yaratılmış sanat eserlerinin doğru iletişim teknikleri kullanılarak hedef kitlesi ile buluşturulabileceğini söyleyebiliriz. Sanat kavramının kişiden kişiye farklı algılamalara neden olduğu günümüzde, sanatçı kavramı da aynı tartışmanın nesnesidir.  Sanat ve sanatçı kavramlarını önümüzdeki yazılarda irdeleyeceğiz.  Ancak günümüzde ikon haline getirilen popüler kültür kaynaklı eserleri  ve ikonlaşma hareketini sanat ve sanatçılık başlığından ayrı olarak incelemek gerektiği düşüncesindeyim.

Sanatta sistemsiz olarak yürütülen ikon yaratma çalışmaları, iyi eserler verebilecek sanatçıları ticari kaygılarla hazırlanmış eserlere yöneltmekte… Günümüz koşulları, gelecek yüzyıllarda 21.yy sanatını gölgede bırakabilecek bu popüler akımların, iletişim profesyonelleri tarafından sistemli bir şekilde yönetilmesini gerektiriyor.  Sponsorluk faaliyetlerini de yöneten marka yöneticilerinin, bu  hususta oldukça stratejik bir rolü bulunuyor.

www.markayoneticisi.com için yazdığım ilk yazı ile pek el değmemiş bu konuya ufak çaplı bir giriş yapmak istedim. Gelecek aylarda bu konuyla ilgili daha detaylı yazılarımı okuyabilirsiniz.

Rezzan KAHYA

Rezzan Kahya MarkaYoneticisi.com’da

Yazar: Ali BULUT Tarih: 18 Kasım 2009

rezzan-kahya

Markayoneticisi.com sayfalarında sizlerle uzun zamandır yazılarımı  ve fikirlerimi paylaşıyorum. Marka yönetimi ve pazarlama başlığı altında bahsedilebilecek uygulamalar ve incelenebilecek konuların sayısı o kadar çok ki, sadece kişisel olarak takip ettiğim en az 50 yerli ve yabancı site var.

Yeniden şekillenen bir dünyada, bu yeni çağı dijital devrimin çocukları tanımlıyor. Sanayi devriminin ve çağının argumanları eleştiriliyor, eski pazarlamanın dinamikleri ve prensipleri ile bu yeni çağa adapte olmaya çalışırken, yepyeni bir saha giderek belirginleşen kalın çizgilerle kendi iş tanımını yaratıyor: Marka Yönetimi

Bu süreçte en keyif aldığım şey ise farklı sektörlerden meslektaşlarla tanışmak. Tarafların tek kazancı sadece yeni fikirleri dinlemek değil, aynı zamanda çatışma ve uzlaşma kültürü ile daha hızlı bir gelişim ve moral değerler kazanmak…

İşte bu süreçte tanıştığım, çok değerli bir Marka Yöneticisi, Sevgili Rezzan Kahya da  bundan sonra yazıları ve analizleriyle bizimle olacak. Başarılı iş geçmişi, analitik bakış açısı ve yenilikçi tutumuyla yeni çağı bir de onun yazılarından dinlemek lazım…

Nazik yaklaşımı ve mütevaziliğiyle eminim sizlerin de beğenerek takip edeceği yeni yazarımız Sevgili Rezzan Kahya’ya hepiniz adına tekrar hoşgeldiniz diyorum.

(Yazarlar sayfasında, kendisinin sizler için kısa bir “Merhaba” mesajı bulunmaktadır)

Tamamen Kişisel

Yazar: Ali BULUT Tarih: 14 Ekim 2009

Daha önce Frienfeed ve Twitter üzerinden, iş nedeniyle bir süreliğine Moskova’ya yerleşmek üzere olduğumu duyurmuştum. Zaman hızla akmış ve yaklaşık 2 aydır Moskova’dayım. Bu süre içerisinde yazmaya ve online olmaya pek vakit bulamasam da, konu olarak bir hayli birikmiş durumdayım. Önümüzdeki günlerde, gözlemlerimi ve düşüncelerimi sırasıyla paylaşmayı planlıyorum…

Bu yoğun geçiş sürecinin sancıları içerisinde bir de sevgili babamızı kaybetmenin acısını yaşadık. Genelde burada kişisel hayatımdan bu denli bahsetmezdim ama sanırım bir yandan yeni bir coğrafyada olmanın melankolisi, bir yandan 30’lu yaşlarda ilerliyor olmanın etkisi ile insan daha fazlasını paylaşmayı istiyor. Başsağlığı mesajları için tüm dostlara tekrar teşekkür ediyorum. Merhum babamız Allah’ın rahmetine kavuştu, Allah size ve dostlarınıza uzun ömürler versin…

Geçtiğimiz bu 2 aylık süreçte maillerine cevap yazamadığım arkadaşlarım da kusuruma bakmasınlar. Önümüzdeki günlerde tekrar hem Frienfeed, hem Twitter hem de markayoneticisi.com üzerinden sizlerle eskisi gibi aktif bir şekilde beraber olacağız. Mailleriniz, mesajlarınız ve yorumlarınızla sizlerden gelecek katkılarla, pazarı ve yenilikleri yorumlamaya devam edeceğiz…

Son olarak, yine bu sitede hiç yapmadığım birşeyi yapacağım. Çok sevdiğim ve on yılı aşkın süredir hala ezberimde kalmış bu şiiri bugünümün anısına burada okumak istiyorum…. (Yanlış hatırlamıyorsam “Eskimo Şiirleri” ‘nde yayınlanmıştı)

Yeniden dönüyorum türküme
Sabırla okuyorum baştan sona
Buzdaki balık deliklerinin başında
Akıntıya karşı balık tutarken
Zehir zıkkım rüzgarın altında
Ayakta dura dura üşüyorum…
Ve eve dönüp diyorum ki;
Bütün kabahat balıklarda
Akıntıya karşı yüzüp gelemediler…

Trend Raporu – Haziran 2009

Yazar: Ali BULUT Tarih: 1 Haziran 2009

ali-bulut-trend-report

Trendwatching.com’da 2009 Haziran ayı trend raporu birkaç gün önce yayınlandı.

“Foreverism” ismiyle yayınlanan raporda bazı ilgi çeken alt başlıklar şöyle:

Forever Presence: İnsanlar bugüne kadar hiç olmadığı seviyede birbirleriyle etkileşim halinde. Etraflarındaki herşey ve herkesle, bir şekilde ortak platformlar geliştirip sürekli bir etkileşimdeler.

Forever Findable, Forever Following: Çeşitli sosyal ağlar ile hem sürekli ulaşılabilir kalıyor, hem de sürekli takip ediyorlar. Buna bir de Google Latitude gibi lokasyon bazlı hizmetler dahil edilince, tam olarak nerede ne yaptığınız dahi takip edilir oluyor. Bir çok insanın düşündüğünün aksine, bunu yapanlar özel hayat vs anlamında bir kaygı duymuyorlar. 21. yüzyıl fenomenlerinden biri zaten maksimum şeffaflık değil mi?

Forever Conversing: Büyük markalar da dahil olmak üzere, herkes diyalogun içinde. Sosyal ağlardaki faaliyetlerdeki artışı farkeden markalar, giderek sosyal medyayı daha fazla kullanıyor.

Forever Beta (The Process is the Product): Bizzat ürünün yaratılma süreci gerçek ürün haline geldi. İnsanlar bu sürecin içerisinde yer almak istiyor. Markalar da bunu farkettiği için ve daha az risk almak için (daha az risk konusunu önceki yazılarımızda da konuşmuştuk) yeni ürün ve hizmetlerini BETA olarak piyasaya sürüyor. Beta süreci hiç tamamlanmayan, gelişimini hiç durdurmayan, nihai hale getirilmemiş ve her gün yeni özellikler eklenen pekçok ürün var.

Trendler nereye gidiyor ve hayatımız nasıl değişiyor, bunları görmek için raporun tamamını şuradan okuyabilirsiniz.

Reebok Yeni Yüzünü Arıyor

Yazar: Ali BULUT Tarih: 27 Mayıs 2009

ali-bulut-reebok-yeni-yuzunu-ariyor

Reebok, “We Love Freestyle”  konseptinden sonra, “Freestyle” mirasını bu sezon “Fly Generation” ile sürdürüyor. Retro spor bakışıyla yeniden yorumlanmış “Pump” serisi ayakkabı ve giysilere özgün bir Reebok ruhu katılmış.

Reebok, Avrupa çapında bir kampanya düzenleyerek “Fly Generation” konsepti için yeni yüzünü tüketicilerinin arasından seçeceğini duyurdu. Kazanan aday, bir yandan ünlü bir kadın dergisinde (Vice) röportaj verecek, diğer taraftan Reebok mağazalarında ürünün tanıtım yüzü olacak. Fotoğraf çekiminin Avrupa’dan gelecek bir fotoğrafçı tarafından yapılacağı kampanya için başvurular internet üzerinden yapılıyor.

Türkçe kullanım seçeneğinin de yer aldığı siteye, ReebokFlyGeneration tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kendi stilinizi yansıttığına inandığınız, JPG formatında 480*640 çözünürlüğe sahip, bir boy fotoğrafınızı siteye yüklüyorsunuz. Ardından aradıkları kızın neden siz olduğunuzu kısaca anlatıyorsunuz. Katılımlar Mayıs ve Haziran ayları boyunca sürecek, kazanan aday Temmuz ayında juri tarafından açıklanacak.

Reebok, “Fly Generation” için Amerika’daki tanıtım yüzü olarak, bizim de CNBC-e’de oynayan “Gossip Girl”  dizisinden tanıdığımız Leighton Meester ile çalışıyor. Siz de “ben bir moda delisiyim” diyor ve kendi özgün stilinize sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, bu yarışmayla Türkiye’deki tanıtım yüzü siz olabilirsiniz.

Sansüre Sansür – YAY! Hareketi

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Mayıs 2009

ali-bulut-sansure-sansur

Ülkemizde 5651 sayılı kanundaki “internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun” adı altında sunulan ve erişimin engellenmesini gerektiren kusurlu hareketler bahanesiyle, özellikle sanal ortamda sansür, çeşitli yanlış uygulamalar ile giderek artan bir biçimde baş göstermektedir.

Kapatılan sitelerin, engellenme sebepleri kamuoyuna açıklanmamakta, siteler sadece bir kişinin mahkemeye gitmesi nedeniyle dahi tedbir olarak kapatılabilmektedir.

06 Mayıs 2009 tarihli erişimi engelli site istatistiklerinde toplam 1874 adet site kapalı görünmektedir.

Bu engellemelerin sebeplerine baktığımızda

  • En büyük pay, % 38 ile tüm dünyanın seferberlik içinde savaş açtığı “Çocuk istismarı”na aittir. Bu tabii ki son derece HAKLI bir nedendir zira çocuk istismarı ASLA müsamaha gösterilecek bir şey değildir.
  • Kapamaların ikinci büyük nedeni ise %35 ile “müstehcenlik” olarak göze çarpmaktadır. 
  • Ardından ise %10 ile “Diğer” kategorisi gelmektedir.
  • Kalan %10 ise kumar, fuhuş, uyuşturucu, Atatürk’e hakaret, intihara yönlendirme ve sağlık için tehlikeli madde temini nedenlerinin toplamına aittir.

Bu oranlardan açıkça görüldüğü üzere, uygulamalar suç ile savaştan çok keyfi bir kapamalar silsilesine dönüşmüştür.
Zira dünyanın en ağır suçlarından biri olan “çocuk istismarı” ile neye göre, kime göre olduğu belli olmayan “müstehcenlik” kavramının neredeyse başa baş gitmesi başka türlü izah edilemez. Ne olduğu anlaşılmayan “diğer” kategorisinin, kalan 6 nedenin toplamıyla aynı oranda olması, suçla savaştan başka bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır.

Ve bu zihniyetin adı, sansürdür.

Sanal ortamdaki bu keyfiyetin, gerçek hayata ulaşması kaçınılmazdır. Bugün “müstehcen” bulunarak kapatılan bir site, yarın bir heykele, bir filme, bir kitaba dönüşecektir. Sanal ortamdaki yasaklamaların, eninde sonunda sokakta izdüşümleri olacaktır.

Dolayısıyla, çok geç olmadan “Sansüre Sansür” demenin zamanıdır.

 

Sansüre Sansür – Yay! Hareketi , adı üstünde, yaymaktan geliyor. Hem sanal ortamda hem de gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor.

Bu doğrultuda, elimizde çeşitli malzemelerimiz ve yönetmen arkadaşımız İlkay Kopan’ın çektiği videolarımız var:

SansüreSansür 01
SansüreSansür 02
SansüreSansür 03
SansüreSansür 04
SansüreSansür 05

ali-bulut-sansure-sansur-videolar

11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.

Öte yandan, videolar ve banner’lar sanalda yayılırken, gerçek hayatta da boş durmuyoruz tabii ki. Tepkimizi internetten çıkarıp, dışarıda da göstermek için poster ve sticker gibi malzemelerimizden faydalanacağız. Amaç belli: Sansür, her yerde karşınıza çıkabilir. Malzemeler de bu doğrultuda hazırlandı, boşlukları malzemeyi kullandığınız yere göre yazabilirsiniz.

Örneğin, posteri bir restorana astınız, boşluğu “Bu restorana erişim engellenmiştir” şeklinde doldurabilirsiniz. Bu fikirden hareketle aklınıza yeni bir malzeme fikri gelirse, atış serbest. Neler mi olabilir? Tribünlerde “bu tribüne erişim engellenmiştir” pankartı açmak olabilir, yine mecrasına uygun mesajlarla amerikan servis, tişört, bardak altlığı, föy, stensil gibi daha pek çok şey olabilir, bundan sonrası hepimizin hayal gücüne kalıyor aslında.

Sizden tek isteğimiz, bu malzemeleri kullandığınızda ya da gerçek hayatta karşınıza çıktığında, hemen bir fotoğrafını çekip, nerede olduğu bilgisiyle birlikte bize göndermeniz. Hareketin ne kadar yayıldığını görmek ve fotoğraflarla sitemizde sergilemek istiyoruz.

Kısıtlı sayıda malzeme elimizde bulunuyor. Bir süre için bize yazarak malzeme temin edebilirsiniz ya da doğrudan bu sayfadan indirip, kendiniz basabilirsiniz. Farklı formatlarda malzemeleri aşağıdan seçebilirsiniz: 

Jpeg
Freehand
Adobe Illustrator

Sigara Güncesi

Yazar: Ali BULUT Tarih: 28 Nisan 2009

ali-bulut-sigara-guncesi

Sigara Güncesi blogunda “Sigarasız Hayatım” sloganıyla sigara bırakma serüvenini günlük olarak anlatıyor Bahadır.

Bir yandan okuyucuları mesajlarla kendisine destek olabiliyor, bir yandan da eğer siz de geçmişte tiryakiyseniz ve sigarayı bırakabildiyseniz kendi deneyiminizi sitede yayınlatabiliyorsunuz. Ayrıca Twitter ve FriendFeed ile de takip edebilirsiniz. 

Ben de hem Bahadır’a destek olmak hem de kendi adıma da sigarayı bırakma konusundaki ümidimden dolayı bugünkü site tanıtımımı buna ayırdım. Bakın Bahadır bu konuda blogunda ne demiş: 

“21 Nisan 2009 ‘dan itibaren dumansız olarak devam ediyorum hayatıma. Yaşadığım anektodları buradan sizlerle paylaşacam. Yegane gayri resmii bir blogtur.

Sizi tabii ki bazı süprizler bekliyor olacak.

Arada hiç ummadığınız anlarda misafir yazarlarımız olacak.

Hala dumanlı gezen arkadaşlarımla söyleşilerim olacak.

Danışmanım Pisikolog Özge Çoruh(inadına pisikolog  Pisihole.com) haftalık benim hakkımdaki raporunu bu blogtan duyuracak.

O zaman diyorum ki dumansız hava sahası olan ilk ve tek bloga hoş geldiniz. Keyfini çıkarın efenim..

Desteklerinizi bekliyor olacağım.”

Şahsen sigarayı bırakma konusunu bugünlerde gündemine almış arkadaşlar için önerebileceğim ve tabii özellikle kendim için güncel olarak takip edeceğim bir blog. Ellerine sağlık Bahadır….

Ev Telefonlarımız da Değişecek

Yazar: Ali BULUT Tarih: 1 Aralık 2006

ali-bulut-voip

VoIP (Voice Over Internet Protocol) yani internet protokolü üzerinden ses aktarımı teknolojisinin, ilk duyulduğunda, sağladığı büyük maliyet avantajından dolayı hızla yayılacağı düşünülmüştü. Kısa sürede hem pahalı hem de eski teknolojili sabit telefonların yerini alacağı bekleniyordu. Ama öyle olmadı.

Tüketici açısından baktığımızda, bunun pekçok nedeni vardı elbette.

Fakat bugüne baktığımızda, In-Stat tarafından 2006 yılı Kasım’ında yayınlanan bir rapora göre, IP telefonlar 2006’da ev ve ofislerimize daha fazla girmeye başladı. İşte IP telefonlara kitlesel geçiş belki de yeni yeni başlıyor.

Gerçi iş dünyasında sıkça kullanılmasına karşın hala ev tüketicileri IP telefonlar konusunda çekingen yaklaşacaktır. In-Stat tarafından yapılan tahminlerde 2008 yılından itibaren IP telefon kullanımında belirgin bir artış olacağı belirtilmektedir. 2006 yılında yıllık 10 milyon adetlik VoIP telefon üretiminin, 2010 yılında 164 milyona ulaşması beklenmektedir.

In-Stat analistlerinden Keith Nielsen’in açıklamalarına göre; VoIP telefonlar, özellikle yeni nesil iş ve tüketici odaklı uygulamaların ve bunlarla ilgili yazılımların artmasıyla birlikte yaygınlaşacaktır.Şirketlerde kullanılan geleneksel kablolu IP telefonlar da bu aşamada yerini, hepimizin evlerine girecek olan kablosuz IP telefonlara bırakacaktır.

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.