Subscribe to Marka Yöneticisi

Sanat Markası Ne Vadeder?

Yazar: Rezzan KAHYA Tarih: 6 Şubat 2010

ali-bulut-sanat-markasi-ne-vaadeder
Marka vaadinin genel anlamıyla tüketicinin markadan beklentilerini ifade ettiğini biliyoruz. Peki bir sanat markası tükecisine ne vadeder, ne vadetmelidir?

Sanat markası kavramını eser, icra eden ve sunan olarak 3 başlığa ayırdığımızda, bir sanat markasının tüketicisi (takipçisi) özellikle icra eden (sanatçı) ve sunan (sanat kurumu-kuruluşu) açısından beklenti geliştirmektedir. Sanatçı ve sanat kuruluşu tarafında, esere kıyasla daha dinamik süreçler söz konusu…

Bir sanatçının eser yaratım sürecinden sonra hedef kitlesi ile iletişimi başladığı ve sanatçı üretmeyi sürdürdükçe bu iletişim devam ettiği için, bir sanat markası olarak hedef kitlesinin marka ile ilgili beklentileri oluşur. Bir sanat kurumu-kuruluşu için de aynı durum geçerlidir. Sanatsever (hedef kitle), marka ile etkileşimli iletişimdedir ve markanın stratejisinde belirleyici rol oynar, bir anlamda markayı yönlendirir. Şimdi bu beklentilere kısaca değinelim:

Yenilik:
Sanat markası olan eser, kişi ya da kurumun, marka olmasını sağlayan en önemli neden şüphesiz, alanında bir “yenilik” yaratmasıdır. Bu, yeni bir akım yaratmak ya da bir ekolü geliştirmek-zenginleştirmek olabilir. Ancak hedef kitle gözünde markayı farklılaştıran, benzerlerinden kolaylıkla ayırt edilmesini sağlayan bir yenilik vadetmesi gerekir.

İstikrar:
Sanatsever, marka olan kişi ya da kurumun sanatsal istikrarı korumasını bekler. Hedef kitlenin marka olan sanat eseri ile iletişiminde ise eserin ulaşılacağı kaynaklar, sergilendiği-deneyimlendiği ortamlar konusunda bir istikrar beklentisi bulunmaktadır. Belirli bir sanatsal kalitede çalışmaların yapılması, klişe bir tabirle “çizginin korunması” beklentisi içindeki hedef kitle, markayı stratejik davranışa yöneltmektedir.

Aidiyet Duygusu:
Sanatsever bir sanat markasından, “olduğunu” ya da “olmak istediğini” ortaya koymasını bekleyebilir. Ancak yaratım sürecinden önce bu beklentiye yanıt verilmesi gibi hesaplı bir davranış olmazsa, özgün ve özgür sanat eserleri ortaya çıkarılabilecektir. Aidiyet duygusunun kazanılması eserin, sanatçının, kurumun anlaşılabilmesine bağlıdır. Bir sanat markası; sanatçıyı, eseri , kurumu sahiplenmek kadar; onun hayran kitlesine dahil olma arzusu içinde bir kitle yaratmalıdır.

İmaj:
Bir sanat eserine sahip olmak, bir sanatçının hayranı olmak ya da bir sanat kurumunun takipçisi olmak aynı zamanda bireysel imajı da oluşturduğundan; bir sanat markasının imaj da vadetmesi gerekir. Zira, insanlar bireysel imajlarını konumlandırabilecekleri sanat markalarına yönelmektedir.

Yarar:
Sanat markasının deneyimlenen eseri “yararlı” algılayacak bir hedef kitle yaratması önemlidir. Bu nedenledir ki, sanatsever sanatsal deneyimden beslendiğini hissetmelidir. Sanat markası manevi yarar vadedebilmelidir.

Bir sanat markasının tercih edilmesinde, aynı ticari bir üründe olduğu gibi marka vaatlerinin rolü büyüktür. Bir ticari markanın tercih edilmesi nasıl ki bir kişinin algılanışını etkiliyorsa (alım gücü, zevk, eğitim düzeyi … vb); sanat markası tercihlerinin de kişileri algılamamızda oldukça önemli bir yeri var. Bir kişinin zevkli-zevksiz, kültürlü-cahil, seçkin-bayağı, popülist-marjinal algılanmasında sanat markaları ile olan yakınlığı kadar, uzaklığı da önem taşır. Yani kişilerin sınıflandırılmasında tercih ettikleri kadar, “tercih etmedikleri” de etkilidir. Bireylerin sanat markalarıyla olan ilişkileri sonucundaki bu algılama, aynı şekilde sanatsal etkinlik tercihleri nedeniyle firmalar için de genellenebilir.

Mobilya Sektörünün Temel Sorunları

Yazar: Ali BULUT Tarih: 17 Temmuz 2009

Bir önceki yazımda mobilya sektörünün SWOT analizine yer vermiştim. Bu analizle birlikte mobilya sektörünün temel sorunlarını 19 madde halinde belirtmiştim. Şimdi bu sorunları teker teker ele alalım ve rekabet avantajımızı nasıl artıracağımıza yönelik önerilerimizi konuşalım.

Türk Mobilya Sektörünün Temel Sorunları:

  1. Markalaşma
  2. Tasarım ve AR-GE
  3. Sermaye Yetersizliği
  4. Uzman Çalıştırma
  5. Deneyim Eksikliği
  6. Kayıt Dışı Çalışma
  7. İhracatın Artırılması
  8. Vergiler ve Teşvikler
  9. SSK Primleri
  10. Uluslararası Finansman İmkanları
  11. Enerji Fiyatları
  12. Pazarlama ve İletişim Sorunu
  13. Fason İmalat
  14. Üretim Teknolojileri
  15. Uluslararası Standartlar ve Kalite
  16. Müşteri Memnuniyeti
  17. Örgütlenme Sorunu
  18. Eğitim
  19. Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

1- Markalaşma

Sektörde markalaşma eğilimi 2000’li yıllarla birlikte artış gösterdi, özellikle perakende müşterisinin alışveriş tutumlarındaki global değişimler bu anlamda firmaları markalaşma sürecine götürdü. Mobilya üreticisi firmaların kurduğu sektörün en büyük sivil örgütü MOSDER ise markalı mobilya satın alınmasına yönelik hazırladığı reklam kampanyasıyla bu konuda tüketicileri bilinçlendirmeyi hedefliyordu. Sektörde şu anda büyük ölçekli firmaların markalaşma konusuna gösterdikleri önemi, diğer orta ve küçük ölçekli işletmelerin de göstermesi gerekliliği görülüyor. Zira özellikle dış pazarlarda olgunlaşmış bir marka  ve özgün tasarımlara sahip olmadan rekabet avantajı adına çok fazla bir yol katedemeyeceğimizi görüyoruz.

Markalaşma süreci ile birlikte, firmalar özgün tasarımlı ve kalitede dünya standartlarını yakalamış koleksiyonlar üretmeli, sadece üretici kimliğiyle işçilik değeri üreten bir sektör olmaktan çıkıp aynı zamanda marka kimliği ile katma değerli çalışmaya geçmelidir.

Bunun için devlet ve diğer sivil sektör örgütleri, markalaşma konusunda firmaları eğitmek, teşvik etmek, yol haritası çizmek ve rehberlik etmekle sorumludur.

2- Tasarım ve AR-GE

Her sektör tasarım ve ürün geliştirme yeteneği kadar rekabetçidir. Türkiye’de imalat sektöründe ciddi yeri olan mobilya sektörünün, aynı oranda ihracat rasyosuna sahip olamayışının temel nedeni uluslararası pazarlarda maliyet ve işçilik odaklı üretim gücünü pazarlamaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Türkiye’de en büyükler arasında yer alan pek çok marka bile ihracat pazarlarında sadece bir fason üretici olarak varlık göstermektedir. Global tasarımlar yaratmanın finansal gerekliliklerini karşılamak istemeyen, orta vadeli değil de kısa vadeli vizyon sahibi olan ve günü kurtarmak adına çok küçük kar marjlarıyla tasarım değeri olmayan ürünler üreten firmalar, ihracat pazarlarında son yıllarda Çin faktörüyle yüzleşmek zorunda kalmıştır.

Türkiye’nin Avrupa Birliğine giriş ile ilgili Komisyon Rapor’una göre (EC Report, 2004), Türkiye’nin endüstriyel tasarıma vermesi gereken önemi ve ürünlerin hukuksal boyutta korunurluğuna yönelik önlemler alması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda Avrupa Birliği Konsey kararları doğrultusunda endüstriyel politika araçları ile aktif olarak Lizbon stratejisinin amaçlarını ve sürdürülebilir gelişme stratejisini uygulamak sektör ve devletimizin sorumluluğudur

3- Sermaye Yetersizliği

Sektördeki işletmelerin çoğunluğunu oluşturan KOBİ’ler sermaye yetersizliği ve finansman maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle zorlanmaktadır. Öz kaynaklardan finanse edilmeye çalışılan işletme sermayesi nedeniyle büyüme yavaş olmakta ve ekonomik krizlere karşı dayanıklılık zayıf olmaktadır.

Yetersiz sermaye, diğer taraftan orta ve uzun vadeli yatırım yapma kararlarını engellemekte ve böylece de kurumsallaşamayan ve profesyonelleşemeyen yapıların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

4- Uzman Çalıştırma

Sektörün hemen hemen tamamı aile şirketlerinden oluşmaktadır. Mobilya firmalarında profesyonel yönetici ve uzman kadrolar çalıştırma oranı oldukça düşüktür. Bu nedenle işletmelerde kayıt tutma ve plan yapma gibi fonksiyonlar sağlıklı çalışmamaktadır. Bilgi ve deneyim birikim ve aktarımı da aynı şekilde sağlıksız yürümektedir.

Bu nedenle firmalarımıza kurumsallaşma, markalaşma, profesyonelleşme, rekabet gibi kavramların anlatıldığı, global örneklerle desteklenmiş eğitimler hazırlanmalıdır. Devlet uzman personel çalıştırma konusunda daha fazla cesaretlendirici ve maddi olarak teşvik edici olmalıdır. Bunun dışında kendi oluşturacağı uzman kadrolar ile mobilya firmalarına ücretsiz olarak danışmanlık ve rehberlik hizmeti sağlamalıdır.

5- Deneyim Eksikliği

Özellikle ihracat pazarlarında karşımıza çıkan önemli sorunlardan biri de deneyim eksiğimiz. KOBİ’ler yurtdışı pazarlar konusunda deneyim ve bilgi sahibi değiller. İşletmelere dış pazarlara ait bilgilerin ulaştırılması, bu pazarların tanıtılması, uluslararası sergi ve fuarlara katılmaları sağlanarak, bilgi ve görgülerinin artırılması gerekmektedir. Bunun için de öncelikle uzman çalıştırma ve tasarım konusunda gerekli desteklerin verilmesi gerekmektedir.

6- Kayıt Dışı Çalışma

Hemen hemen her ilimizde yer alan mobilya üretim ve satış noktalarının sayısı 65 bin civarındadır. Fakat özellikle küçük işletmelerdeki yüksek kayıt dışılık nedeniyle ne bu rakam, ne de istihdam edilen kişi sayısı net olarak tespit edilememektedir. Sektörün atıl yatırım, kapasite kullanım oranları ve ölçeksel imalat miktarları da bu nedenle net bir envanter olarak çıkarılamamaktadır.

Bu kayıt dışılık aynı zamanda büyük ölçekli markaların rekabet avantajını azaltmakta ve gelişimlerini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu nedenle yasal denetimler artırılmalı, kayıtlılık özendirilmeli ve kayıtdışılık konusunda ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. Böylelikle daha gerçekçi bir sektör projeksiyonuna sahip olabiliriz.

7- İhracatın Artırılması

MOSDER’in açıkladığı rakamlara göre şu anda mobilya ihracatımız 1 milyar dolar civarındadır.  Bu rakam dünya toplam pazarında %1-2 gibi orana denk geliyor.

Firmalarımızın dış pazarlardaki deneyimsizliği ve finansman yetersizlikleri en önemli iki engeldir. Bu engelleri yok etmeye yönelik adımların atılabilmesi ile ihracat rakamımızın bugünün çok ötesinde olabileceği bir potansiyele sahibiz.

İGEME, KOSGEB, Eximbank, Halkbank bu iki engelin ortadan kaldırılmasına yönelik işletmelerimizi daha fazla desteklemeli, özellikle teşvikler konusundaki bürokrasi ve bekleme sürelerini azaltmalıdır.

8- Vergiler ve Teşvikler

AB ile müzakere sürecinde artarak sürmesi beklenen KOBİ’lere dönük mali desteklerden, işe başlangıç desteği, KOBİ teminat programı, çekirdek sermayesi programı, bölgesel kalkınma programları vs. ile yenilikçi ve AR-GE’ye yönelik çalışmalarında desteklendiği Altıncı Çerçeve Programı gibi teşviklerden  sektördeki KOBİ’lerin yararlanmasını sağlayacak bilgilendirme programları  sektörel örgütlerce ve ilgili kamu kurumlarınca yaygınlaştırılmalıdır.

Tekstil sektöründe olduğu gibi KDV oranı indiriminin kalıcılığı da ayrıca önemli bir iç piyasa tüketim teşviğidir.

9- SSK Primleri

Gelir gider beyanlarındaki kayıt dışılık ile paralel olarak, sektörde  istihdamda ciddi bir  kayıt dışılık söz konusudur. Bunun önemli nedenlerinden biri yüksek SSK primleridir.  SSK primleri uluslararası standartlar ve ülke gerçekleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Yoğun istihdamın olduğu sektörde SSK primlerinin Avrupa Birliği ülkeleri seviyesine çekilmesi sektörün rekabet gücünü artıracaktır.

10- Uluslararası Finansman İmkanları

Türkiye’de ihracatçıları desteklemek amacıyla 1987’de kurulmuş olan Türk Eximbank’ın ülke bazında ve proje bazında kredi vermesi sağlanmalıdır. Eximbank’ın dış kaynaklı kredilerde vadelerin uzun tutulması ve faiz oranlarının AB ülkeleri seviyelerine çekilmesi sektördeki ürün üretim-satış döngüsüne uyum sağlaması bağlamında önem arz etmektedir.

11- Enerji Fiyatları

Sektörün, rekabet ettiği ülkeler göre enerji maliyetleri oldukça yüksektir. Bu nedenle de önemli bir rekabet gücü kaybı yaşamaktadır. Bir ülkede üretim ve ihracatı teşvik etmenin önemli yollarından biri işletmelerin enerji maliyetlerini düşürmektir.

12- Pazarlama ve İletişim Sorunu

Bilgi çağının yaşandığı evrensel dünyada, Kotler’e göre ürün oluşum stratejilerinde ürün üretmekten öte ürünün satılması şirketlerin gelişimi, gücü ve rekabeti için daha çok önemlidir.

Ağırlıklı olarak KOBİ’lerden oluşan mobilya sektörü, yeterince kurumsallaşamama ve yetersiz kaynaklardan dolayı, pazarlamaya gereken önemi verememektedir. Özellikle dış pazarlarda neredeyse hiç bir pazarlama faaliyeti yürütemeyen küçük firmalar, iç pazarda da satış kanallarını çeşitlendiremediklerinden dolayı sorunlar yaşamaktadır.

Bununla birlikte markalı mobilya üreticileri ile orta ve büyük ölçekli üretici firmalar, pazarlama kavramına son 5 yılda daha fazla önem vererek, tüketiciyle kurdukları iletişimde yan fayda değerler oluşturmaya çalışmaktadırlar. Yine de tasarım, markalaşma, özgünlük ve endüstriyellik kriterlerinin tümünü bir arada işleyerek, bütünsel bir pazarlama iletişimi yürüten firma sayısı bir elin parmakları kadar azdır.

Stratejik pazarlama planı hazırlamak ve sektör dinamiklerini önceden tahminleyerek hareket etmek, halen mobilya sektöründe aşılması gereken en önemli eşiklerdendir. Firmalar bunun yerine, direk satış odaklı ve günü kurtarmaya yönelik hareketlerle aslında kendi bindikleri dalı kesmektedirler. Geldiğimiz noktada, Türkiye’de her biri birbirine son derece benzeyen modellerin, benzer teknolojilerle üretildiğini, benzer bir dağıtım kanalı ile tüketiciye ulaştırıldıklarını, benzer tanıtım faaliyetleri ile desteklendiklerini ve benzer fiyatlara satıldıklarını görebiliriz.

Bu alanda firmalara çok iş düşmektedir. Daha fazla yenilik, daha cesur inovasyonlar, entegre bir pazarlama iletişimi ve yeni iş modelleri yaratmak üzere kaynaklarını yeniden planlamalıdırlar.

13- Fason İmalat

Sektörün ihracat potansiyeline bakıldığında, gerçekleşen ihracatın aslında çok üstünde olduğu görülüyor. Bununla birlikte gerçekleşen ihracat içinde büyük payı fason imalat oluşturuyor. Yani dış pazardaki müşterinin sipariş ettiği model ve marka ile yapılan üretim. Tekstil sektörünün de benzer süreçleri deneyimlediğini hatırlarsak, fason imalat ağırlıklı ilerlemek sektöre hiç bir değer katmayacaktır. Hatta zamanla Çin faktörü karşısında yok olma tehlikesi ile karşılaşılacaktır.

Bu nedenle tasarım ve pazarlama alanında, özellikle KOBİ’leri eğitmeye yönelik programlar açılmalı, bununla birlikte gereken altyapı için teşvikler planlanmalıdır.

14- Üretim Teknolojileri

Seri üretim, endüstriyel tasarım ve otomasyon teknolojileri mobilya sektörü için temel altyapı unsurlarıdır. Bununla birlikte dışa bağımlı makine ve teknoloji parkuru için yerli AR-GE çalışmaları özendirilmeli, firmaların teknolojik yatırım yapmaları için gereken teknik danışmanlık yine devlet tarafından sağlanmalıdır.

15- Uluslararası Standartlar ve Kalite

Mobilyada özellikle ihracat pazarlarında uluslararası standartlara uygunluk önemli bir husustur. E1, CE, TSE, ISO gibi belgeler firmaların hem rekabet avantajını artıracak hem de uluslararası ölçekte pazarlama faaliyetlerini kolaylaştıracaktır.

Son yıllarda giderek önemi artan, çevre sağlığı ve çocuk sağlığına uygunluk gibi kriterlerin firmalar tarafından sağlanması gerekmektedir. İhracatımızda en büyük paya sahip AB ülkelerinin bu konudaki hassasiyeti göz önünde tutulmalıdır.

16- Müşteri Memnuniyeti

Tasarım süreci öncesinde başlayan ve kullanım ömrünü doldurmaya kadar giden süreçte, elimizdeki ürün hem mobilya kullanıcısı tüketici hem de genel olarak yaşadığımız dünyanın bir parçası olmaktadır. Bu iki unsurla uyum içerisinde ve her iki unsur için de fayda üretecek mobilyalar üretebilmeli, tatmin ve memnuniyeti hedeflemeliyiz. Bunun için de her aşamada bu vizyonu gerçek kılacak adımlar atılmalı, planlar bu doğrultuda oluşturulmalıdır

17- Örgütlenme Sorunu

Sektörde lokal örgütlenmeler dışında ulusal tek bir çatı yer almaktadır. O da daha ziyade orta ve büyük ölçekli, markalı mobilya üreticilerinden oluşan MOSDER‘dir. MOSDER dışında, KOBİ’leri de içine alan ve ulusal bir master plan çerçevesinde sektörün dinamiklerini eşgüdümlü ve uyumlu hale getirecek bir örgütlenmeye ihtiyaç vardır.

Aynı şekilde dış pazarlarda, Türk Mobilya sektörünün varlığını ve imajını, aynı zamanda faaliyetlerini temsil edecek örgütlenmeler ne yazık ki yetersizdir.

18- Eğitim

Avrupa Birliği Katılım bildirgesinde yer alan Türkiye’nin Mesleki eğitim politikasının geliştirilmesi ve uygulanması konusuTürkiye’nin halletmesi gereken öncelikler arasında yer almaktadır.

Mobilya ve dekorasyon eğitiminin içeriği ve kalitesi artırılmalı, yabancı eğitim kuruluşlarıyla işbirlikleri yapılmalıdır. Bununla birlikte sektörün tasarımcı istihdamına yönelik yeni eğitim programları oluşturulmalı, bu konuda ihtisaslaşma sağlanmalıdır. Üniversite-sanayi işbirlikleri güçlendirilerek, bir yandan üniverisitelerdeki eğitimin kalitesi artırılırken, diğer yandan da sektörün eğitimli personel sorunu aza indirgenmiş olacaktır.

19- Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

Kurulacak sektörel dış ticaret şirketleri  (SDTŞ) vasıtasıyla, özellikle küçük ölçekli mobilya üreticilerinin yurtdışı pazarlarda varlık göstermesi sağlanabilir. Böylelikle dış ticarette örgütlü bir yaklaşımla, çok daha etkili sonuçlar alınacaktır.
Yeni pazara girme ve yeni alıcıya ulaşma, pazarların çeşitlenmesi ve riskin azaltılması, büyük miktarda siparişlerin birlikte hareket ile kolaylıkla karşılanması, uzun dönemli yatırım ve üretim planlaması yapabilme, birim üretim ve dağıtım giderlerinde azalma, pazarlık gücü elde edilerek daha karlı satış yapabilme, ihracatta bilgi birikimi ve deneyim elde etme, döviz girdisi elde etme, endüstri alanında sesini duyurabilme, ihracat giderlerinin paylaşımı nedeniyle daha az finans ile kaynak tahsisi gibi avantajlar nedeniyle SDTŞ’ler KOBİ’ler için son derece önemlidir.

Sektör Analizi: Mobilya

Yazar: Ali BULUT Tarih: 8 Temmuz 2009

2000’li yıllardan itibaren Türkiye’de ciddi bir atılımda olan mobilya sektörü imalat sanayinin yaklaşık %3’lük kısmını oluşturmaktadır. 30bin civarında işletmeye sahip mobilya sektöründe markalaşma ve tasarım konusunda ciddi hamleler yapılırken, bununla birlikte teknolojik olarak da belirgin bir gelişme görüyoruz. Bu gelişimle paralel olarak dünyada ilk 25, Avrupa’da ilk 6 arasında yer alıyoruz. Tabii ki çok büyük oranda KOBİ’lerden oluşan sektörün, bununla ilişkili olarak sorunları da genel olarak bilindik KOBİ sorunları. (Kurumsallaşamama, markalaşamama, zayıf tasarımlar, dış ticarette yetersizlik vs)

Avrupa Mobilya Üreticileri Federasyonu’nun rakamlarına baktığımızda Türkiye’nin Avrupa’da en çok ihracatı Almanya ve Fransa’ya yaptığını görüyoruz (UEA, 2006). Komşu ülkelerden de en çok ihracatımız Yunanistan’a. Fakat önce Çin etkisi, ardından gelen 2008 krizinin de etkisiyle, Türk Mobilya sektörü oldukça kan kaybetmiş durumda. Yine de Avrupa’nın önde gelen mobilya üretici ülkeleri olan Almanya, İtalya ve Polanya ile halen ciddi bir rekabet potansiyeline sahibiz.

2004 TUİK verilerine göre 170 bin kişinin üzerinde direk  istihdama sahip sektörde, markalı mobilya üreticileri tarafından kurulan MOSDER‘in 2006 rakamlarına göre de bunun yaklaşık 17 bin kişisi 14 büyük markanın çatısı altında istihdam edilmekte.

Bir yandan dünya mobilya pazarının 2020 yılı itibariyle 500 milyar USD bir hacme ulaşması öngörülüyor. Türkiye’nin sürekli büyüyen bu pastadan payına düşeni alabilmesi için sorunlarını çözüp rekabet gücünü artırmaya odaklanması şart. Peki tam olarak çözüm nedir? Mobilya sektörümüze rekabet avantajı nasıl sağlayacağız?

SWOT Analizi:

Sektörün geleceğini tartışmaya başlamadan önce, içsel olarak güçlü ve zayıf yönleri ile dışsal etkenlerden kaynaklanan fırsatlar ve tehditlerin belirlenmesi doğru olur.

Mobilya sektörünün rekabet gücünün artırılması için temel sorunları doğru tespit etmek ve bu sorunların çözümlerine odaklanmak gerekiyor. Ana başlıklar halinde bu sorunlar aşağıdaki gibi listelenebilir. Bir sonraki yazımda bu başlıklara ilişkin değerlendirmelerimi ve çözüm önerilerimi de detaylı olarak anlatacağım. Şimdilik sadece ana başlıkları paylaşacağım:

 

 

Türk Mobilya Sektörünün Temel Sorunları:

  1. Markalaşma
  2. Tasarım ve AR-GE
  3. Sermaye Yetersizliği
  4. Uzman Çalıştırma
  5. Deneyim Eksikliği
  6. Kayıt Dışı Çalışma
  7. İhracatın Artırılması
  8. Vergiler ve Teşvikler
  9. SSK Primleri
  10. Uluslararası Finansman İmkanları
  11. Enerji Fiyatları
  12. Pazarlama ve İletişim Sorunu
  13. Fason İmalat
  14. Üretim Teknolojileri
  15. Uluslararası Standartlar ve Kalite
  16. Müşteri Memnuniyeti
  17. Örgütlenme Sorunu
  18. Eğitim
  19. Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

Edit (11.7.2009): Yukardaki maddelerin açılımıyla ilgili “Mobilya Sektörünün Temel Sorunları” başlıklı yeni yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Perakende Trendleri – 2015

Yazar: Ali BULUT Tarih: 10 Haziran 2009

ali-bulut-perakende-trendleri-2015

PricewaterhouseCoopers ve TNS Retail Forward tarafından ortaklaşa hazırlanan 44 sayfalık 2015 yılı perakende trendleri raporunda 15 maddelik gelecek öngörüsü yayınlandı.

Tüketici tarafında değişen demografik yapı, eskiye göre daha fazla değer odaklı yeni müşteri kavramı, perakende outlet, stratejik “outsourcing”, perakendeci ve tedarikçi arasında ortak hedef belirleme ve ortaklaşa çalışma kültürü, teknolojik altyapı ve iyileştirmeler, müşteriler için daha fazla güvenlik ve gizlilik gibi kavramlar etrafında bir 2015 yılı portresi çizilmiş.

Bugünden 2015’e neler değişecek:

  • Gençler tüketici olarak yeniden belirleyici rol üstlenecek
  • “Interconnectivity” genel bir yaşam biçimi olacak. İnsanların bilgi paylaşımı, iletişimleri ve sosyalleşmesi bu kavram etrafında şekillenecek
  • Pek çok perakende konsepti tamamen değişecek ya da ortadan kalkacak
  • Bir ürüne olduğu kadar onunla birlikte sunulan servis ve hizmetlere yapılan harcamalar artacak
  • Büyük iyidir anlayışı terse dönecek
  • 2015 ylında global bakış açısı, yüksek oranlı büyümeler için bir gerekliliğe dönüşecek
  • Perakendedeki konsolidasyon, global bir oligopol piyasaya doğru devam edecek
  • Yer alınan raf ya da mağaza içi metrekarelerden çok daha önemli bir kavram olacak: Sipariş noktası, yani müşterinizin ürünlerinizi sipariş edebileceği pek çok alternatif alan olacak ve markalar tüm bu alanlarda rekabet etmek durumunda kalacak
  • Teknoloji son derece önemli olacak. Maliyetlerin düşürülmesi, operasyonel altyapı, daha geniş bir ağ ve standardizasyon alanlarında teknoloji ana faktör olacak
  • Dijital ve kişisel medya büyümeye devam edecek. İnsanların izlenimlerini paylaşacakları ve iletişim kuracakları, sosyal medya gibi pek çok yeni platform oluşacak
  • Değer zincirinin önemi artacak. İnsanlar firmalara daha fazla öneri ve bilgi sunarken, bir yandan daha fazla değer üretmelerini talep edecekler
  • JIT (Just in time) tedarik zinciri yönetiminin önemi azalacak. Trend tanımlama ve uygulama süreçlerindeki döngünün kısaltılmasına odaklanılacak

2015 yılında perakende trend öngörüleri:

  1. Küçülme kavramı hemen hemen her alanda etkisini gösterecek. İnsanlar daha küçük ama kendileri için daha kişisel alanlarda yaşamak isteyecek. Hipermarketler haricinde bu eğilim genel olarak ürünlere, ürün satış yerleri ve insanların yaşam alışkanlıklarına etki edecek
  2. Lokalizasyon önem kazanacak. Perakende devleri daha fazla segmentasyon ile ve daha fazla lokal know-how kullanarak yepyeni ve yerel satış konseptleri geliştirecek. Global firmalar aynı anda farklı satış konsepti ve operasyonları bir arada yürütecek
  3. 80/20 kuralı bozulacak. Satışların %80’i, faaliyetlerin %20’si tarafından sağlanır kuralı bozulacak. Geleceğin trendi, bir araya gelmiş küçüklerin, büyükten daha büyük olacağı. İnsanlar popüler ve genel olanı daha az, kendileri için özgün olanı daha fazla tüketmeye başlayacak. Özel seriler, sınırlı üretimler, kişiselleştirmeler, tasarımcı ürünleri ve hızlı moda gibi kavramlar önem kazanacak
  4. Büyüklük aynı zamanda başarıdır anlayışı değişecek. 1000 mağazalık bir zincirin, her yerde ve tüm mağazalarında aynı homojen yapıda olması ve tüketicisine aynı değerleri sunması anlamını yitirmeye başlayacak. Yeni konseptler üretebilen, tüketicisiyle farklı konseptler üzerinden yaşam boyu ilişki kurabileceğini vaadeden, gerekirse lokal olarak farklı segmentler için farklı konseptleri sunabilen firmalar başarılı olacak
  5. Wall-Mart gibi dev perakendeciler, global konsolidasyon sürecinden sonra farklı müşteri ihtiyaçları ve alışveriş alışkanlıklarına göre, aynı anda opere ettikleri farklı formatta yapılanmalar oluşturacak
  6. Markalar kendilerini, sattıkları ürün ile değil sahip oldukları müşterileri üzerinden tanımlamaya başlayacak.
  7. Satış kanalları artacak. Katalog ile satış, online satış, mobil alışveriş gibi kavramlarla birlikte artık bir mağaza nedir yerine bir mağazada neler olmalıdır sorusuna odaklanılacak. Multi kanal kavramı ile tüm bunların dışında farklı satış şekilleri ve bağlantıları konusunda yeni perspektifler gelecek
  8. Geleceğin alışveriş merkezi modeli de, sadece alışveriş odaklı bir vaade değil, aynı zamanda tüketici için genel yaşam stilleri üzerinden beslenen bir takım temel vaadlere odaklanacak. Aynı yerde pek çok ihtiyacını karşılayabilecek olan tüketici için bu alanlarda temel seçim unsuru vaadedilen değerler olacak
  9. Müşteriler gelecekte ürün geliştirme ve tasarım süreçlerinde firmalara daha yakın olacak. Gelişen interaktif, katılımlı ve sosyal platformlar sayesinde firmalar müşterinin söylediklerini çok daha kolay dinleyecek. Tasarım sürecinde tüketicileriyle daha iyi iletişimde olan firmalar için risk de daha az olacak
  10. Lüks kavramı yükselişini sürdürecek. Özellikle niş alanlarda daha fazla müşteri odaklı olan lüks ürün ve servisler, bugün satışta yarın yok anlayışı ile son derece hızlı kişisel süreçler yaratacak
  11. Gelecekte tedarikçiler, perakendecilerle daha fazla dikey ilişki içinde olacaklar. Onları yenemiyorsan onlara katıl anlayışı ile özel marka alanında daha stratejik işbirlikleri, ortaklıklar ve birleşmeler olacak
  12. Tüketiciler kontrolü tamamen ele alacak. Her zamankinden daha “Kral” olacak. Grup alışverişlerin reenkarne olacağını göreceğiz. Aynı zamanda sosyal medya üzerinden bir araya gelmiş tüketici grupları göreceğiz. Tüketiciler mükemmel ürünü, istedikleri anda ve istedikleri yerde satın almak isteyecekler. Buna hazırlıklı olun
  13. Teknolojik gelişim, alışveriş modellerini etkileyecek. Aynı zamanda reklam ve iletişim, bilgi paylaşımı konularında daha fazla teknolojik gelişme göreceğiz. Teknoloji, tüketicinin elini daha da güçlendirecek gibi
  14. Değer zincirinde devrim yaşanacak. Bugünün değer zinciri kitlesel pazar için tasarlanmış. Gelecekte daha niş, lokasyon bazlı ve kişisel olmak zorunda kalacak. Tüketicilerin satın almaya zorlandığı ürünlerden çok, tüketicilerin istediği ürünleri üretmeye doğru bir değer değişimi yaşanacak. Bu da küresel kaynaklar konusunda bir optimizasyon ve daha az atık üretilmesini sağlayacak
  15. Perakendeci ve tedarikçiler için, her ne kadar temel ölçütler hissedarları ve müşterilerinin memnuniyeti olsa da, gelecekte bunların yanısıra onların iyi birer vatandaş olmaları beklenecek. Daha fazla sosyal sorumluluk hisseden, küresel kaynaklar konusunda en az bizim kadar hassas, etik değerlere sahip ve bizimle direk şeffaf ilişki kurabilmelerini bekleyeceğiz

Bu 44 sayfalık raporun tamamını, şuradan indirebilirsiniz. (İçerik ingilizcedir)

Ayrıca diğer belge, sunum ve kitapların listesine de Dosyalar bölümümüzden ulaşabilir ve indirebilirsiniz.

Kartvizit Tasarımı ve 100 Yaratıcı Kartvizit

Yazar: Ali BULUT Tarih: 22 Mayıs 2009

ali-bulut-kartvizit-tasarimi

Ünlü satış gurularından Todd Natenberg bir makalesinde kartvizitlerin satış dünyası için ne kadar önemli olduğundan bahsetmiş. Hatta kartvizitin gücünü ve dezavantajını tüm yönleriyle anlamasını sağlayan pek çok olay yaşadığını anlatıyor. Özellikle iş dünyasındaki ilk tanışmalarda, hem kurumsal hem de kişisel olarak karşınızdaki üzerinde olumlu bir etki yaratabilmek için çok önemli bir araç kartvizit.

Geçenlerde çekmecemdeki kartvizitleri karıştırırken farkettim. Elimde binlerce kartvizit birikmiş. Pekçoğunu nerede ve nasıl aldığımı bile hatırlamıyorum. Aralarından bazıları tasarımlarıyla dikkat çekerken, kimileri gerçekten de keşke hiç basılmamış olsa dedirtecek kadar kötü.

Tabii ki kartvizitin ne kadar güzel göründüğünden çok, ne kadar işe yaradığı önemli. Fakat yine de estetik bir kartvizit zarardan çok fayda sağlar. Öncelikle kartvizitin rengi, dokusu, geometrik formu önemlidir. Ardından üzerindeki bilgilerin ve logomuzun kolay okunacak şekilde yerleştirilmesi gerekir. Tabii ki tüm bunlar kurumsal kimliğimizle ve yaptığımız işle uyum içerisinde olmalıdır.

Bu konuda iki ayrı görüş söz konusu olsa da, çoğunluğun görüşüne göre kartvizitin iki yüzü de kullanılmamalı. Özellikle bir yüzü İngilizce, bir yüzü Türkçe olarak hazırlanmış kartvizitler pek hoş sayılmaz. Mümkünse her iki durum için ayrı ayrı kartvizitler taşımak lazım. Kartvizitin arka yüzü boş olmalı, mümkünse siyah ya da koyu bir renk olmamalı ki, verdiğimiz kişi bizimle ilgili notlar yazabilsin.

Ayrıca birine kartivizit verirken, arka yüzünü paraflamak da iletişim uzmanları tarafından önerilmeyen bir davranış. Kartvizitleri gönderilmesi gereken herhangi bir kağıt, kart ya da dosyaya yapıştırmak ya da zımbalamak da yine hoş karşılanmayan davranışlardan.

Bununla birlikte son derece yaratıcı bazı kartvizit örneklerini de burada paylaşmak istiyorum. Özellikle bazı meslekler için özellikle tasarlanmış kartvizitleri çok beğendim. Bir firmaya gittiğinizde daha tanışma aşamasında sizi 1-0 öne geçirecek kadar ilgi çekiciler. “100 Yaratıcı Kartvizit Tasarımı” linkine tıklayarak daha önce muhtemelen hiç görmediğiniz kartvizitlere göz atabilirsiniz. Aşağıda bunlardan birkaçını görebilirsiniz:

ali-bulut-kartvizit-tasarimi-x

Ayrıca Freelanceswitch ‘te etkileyici 72 kartviziti daha ve Creattica ‘da da diğer çeşitli tasarımları bir arada görebilirsiniz.

Son olarak unutmadan, gönderdiğiniz e-postalarda kullanabileceğiniz, tamamen kendi zevkinize göre online olarak kartvizit oluşturabileceğiniz bir de site tavsiye etmek istiyorum. Hyplet.com adresinden hem kartvizit hem de flyer tasarımınızı oluşturabilir ve dijital mecralarda kullanabilirsiniz.

Fikri Paraya Dönüştürmek

Yazar: Ali BULUT Tarih: 25 Nisan 2009

ali-bulut-konsept

Tasarımcı olmanın en belirgin ikilemi herhalde, bir taraftan yaratıcı yanınızı tatmin etme arzusu ile diğer taraftan müşterinin isteklerine göre tasarlamaya çalışmak.  Fakat nihai hedef yine de müşteriyi tatmin etmek ve ürünün paraya dönüşmesini sağlamak. 

Bugünün ileri teknoloji ürünleri muhtemelen birinin fikirlerinin paraya dönüşmesini görebildiğimiz  en uygun alan. Phil Baker’ın “From Concept to Consumer” (Konseptten Müşteriye) kitabı işte bu sürecin detaylarını ve bu süreçte karşılaşılan küçük tuzak ve engellerin nasıl aşılacağını, başarının nasıl yakalanacağını anlatıyor.

Bir tasarımcı ya da ürün yöneticisiyseniz, bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Sektörün içinden biri olarak Phil Baker konuyu çok güncel ve anlaşılır bir bakış açısıyla ele almış. Muhteşem bir fikriniz mi var? Bu çok güzel fakat, endüstri nasıl işliyor, diğer oyuncular nasıl oynuyor, pazar nasıl reaksiyon verir, gelecek nasıl olacak gibi konularda fikriniz yoksa, maalesef siz ve ürününüz çok uzağa gidemezsiniz.    

Sıklıkla sorulan sorulardan biri  şu: “nasıl bir konsept oluşturayım?”. Bunun için düz ve net bir yol yok aslında. Bugün neler olduğu ve yarın neler olabileceği  arasında gezinmek gerekiyor biraz. Sonra o yarın için ne yapabilirim diye düşünmeli. Okulda öğretilmeyen, zamanla tecrübe edindikçe pratikleşecek bir iş. 

Konuyla ilgili pekçok akademik kitap ta bulabilirsiniz, ama kuru teorilerden çok Phil Baker’ın bizzat kendi deneyimlerini anlattığı kitabı sizi daha kolay ikna edecektir. Teknolojik konseptin tanımlanması aşamasında bizzat bulunduğu  pek çok ürün var: Polaroid SX-70, Apple Powerbook, Newton Mesaj Pedi

“Krizde Kendi Fırsatınızı Yaratın” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, evet şu anda bir ekonomik kriz yaşıyoruz, ama işte tam bu yüzden yapacağınız en akıllı iş kendinize yatırım yapmak. Bilgi ve yeteneklerinizi artırın, sonra nasılsa gelecekle yüzleşeceksiniz. Kitap şimdilik sadece İngilizce ve Türkiye’de bulunmadığı için siz de buraya tıklayarak Amazon’dan sipariş edebilirsiniz.

phil-baker-content

Gerçekten Modüler Mobilya

Yazar: Ali BULUT Tarih: 11 Ekim 2008

ali-bulut-mobilya

Endüstriyel tasarım-üretim, kitlesel pazarlama-satışa uygunluk, fonksiyonel, düşük maliyetli ve pratik bir yaklaşım…

Marcel Krings ve Sebastian Mühlhäuser tarafından tasarlanan bu ürünün adı Casulo. 80×120 cm ebatlarında bir kutu içerisinden çıkan ürün herhangi bir alet gerekmeden kuruluyor. Ve yine aynı şekilde 10 dakika gibi bir süre içerisinde yeniden toplanabiliyor. Tasarımcılarının “mobile living” adını verdikleri bu konseptle 2007 yılı Kasım’ında “Abraham & David Roentgen Ödülünü” almaları hiç de şaşırtıcı değil.  2 kişinin rahatlıkla taşıyabildiği ürün aynı zamanda sıfır ambalaj kullanımı ile de hem maliyetleri düşürmeyi hem de çevre dostu olmayı başarmış.

Fazla söze gerek yok, ürün fikirlerinin geleceğine dair oldukça ciddi ipuçları veren bir tasarım…

Akşam Yemekleri Şimdi Daha Keyifli

Yazar: Ali BULUT Tarih: 17 Eylül 2008

ali-bulut-cooking

Chris Fox tarafından tasarlanmış bu Electrolux konsepti akşam yemeğine davet ettiğiniz arkadaşlarınızla hem daha keyifli zaman geçirmenizi hem de daha fazlasını paylaşmanızı sağlıyor.

Modüler olarak birleşen parçalar, sizin isteğinize göre istediğiniz geometride yanyana eklenebiliyor. Böylelikle misafirleriniz kendileri için pişirebiliyorlar. Aynı zamanda masada herkes kendi beğenilerine göre oluşturdukları yaratıcı ve farklı lezzetleri paylaşıyor.

Temizlemesi ise oldukça pratik. Seramik yüzeyi çıkarıp, basitçe bir yıkama ile temizliğini sağlıyorsunuz. Bununla birlikte yine hoş tasarımlı bir stand üzerinde kolaylıkla ve az yer kaplayacak şekilde  yerleştirerek mutfak dolabınızda saklayabiliyorsunuz.

Moda Çizimleri İçin Hazır Şablonlar

Yazar: Ali BULUT Tarih: 6 Aralık 2006
ali-bulut-moda-cizimleri

Moda tasarımcıları yaptıkları moda çizimleri için bazen çizim şablonlarına ihtiyaç duyarlar. Bu hem zamandan tasarruf sağlar hem de daha kolaydır. Özellikle yeni başlayanlar için oldukça kullanışlı bir yöntemdir bu.

Fashion-Templates sitesi bu noktadan hareketle kurulmuş bir site. Tasarımcılara ihtiyaç duydukları şablonları sunan, bunun yanısıra online düzenleme programları içeren oldukça kullanıcı dostu bir site. (İngilizce içerik)

Koleksiyonların “storyboard” sunumu, teknik çizimler, beden formları için faydalanılabilecek birçok içeriğin olduğu site hem amatör olarak modayla ilgilenenler için hem de profesyonel olarak bu işi yapan modacılar için ideal bir platform.

Sitede trendler, çizim ipuçları, teknik bilgiler gibi konulardaki içeriğe ulaşabilmenin yanısıra, aynı zamanda portfolyonuz ve moda çizimlerinizi siteye göndererek sergilenmesini de sağlayabiliyorsunuz.  Moda tasarımı konusunda eğitim gören, amatör olarak kendi çizimlerini hazırlamak isteyen ya da ben de çizerim diyen moda meraklıları için önerebileceğim bir referans site.

Ayrıca benzer olarak içerik sunan Fashion-Era sitesine de göz atmakta fayda var.

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.