Subscribe to Marka Yöneticisi

Sadece Yemek Tarifi Değil!

Yazar: Ali BULUT Tarih: 2 Nisan 2010

Ali-Bulut-Egzotik-Yemek-Kitleri

Son zamanlarda populer blog listeleri arasında yemek tarifi siteleri giderek daha fazla yer alıyor. Hem Türkiye’de hem de dünya genelinde birçok başarılı örnek görmek mümkün…

Benim bugün bahsedeceğim site ise bir adım daha ileriye geçerek, dünya çapında ünlenmiş yöresel lezzetleri size tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda hazırladığı kitler vasıtasıyla, orjinal malzemeler ve orjinal sunum aksesuarlarını da size veriyor. Egzotik yemek kitleri…

Destination Dinners adresinde yer alan sitede Tayland, Kore, Japon, Bangladeş, Amerika, Lübnan vs gibi pekçok ülke mutfağından seçenekleri görebilirsiniz.

Ali-Bulut-Egzotik-Yemek-Kitleri-4

Seçeceğiniz yemek tarifiyle birlikte gereken malzemeleri bir paket halinde site üzerinden sipariş ediyorsunuz. Yöresel baharat, sos ya da malzemeler bu paketin içinde yer alıyor. Ayrıca sizin herhangi bir süpermarketten rahatlıkla bulabileceğiniz malzemelerin de listesi gönderiliyor.

Ali-Bulut-Egzotik-Yemek-Kitleri-2

Son aşamada ise, eğer dilerseniz, sofra düzeni için gereken orjinal sunum aksesuarlarını da yine sipariş edebiliyorsunuz.

Ali-Bulut-Egzotik-Yemek-Kitleri-3

İlgi çekici olduğu kadar aynı zamanda oldukça akıllıca bir iş fikri. Dünya mutfaklarını denemek için illa ki o ülkelere gitmek zorunda değilsiniz. Evde arkadaşlarınıza vereceğiniz bir yemek davetinde farklılık yaratmak istiyorsanız ya da mutfakta vakit geçirmeyi seven biriyseniz, işte tam size göre bir site…

Birileri bu modelin Türkiye versiyonunu yapsa, hiç de fena olmaz aslında…

Reebok Yeni Yüzünü Arıyor

Yazar: Ali BULUT Tarih: 27 Mayıs 2009

ali-bulut-reebok-yeni-yuzunu-ariyor

Reebok, “We Love Freestyle”  konseptinden sonra, “Freestyle” mirasını bu sezon “Fly Generation” ile sürdürüyor. Retro spor bakışıyla yeniden yorumlanmış “Pump” serisi ayakkabı ve giysilere özgün bir Reebok ruhu katılmış.

Reebok, Avrupa çapında bir kampanya düzenleyerek “Fly Generation” konsepti için yeni yüzünü tüketicilerinin arasından seçeceğini duyurdu. Kazanan aday, bir yandan ünlü bir kadın dergisinde (Vice) röportaj verecek, diğer taraftan Reebok mağazalarında ürünün tanıtım yüzü olacak. Fotoğraf çekiminin Avrupa’dan gelecek bir fotoğrafçı tarafından yapılacağı kampanya için başvurular internet üzerinden yapılıyor.

Türkçe kullanım seçeneğinin de yer aldığı siteye, ReebokFlyGeneration tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kendi stilinizi yansıttığına inandığınız, JPG formatında 480*640 çözünürlüğe sahip, bir boy fotoğrafınızı siteye yüklüyorsunuz. Ardından aradıkları kızın neden siz olduğunuzu kısaca anlatıyorsunuz. Katılımlar Mayıs ve Haziran ayları boyunca sürecek, kazanan aday Temmuz ayında juri tarafından açıklanacak.

Reebok, “Fly Generation” için Amerika’daki tanıtım yüzü olarak, bizim de CNBC-e’de oynayan “Gossip Girl”  dizisinden tanıdığımız Leighton Meester ile çalışıyor. Siz de “ben bir moda delisiyim” diyor ve kendi özgün stilinize sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, bu yarışmayla Türkiye’deki tanıtım yüzü siz olabilirsiniz.

Fikri Paraya Dönüştürmek

Yazar: Ali BULUT Tarih: 25 Nisan 2009

ali-bulut-konsept

Tasarımcı olmanın en belirgin ikilemi herhalde, bir taraftan yaratıcı yanınızı tatmin etme arzusu ile diğer taraftan müşterinin isteklerine göre tasarlamaya çalışmak.  Fakat nihai hedef yine de müşteriyi tatmin etmek ve ürünün paraya dönüşmesini sağlamak. 

Bugünün ileri teknoloji ürünleri muhtemelen birinin fikirlerinin paraya dönüşmesini görebildiğimiz  en uygun alan. Phil Baker’ın “From Concept to Consumer” (Konseptten Müşteriye) kitabı işte bu sürecin detaylarını ve bu süreçte karşılaşılan küçük tuzak ve engellerin nasıl aşılacağını, başarının nasıl yakalanacağını anlatıyor.

Bir tasarımcı ya da ürün yöneticisiyseniz, bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Sektörün içinden biri olarak Phil Baker konuyu çok güncel ve anlaşılır bir bakış açısıyla ele almış. Muhteşem bir fikriniz mi var? Bu çok güzel fakat, endüstri nasıl işliyor, diğer oyuncular nasıl oynuyor, pazar nasıl reaksiyon verir, gelecek nasıl olacak gibi konularda fikriniz yoksa, maalesef siz ve ürününüz çok uzağa gidemezsiniz.    

Sıklıkla sorulan sorulardan biri  şu: “nasıl bir konsept oluşturayım?”. Bunun için düz ve net bir yol yok aslında. Bugün neler olduğu ve yarın neler olabileceği  arasında gezinmek gerekiyor biraz. Sonra o yarın için ne yapabilirim diye düşünmeli. Okulda öğretilmeyen, zamanla tecrübe edindikçe pratikleşecek bir iş. 

Konuyla ilgili pekçok akademik kitap ta bulabilirsiniz, ama kuru teorilerden çok Phil Baker’ın bizzat kendi deneyimlerini anlattığı kitabı sizi daha kolay ikna edecektir. Teknolojik konseptin tanımlanması aşamasında bizzat bulunduğu  pek çok ürün var: Polaroid SX-70, Apple Powerbook, Newton Mesaj Pedi

“Krizde Kendi Fırsatınızı Yaratın” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, evet şu anda bir ekonomik kriz yaşıyoruz, ama işte tam bu yüzden yapacağınız en akıllı iş kendinize yatırım yapmak. Bilgi ve yeteneklerinizi artırın, sonra nasılsa gelecekle yüzleşeceksiniz. Kitap şimdilik sadece İngilizce ve Türkiye’de bulunmadığı için siz de buraya tıklayarak Amazon’dan sipariş edebilirsiniz.

phil-baker-content

Müşteriyi Marka Müdürü Yapmak

Yazar: Ali BULUT Tarih: 17 Aralık 2006

ali-bulut-marka-yoneticisi-kimdir

Son zamanlarda inovasyon konusuna takıldığımın farkındayım. Gerçekten de bugün rekabet avantajı için oldukça önemli bir kavram haline geldi inovasyon. Peki markalar için inovasyon neden bu kadar önemli?

Öncelikle önemli bir detaya dikkat etmek gerekiyor: Bir markanın tüketiciden istediği şey, kendisinin tercih edilmesidir. “Onu değil beni tüket, çünkü vs vs” diye anlatır aslında marka kendisini. Yani en geniş anlamda tüketiciden hayatında bir değişiklik yapmasını talep eder aslında. İşte inovasyon tam bu noktada önemli bir ikna aracıdır. Marka önce kendisi farklılaştırmalıdır, değişimi yaratmalıdır ki tüketiciye de, “bak ben değişim yaratıyorum, ve şimdi de sana değişim fırsatı sunuyorum” diyebilsin…
Aksi halde her zaman kullandığımız diş macununu neden değiştirelim ki?
Ya da neden her zaman gittiğimiz kuaförü, restoranı, benzin istasyonunu, giyim mağazalarını, süpermarketi değiştirelim ki?
Artık müşteriler şirketlerin marka müdürleri oldu. Markalardan net vaadlerde bulunmalarını, fark yaratmalarını ve bu süreçte kendilerini dinlemelerini bekliyorlar… Konsepti müşteri belirliyor aslında, ürünü, fiyatı, dağıtımını… ve bu noktada CRM uygulamalarını kullanabilen işletmeler marka müdürleri olan müşterileri dinleyebiliyorlar. Diğerleri sadece fısıltılardan bir takım öngörüler edinmek durumunda kalıyor ve işleri şansa kalıyor. Sonra da sadece logodan ibaret yüzlerce marka pazarın dibine çöküyor.
Gördüğümüz marka logosu, marka sloganı, ya da o markalı ürünlerin tümü aslında buzdağının görünen kısmı. Bütün buzdağlarının su üstündeki kısmı nispeten birbirine benziyor.
Jean Noel Kapferer’in “Stratejik Marka Yönetimi” kitabında söylediği gibi markalar sadece reklam ya da tanıtımla güçlenemezler, ancak tüketicisinin ortaya yeni çıkan ihtiyaçlarına zamanında ve doğru çözümler sunarak güçlenirler. İşte buzdağının altında olan biten de budur, kim pazarda daha hızlı ve etkin olabiliyorsa o denli güçlüdür.
Dolayısıyla karlı bir inovasyon modelidir müşteriyi marka müdürü yapmak… Müşteriyi duymak, ihtiyaçlarını not almak, anketler, araştırmalar yapmak değil bahsettiğim şey; müşteriyi gerçekten dinlemekten bahsediyorum.
Henüz müşterinin kurmadığı cümleyi de dinleyebilmekten bahsediyorum…
Bu süreci yönetebilecek olan hızlı balıklar, yavaş balıkları avlamaya devam edecektir…

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.