Subscribe to Marka Yöneticisi

Moskova’da İşyerinde Saldırı !!

Yazar: Ali BULUT Tarih: 21 Mayıs 2010

Tam da “Moskova ve Rusya İzlenimlerim” diye bir yazı dizisine başlamışken, başıma gelen bir talihsizliği de sizinle paylaşmak istedim.

Olay birkaç hafta önce oldu. İşyerim Moskova’da merkez sayılabilecek bir noktada. Bağımsız bir girişi olan, 8 şeritli ana cadde üzerinde zemin kat bir ofis. Ofisi genellikle sabahları kendim açarım ve diğer personel genelde benden 5-10 dakika sonra gelmiş olur.

O sabah, ben ofise geldikten yaklaşık 2-3 dakika sonra, arkamdan içeriye giren 2 kişi tarafından soygun amaçlı saldırıya uğradım. Henüz personel gelmediği için saldırganlara tek başıma karşı koymak zorunda kaldım. Muhtemelen beni takip ederek peşimden geldiklerini düşünüyorum. Gösterdiğim direniş nedeniyle birşey alamadan gittiler fakat fotoğraflarda da görüleceği üzere yaşanan arbede nedeniyle ciddi şekilde yaralandım.

Ama işin daha zor kısmı bundan sonra başladı denebilir. Rusya’da başınıza gelebilecek kötü bir olaydan daha kötüsü, o olaydan sonra sistem ve mekanizmaların işleyişindeki korkunçluk. İnsan odaklı olmak konusunda kendi ülkemin boş yere günahını almışım bunca zaman.. Yoksa dünyanın her ülkesinde saldırıya uğrayabilirsiniz, evet ama o saldırıdan sonra sistemin nasıl işlediği konusu işte sizin nasıl bir ülke olduğunuzu belirliyor.

Polis olaydan sonra göstermelik bir ifade almakla yetindi. Daha ötesini beklemiyordum zaten. Konuyla ilgili hemen telefonla bilgilendirdiğimiz Moskova’daki Türkiye Konsolosluğu olaya tamamen Rus(!) kaldı. Burada iş yapan bir Türk şirketindeki bir Türk işadamının güvenliğinden endişe etmesine karşı söyledikleri tek şey: “En iyisi Türkiye’ye dönmek” oldu..

Kafama aldığım 2 büyük darbe nedeniyle yapılan dikme işlemi anestezisiz olarak 20 dakika sürdü. Hatta hastanede tomografi dahi çekilmedi. Oradaki tavsiye de şuydu: “24 saat içinde bir anormallik olursa bizi arayın, bir anormallik olmazsa zaten demek ki travma yoktur”. Bu da işin en ironik yanlarından biri…

Sol kolumdaki kırık nedeniyle kolum alçıya alındı, ve kırık birkaç noktadan olduğu için ameliyatla platin takılması gerekiyordu. Bu riski Rusya’da almak pek akıllıca değildi ve hemen Türkiye’ye dönerek ameliyat oldum. Şu an sol kolumda 15 cm’lik bir platin çubuk var…

Sonuç olarak şu an halen iyileşme sürecindeyim.  Halen işimin başındayım, vücudumdaki diğer hasarlar giderek iyileşiyor.

Rusya’nın her ne kadar görüntüde batılı ve modern bir imajı olsa dahi, sağlık ve güvenlik  sistemleri ve işleyişleri konusunda katedecekleri çok mesafeleri   olduğunu da görmüş oldum. Mezuniyetimden sonraki ilk yıllarda bir süre de Pakistan’da çalışmıştım. Kişisel güvenlik anlamında Rusya ile aralarında pek bir fark yok. Her ikisinde de “kendi kendinizin savunması” size ait.

Bu ülkede yaşamak ve çalışmaya devam etmek konusunda şu sıralar ciddi bir kafa karışıklığı içerisindeyim. Önümüzdeki günlerde bununla ilgili daha net bir karara varacağım…

Son söz (alıntı):

“Yalnızca gözlem yapıldığında somut gerçeklik güçlenir. Bir gözlemin yokluğunda kuantum parçaları mevcut değildir, yalnızca gözlemci tarafından arandığında maddeleşir”


Moskova ve Rusya İzlenimlerim

Yazar: Ali BULUT Tarih: 8 Nisan 2010

ali-bulut-moskova-ve-rusya

Daha önceki yazılarımı takip edenler yaklaşık bir sene önce Moskova’ya yerleştiğimi bilirler. İnandığım bir projeyle birlikte bir hazır giyim markasının Rusya  ve CIS ülkeleri operasyonlarını yürütmek üzere 2009 yılının ikinci yarısında Moskova’ya geldim. Aradan geçen süre zarfında sürekli aklımda olmasına rağmen, bir türlü oturup enine boyuna Rusya gözlemlerimi yazamadım. Bugün genel bir başlangıç yapma niyetindeyim.

Buradaki pazarda süreçler Türkiye’den oldukça farklı işliyor. Özellikle dağıtım kanalları, tahsilat biçimleri ve pazarlama enstrümanları şu anda halen serbest piyasa ekonomisine adaptasyon sürecinin izlerini taşıyor. Kimileri bunu daha zor diye adlandırsa da, aslında sistem genel olarak marka ve firmaların lehine kolaylıklar da içeriyor. Sadece iyi bir strateji ve koordinasyon lazım.

Türkiye’deki gibi krizin psikolojik etkileri çok fazla değil. Hatta şu anda hızlı bir büyüme rakamı tutturulmuş durumda ama bununla birlikte halen işsizlik oranlarının yükselmesiyle ilgili sıkıntı aşılmaya çalışılıyor. Bununla ilgili de tabii ilk olarak akla gelen, yabancı çalışma izni kotalarının düşürülmesi.

Tüketici piyasasına bakarsak, insanlar gelirlerinin son damlasına kadar halen paralarını harcamakta. Bu aslında Rusya ve diğer CIS ülkelerinin genel şablonu. Komünizm sonrasında  tüketmek ve tüketerek kimlik kazanmak, prestij edinmek gibi bir paradigma oluşmuş insanlarda. Aylık geliri bir Iphone tutarında olan insanların bile elinde Iphone. Tabii bir de bununla birlikte yaşadıkları ilk 1998 kriziyle birlikte, ellerindeki paranın develüasyon karşısında küçülmesi, insanların nakit tasarruf yapmak konusunda çekimser olmalarının nedeni. Sonuç olarak Rusya’da mağazalar dolu, insanlar AVM’lerde ve ellerinde alışveriş poşetleri. Reklamlar ve tüketim alabildiğine devam ediyor..

Bununla birlikte, nakit akışı ya da sermayesiz ve kaldıraçlı büyüme gibi sorunlarla boğuşan küçük işyeri sahipleri, bu krizle birlikte oldukça zor zamanlar geçirmiş. Birçok işyeri kapanmış. Türkiye ile benzer süreç. Fakat şu anda ayakta kalanlar, halen iştahla tüketen müşterilerin karşısında büyük avantaj sahibi… Daha az rekabet ve daha kolay satış…

Şu dönemde, Rusya’daki genel konjonktür:

  • Tüketici, krizlerle birlikte daha fazla tüketmeye kamçılanıyor. Yarın ne olacağı belli değil, bugünün değerini bilelim diyorlar.
  • B2B taraftaki müşteri sayısı azalsa da, onlara hizmet getiren ara servisler de azalıyor. Yani pekçok toptancı ve komisyoncu artık faaliyet göstermiyor Rusya’da.. Ya da küçülme yoluna gidiyor.(Türkiye’deki 2000 yılı sonrası süreç)
  • Moskova’nın en önemli, en büyük, fakat tamamı kayıtdışı toptan tekstil pazarlarından birisi 2009 yılında Putin tarafından kapatıldı. 5 milyar dolar civarı bir ticaretin döndüğü tahmin edilen pazarın müşterileri hızla yeni markalar ve tedarikçiler arayışında.
  • Moskova’nın 2.büyük toptan pazarlarından olan Lujniki için de aynı söylentiler dolaşıyor. Putin, Rusya’nın hazır giyim ticaretinin de artık dünya ile entegre olmasını ve kayıtdışı sistemin bitmesine çalışıyor.
  • Krizle birlikte boşalan işyerleri ve ofisler nedeniyle, kiralar neredeyse yarı yarıya düşmüş durumda. (Moskova’da 1+1 sıradan bir dairenin bile kirasının 1500dolar olduğunu düşünün). Eskiden Türkiye’de eşlenik lokasyon ve şartlardaki bir mağazanın kirasına göre buradaki kiralar yaklaşık 3 kat pahalı iken, şu an bu oran neredeyse 1,5 kat civarlarında.
  • Kadınlar için halen en önemli iki tüketim sınıfı: Kozmetik ve giyim. Şartlar ne olursa olsun, neredeyse fiyattan bağımsız bir tüketim söz konusu. Piyasayı belirleyen hakim sınıf, çalışan kadınlar… Onlar da zaten her yerde, özellikle Moskova’da etrafınızda çalışanlara baktığınızda ağırlıklı olarak kadınları görüyorsunuz.
  • B2B tarafta çek ve senet gibi enstrümanlar yok. Yani böyle bir talep de yok. Dolayısıyla tahsilat sorunu olmayan bir ticaretin zaten %70 riski, daha en baştan ortadan kalkmış oluyor. Ticaret ya nakit ya da çok az oranda açık hesap üzerinden yürüyor.
  • Tüketici piyasasında kredi kartı kullanım oranı çok az. Bu da mağazaların nakit dönmesi ve aylık %1-3 arası komisyon giderlerini elinde tutması anlamında geliyor.
  • Dolayısıyla bu konjonktüre bakarak Rusya pazarının ehlileşiyor olduğu görülüyor. Fakat bu, organize perakendenin ve beyaz ticaret yapanların lehine doğru bir süreç. Zaten mevcut hükümetin kararlılıkla mücadele ettiği gri ticaret, giderek daha zorlu engellerle karşılaşıyor.
  • Bununla birlikte giderek azalsa da, halen devam eden bürokrasideki hantallık, nitelikli insan kaynağı konusundaki sorunlar da işin zorluklarından. Özellikle nitelikli insan kaynağı bulma konusunda halen ciddi sıkıntı var.

Netice itibariyle, Moskova ve Rusya halen geç kalınmamış, hatta aslında gerçek fırsatın yeni başladığı bir pazar. Şimdilik ilk anda aklıma gelenler bunlar,  daha detaylı analizler de yapacağım. Bu arada sorularınız olursa, cevaplamaktan memnuniyet duyarım.

Moskova metrosundan bazı fotoğraflar için buraya tıklayın

Devamı gelecek….

Yemeksepeti.com artık Moskova’da

Yazar: Ali BULUT Tarih: 6 Nisan 2010

ali-bulut-yemeksepeti

Üst üste ikinci seferdir yemek siteleri ile ilgili yazıyor olacağım ama tamamen tesadüf. Gerçi sigarayı bırakmamın 3. günündeyim, sanırım bunun bir miktar iştah açıcı tesiri de oluyor ama dedim ya tamamen tesadüfen 2 Nisan’da aldığım bir mail üzerine bu yazıyı yazıyorum.

Burada yazılarımı düzenli olarak takip eden okuyucularım aslında biliyorlar, ama ben yeniden tekrarlayacağım. Yaklaşık bir sene önce İzmir’in güzel ve güneşli iklimini bırakıp, bir projenin peşinden kalkıp  Moskova’ya yerleştim. Bu süre içinde ne zamandır aklımda olmasına rağmen bir türlü Moskova ve Rusya izlenimlerimi yazamadım. Bugün sadece küçük bir kısmından bahsedeceğim.

Moskova’da bir Türk olarak, her ne kadar iyi İngilizce biliyor olsanız da, beslenme konusunda büyük sıkıntı yaşıyorsunuz. Çünkü gideceğiniz birçok modern restoranda dahi İngilizce menü ya da İngilizce bilen personel yok. Her şey Rusça ve bırakın Rusçayı anlamayı, Rus alfabesindeki harfleri okuyabilmeniz bile zaman alıyor. Bunun yanında, ola ki, eve telefonla pizza ya da herhangi bir sipariş vermek istediğinizde, şansınız iyice azalıyor. Zira telefonda karşınızdakine derdinizi anlatmanız mümkün değil.

İşte tam bu noktada, “körün istediği bir göz, Allah vermiş iki göz” misali bir mail aldım. Yemeksepeti.com, girişimlerinin yurtdışı ayağına Rusya’da, Moskova şehri başta olmak üzere start vermiş.  Buradaki ismi izrestorana.ru. Şimdilik yerel zincirlerden pekçoğu sisteme dahil olmuş, eminim önümüzdeki günlerde daha da artacak. Site İngilizce ve Rusça olarak yayında, fakat çağrı merkezlerinde çalışan personel içinde Türkçe bilenlerin de yer aldığını belirtiyorlar.

Bildiğim kadarıyla, sadece Moskova’da binlerce Türk yaşıyor. Moskova’da Efes Pilsen, Vestel, Beko, Colin’s, Enka, Rönesans, Lacoste, Pierre Cardin başta olmak üzere birçok Türk firması bulunuyor. Tabii ki izrestoran.ru‘nun tek hedef kitlesi Türk nüfus değil ama bir yandan en başta Moskova’da yaşayan biz ve diğer yabancıların hayatını kolaylaştıracağına da eminim.

Yemeksepeti.com‘a bu yeni pazarda ve yeni girişiminde başarılar dilerim. Türkiye’de başarılı olmuş ve halen Rus pazarında benzer örneği olmayan diğer bazı girişimlerin (bununla ilgili uzun bir liste oluşturabilirim sanırım) de Rusya’yı ve hızla büyüyen ekonomisini incelemelerini ve yeniden düşünmelerini öneririm…

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.