Subscribe to Marka Yöneticisi

Tanrılar Okulu – Stefano d’Anna

Yazar: Ali BULUT Tarih: 31 Temmuz 2010

ali-bulut-Tanrilar-Okulu---Stefano-d-Anna

Uzun süredir bu kitaptan bahsetmek istiyordum. Henüz okumamış olanlara kesinlikle önereceğim bir kitap.

Stefano d’Anna‘nın dünya çapında büyük ilgi gören ve ülkemizde de 2005 yılında 100 bin adetten fazla satarak “bestseller” ünvanı kazanan, “Tanrılar Okulu” (orjinal adıyla “The School For Gods”) romanı, dikey insanın doğuşu, acı, korku ve iç çatışma gibi hastalıklardan arınmış yeni insanlığın duyurusu olan bir manifesto.

Tüm hikaye Dreamer isimli bir karakter üzerinden yürüyor. Bakın Dreamer kendi ağzından ne diyor:

“Bir Oluş Okulu kuracaksın, gerçekleştirecek bir düşü olan herkes için bir Üniversite… burada ‘düşün’ hayattaki en gerçek şey olduğu öğretilecek…insanın gerçek dediğinin kendi düşünün yansımasından başka bir şey olmadığı öğretilecek. Bir sorumluluk okulu yaratacaksın, eylem filozoflarının devam edeceği ve mutluluğun ekonomi olduğunun öğretileceği bir Okul… zenginlik, refah ve güzelliğin insanın doğuştan gelen hakları olduğunun öğretileceği bir Okul. Sonsuz bir Okul yaratacaksın… bir Tanrılar Okulu…Öyle bir Okul ki benim hızımda ve düzeyimde olacak… Eleştirilerden sakın korkma! Görünürde önünde her türden engel olacak, ancak her zorluk ve düşmanın senin en büyük müttefikin ve bu teşebbüsün ayrılmaz ve yeri doldurulamaz birer parçası olduğunu zamanla kavrayacaksın.”

Kitabı hemen hemen tüm kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ayrıca orjinal sitesi üzerinden de ister elektronik, ister basılı versiyonun siparişini vermek de mümkün…

Türkiye’de karşılaşılan yoğun ilgi nedeniyle, web sitesinin aynı zamanda Türkçe dil opsiyonu da mevcut. Yazar,  zaman zaman Türkiye’de bazı etkinliklere konuşmacı olarak davet ediliyor. Dilerseniz, web sitesi üzerinden etkinlik takvimine de ulaşabilirsiniz.

Son olarak, Stefano d’Anna’nın kendi ağzından “Tanrılar Okulu”:

Bu kitap bir harita, bir kaçış planıdır.

Amacı, sıradan bir insanın önceden çizilmiş ve geçmişten derin izler taşıyan kader yolunu değiştirmek için dünyanın insanı uyutarak ona dayattığı kurgusundan, varoluşun serzeniş ve suçlama dolu tanımlamalarından kaçarken izlediği yolu size göstermektir

Dreamer’la ve onun öğretisiyle tanışmamış olsaydım, bugün böyle bir kitap ortaya çıkamaz ve ben tek bir satırını bile kaleme alamazdım…

Sanatta Hedef Kitle

Yazar: Rezzan KAHYA Tarih: 26 Aralık 2009

ali-bulut-sanatta-hedef-kitle

Sanatta markalaşma süreçlerinin, genel anlamda ticari markalaşma süreçleri ile benzerlik gösterdiğini daha önceden belirtmiştik. İlk olarak “Hedef Kitle” üzerinden sanatsal markalaşma süreçlerini inceleyerek başlamanın doğru olacağı düşüncesindeyim.

“Sanat toplum için midir, sanat için midir?” tartışmaları halen yapılmaktayken; bir sanat çalışmasını anlayan-algılayan hedef kitlenin çerçevesi değişken olsa dahi (sadece “sanattan anlayan”ları hedef alabilir ya da daha geniş bir kitleyi kapsayabilir), verilecek mesajlar ile kurulacak iletişimin bu hedef kitlenin beklentileri ve ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi gerekir.  Sanatsal markalaşma süreçlerinde hedef kitleyi eser, yaratıcı ve uygulayıcı açısından ele alabiliriz.

1.  Sanat Eserinin Hedef Kitlesi:

Sanat eserlerinin markalaşmasında dikkat edilmesi gereken en önemli unsur kuşkusuz, sanat eserlerinin yaratım aşamasında bilinçli ve planlı bir şekilde hedef kitle odaklı hareket edilmemesi. Aksi takdirde;  sanatsal markadan çok, ticari bir markanın yaratılmasından söz edebiliriz.

Sanat eserinin markalaşması, yaratım sürecinden sonra başlar. Eseri deneyimlemek (görmek-duymak-izlemek… vb) ya da satın almak isteyen; bu sayede kendisini eserin hayranlarından oluşan gruba ait hisseden, eseri tekrar deneyimleme ihtiyacı duyan kişiler, koleksiyoncular o sanat eserinin hedef kitlesini oluşturur.

Bir eseri edinmek, bir oyunu-konseri-filmi izlemek, bir sergiye gitmek ve tüm bu eylemleri gerçekleştirirken bunu çevresindekiler ile paylaşmak, hedef kitlede yaratılmak istenen davranıştır.

2. Sanatçının Hedef Kitlesi:

Sanatçının markalaşmasında, imajının doğru konumlandırılması öncelik olmalıdır. Sanat eserinden farklı olarak, sanatçının hedef kitlesi ile iletişiminde hedef kitlesinin analizinin yapılması ve bu hedef kitle ile iletişiminde verilecek mesajların uygun yöntemlerle hazırlanması gerekir.

Ancak sanatçının eserlerini hedef kitleyi dikkate alarak ortaya çıkarması, sanat eserinin sanatsal niteliğini kaybetmesine neden olacaktır. Bu nedenle hedef kitle ile ilgili tüm çalışmalar yaratım sürecinden bağımsız olarak ele alınmalıdır.

Sanatçının hedef kitle odaklı iletişimi, eseri yaratım sürecinden sonra başlar. Hayranları sanatçının, konumlandırılan imajına uygun davranmasını bekler. Sanatçının hayranları, yarattığı akımı izleyenler, onunla ilgili bilgi edinme merakı olanlar, katıldığı etkinlikleri- programları takip edenler, sanatçı ile ilgili haber yapanlar o sanatçının hedef kitlesidir.

Hedef kitle ile ilgili amaç ise; bu merakın canlı tutulabilmesi, sanatçının verdiği eserleri sürekli takip eden ve çevresi ile etkileşimli sadık bir kitlenin yaratılmasıdır.

3. Sanat Kurumunun/Projesinin Hedef Kitlesi:

Sanatsal markalaşma süreçlerinde ticari marka süreçlerindeki tüm adımların sanat kurumları ve sanatsal projeler için izlenebilmesinin nedeni, bu kurumların ya da projelerin sanatsal yaratım süreci ile olan dolaylı ilişkisidir. Yani; yaratım aşamasında etkin rol oynamaması itibariyle sanat kurumları/projeleri, sanatsal markalaşma sürecinde iletişim tekniklerinden en çok yararlanan, hedef kitle ile iletişimi kurgulamada en aktif olan taraftır.

Sanat kurumu ya da sanatsal proje,  eserin-sanatçının pazarlama sahasıdır. Sanat kurumunun algılama yönetimindeki başarısı, bünyesindeki sanat eserinin ve sanatçının da anlaşılabilmesini sağlar. Bu nedenle özellikle sanat kurumlarının iletişim çalışmalarının profesyonel bir şekilde ele alınması, hedef kitle ile iletişimin doğru tekniklerle sağlanması oldukça önemli. Yaratılmış bir eseri anlayan, sanatçının hedeflerini doğru bir şekilde analiz eden kurumlar-kuruluşlar, eser ile sanatçının imajını konumlandırmada “hedef kitleyi de dikkate alarak” doğru mesajları oluşturabilirler. Bu teknikleri kullanan kurumlar, aynı zamanda kendi kurumsal imajlarını da konumlandırmış olurlar.

Sanat kurumları bünyesinde gerçekleşen etkinliklerin düzenli takipçileri ile çevrelerindeki diğer kişilerin sanatsal etkinliklere katılımını sağlayanlar, sanat etkinliklerini haber yapanlar ve bilinirliğini sağlayanlar sanat kurumlarının hedef kitlesi olarak tanımlanabilir. Sanatsal projelerin hedef kitlesi; sanata merakı olan, sanatsal etkinlikleri takip eden, çevresindekileri bu konuda haberdar eden kişilerden oluşur.

Eserin kaliteli, yenilikçi ya da farklı; sanatçının üretken, örnek ya da başarılı; kurumların-kuruluşların saygın, çağdaş ya da yararlı algılanmasının sağlanması hedef kitlenin tanınmasına bağlıdır. Sanat eserlerinin hedef kitle odaklı yaratılması, sanatçıların hedef kitle odaklı eser vermesi sanatsal değerin sorgulanmasına neden olacaktır. Ancak sanat kurumları bu konuda özgürdür ve iletişim tekniklerinin neredeyse tamamına başvurabilirler. Hedef kitle analizi, ticari markalar için üretim sürecinden önce yapılabilir. Ne üreteceğimiz, kimin tarafından tüketileceği önceden bellidir. Ancak sanat eserlerinin önceden kimin tarafından takip edileceği, kimin beğenisini kazanacağını düşünerek ortaya çıkartılması mümkün değildir.

Marka yöneticilerinin  sanatsal sponsorluklarla ilgili değerlendirmelerinde bu dinamikleri göz önünde bulundurmaları, sanatta gelişimi sağlamanın yanı sıra, hizmet verdikleri firmanın hedef kitlesine de ulaşabilecekleri doğru projelere destek vermelerini sağlayacaktır.

Perakende Trendleri – 2015

Yazar: Ali BULUT Tarih: 10 Haziran 2009

ali-bulut-perakende-trendleri-2015

PricewaterhouseCoopers ve TNS Retail Forward tarafından ortaklaşa hazırlanan 44 sayfalık 2015 yılı perakende trendleri raporunda 15 maddelik gelecek öngörüsü yayınlandı.

Tüketici tarafında değişen demografik yapı, eskiye göre daha fazla değer odaklı yeni müşteri kavramı, perakende outlet, stratejik “outsourcing”, perakendeci ve tedarikçi arasında ortak hedef belirleme ve ortaklaşa çalışma kültürü, teknolojik altyapı ve iyileştirmeler, müşteriler için daha fazla güvenlik ve gizlilik gibi kavramlar etrafında bir 2015 yılı portresi çizilmiş.

Bugünden 2015’e neler değişecek:

  • Gençler tüketici olarak yeniden belirleyici rol üstlenecek
  • “Interconnectivity” genel bir yaşam biçimi olacak. İnsanların bilgi paylaşımı, iletişimleri ve sosyalleşmesi bu kavram etrafında şekillenecek
  • Pek çok perakende konsepti tamamen değişecek ya da ortadan kalkacak
  • Bir ürüne olduğu kadar onunla birlikte sunulan servis ve hizmetlere yapılan harcamalar artacak
  • Büyük iyidir anlayışı terse dönecek
  • 2015 ylında global bakış açısı, yüksek oranlı büyümeler için bir gerekliliğe dönüşecek
  • Perakendedeki konsolidasyon, global bir oligopol piyasaya doğru devam edecek
  • Yer alınan raf ya da mağaza içi metrekarelerden çok daha önemli bir kavram olacak: Sipariş noktası, yani müşterinizin ürünlerinizi sipariş edebileceği pek çok alternatif alan olacak ve markalar tüm bu alanlarda rekabet etmek durumunda kalacak
  • Teknoloji son derece önemli olacak. Maliyetlerin düşürülmesi, operasyonel altyapı, daha geniş bir ağ ve standardizasyon alanlarında teknoloji ana faktör olacak
  • Dijital ve kişisel medya büyümeye devam edecek. İnsanların izlenimlerini paylaşacakları ve iletişim kuracakları, sosyal medya gibi pek çok yeni platform oluşacak
  • Değer zincirinin önemi artacak. İnsanlar firmalara daha fazla öneri ve bilgi sunarken, bir yandan daha fazla değer üretmelerini talep edecekler
  • JIT (Just in time) tedarik zinciri yönetiminin önemi azalacak. Trend tanımlama ve uygulama süreçlerindeki döngünün kısaltılmasına odaklanılacak

2015 yılında perakende trend öngörüleri:

  1. Küçülme kavramı hemen hemen her alanda etkisini gösterecek. İnsanlar daha küçük ama kendileri için daha kişisel alanlarda yaşamak isteyecek. Hipermarketler haricinde bu eğilim genel olarak ürünlere, ürün satış yerleri ve insanların yaşam alışkanlıklarına etki edecek
  2. Lokalizasyon önem kazanacak. Perakende devleri daha fazla segmentasyon ile ve daha fazla lokal know-how kullanarak yepyeni ve yerel satış konseptleri geliştirecek. Global firmalar aynı anda farklı satış konsepti ve operasyonları bir arada yürütecek
  3. 80/20 kuralı bozulacak. Satışların %80’i, faaliyetlerin %20’si tarafından sağlanır kuralı bozulacak. Geleceğin trendi, bir araya gelmiş küçüklerin, büyükten daha büyük olacağı. İnsanlar popüler ve genel olanı daha az, kendileri için özgün olanı daha fazla tüketmeye başlayacak. Özel seriler, sınırlı üretimler, kişiselleştirmeler, tasarımcı ürünleri ve hızlı moda gibi kavramlar önem kazanacak
  4. Büyüklük aynı zamanda başarıdır anlayışı değişecek. 1000 mağazalık bir zincirin, her yerde ve tüm mağazalarında aynı homojen yapıda olması ve tüketicisine aynı değerleri sunması anlamını yitirmeye başlayacak. Yeni konseptler üretebilen, tüketicisiyle farklı konseptler üzerinden yaşam boyu ilişki kurabileceğini vaadeden, gerekirse lokal olarak farklı segmentler için farklı konseptleri sunabilen firmalar başarılı olacak
  5. Wall-Mart gibi dev perakendeciler, global konsolidasyon sürecinden sonra farklı müşteri ihtiyaçları ve alışveriş alışkanlıklarına göre, aynı anda opere ettikleri farklı formatta yapılanmalar oluşturacak
  6. Markalar kendilerini, sattıkları ürün ile değil sahip oldukları müşterileri üzerinden tanımlamaya başlayacak.
  7. Satış kanalları artacak. Katalog ile satış, online satış, mobil alışveriş gibi kavramlarla birlikte artık bir mağaza nedir yerine bir mağazada neler olmalıdır sorusuna odaklanılacak. Multi kanal kavramı ile tüm bunların dışında farklı satış şekilleri ve bağlantıları konusunda yeni perspektifler gelecek
  8. Geleceğin alışveriş merkezi modeli de, sadece alışveriş odaklı bir vaade değil, aynı zamanda tüketici için genel yaşam stilleri üzerinden beslenen bir takım temel vaadlere odaklanacak. Aynı yerde pek çok ihtiyacını karşılayabilecek olan tüketici için bu alanlarda temel seçim unsuru vaadedilen değerler olacak
  9. Müşteriler gelecekte ürün geliştirme ve tasarım süreçlerinde firmalara daha yakın olacak. Gelişen interaktif, katılımlı ve sosyal platformlar sayesinde firmalar müşterinin söylediklerini çok daha kolay dinleyecek. Tasarım sürecinde tüketicileriyle daha iyi iletişimde olan firmalar için risk de daha az olacak
  10. Lüks kavramı yükselişini sürdürecek. Özellikle niş alanlarda daha fazla müşteri odaklı olan lüks ürün ve servisler, bugün satışta yarın yok anlayışı ile son derece hızlı kişisel süreçler yaratacak
  11. Gelecekte tedarikçiler, perakendecilerle daha fazla dikey ilişki içinde olacaklar. Onları yenemiyorsan onlara katıl anlayışı ile özel marka alanında daha stratejik işbirlikleri, ortaklıklar ve birleşmeler olacak
  12. Tüketiciler kontrolü tamamen ele alacak. Her zamankinden daha “Kral” olacak. Grup alışverişlerin reenkarne olacağını göreceğiz. Aynı zamanda sosyal medya üzerinden bir araya gelmiş tüketici grupları göreceğiz. Tüketiciler mükemmel ürünü, istedikleri anda ve istedikleri yerde satın almak isteyecekler. Buna hazırlıklı olun
  13. Teknolojik gelişim, alışveriş modellerini etkileyecek. Aynı zamanda reklam ve iletişim, bilgi paylaşımı konularında daha fazla teknolojik gelişme göreceğiz. Teknoloji, tüketicinin elini daha da güçlendirecek gibi
  14. Değer zincirinde devrim yaşanacak. Bugünün değer zinciri kitlesel pazar için tasarlanmış. Gelecekte daha niş, lokasyon bazlı ve kişisel olmak zorunda kalacak. Tüketicilerin satın almaya zorlandığı ürünlerden çok, tüketicilerin istediği ürünleri üretmeye doğru bir değer değişimi yaşanacak. Bu da küresel kaynaklar konusunda bir optimizasyon ve daha az atık üretilmesini sağlayacak
  15. Perakendeci ve tedarikçiler için, her ne kadar temel ölçütler hissedarları ve müşterilerinin memnuniyeti olsa da, gelecekte bunların yanısıra onların iyi birer vatandaş olmaları beklenecek. Daha fazla sosyal sorumluluk hisseden, küresel kaynaklar konusunda en az bizim kadar hassas, etik değerlere sahip ve bizimle direk şeffaf ilişki kurabilmelerini bekleyeceğiz

Bu 44 sayfalık raporun tamamını, şuradan indirebilirsiniz. (İçerik ingilizcedir)

Ayrıca diğer belge, sunum ve kitapların listesine de Dosyalar bölümümüzden ulaşabilir ve indirebilirsiniz.

Trend Raporu – Haziran 2009

Yazar: Ali BULUT Tarih: 1 Haziran 2009

ali-bulut-trend-report

Trendwatching.com’da 2009 Haziran ayı trend raporu birkaç gün önce yayınlandı.

“Foreverism” ismiyle yayınlanan raporda bazı ilgi çeken alt başlıklar şöyle:

Forever Presence: İnsanlar bugüne kadar hiç olmadığı seviyede birbirleriyle etkileşim halinde. Etraflarındaki herşey ve herkesle, bir şekilde ortak platformlar geliştirip sürekli bir etkileşimdeler.

Forever Findable, Forever Following: Çeşitli sosyal ağlar ile hem sürekli ulaşılabilir kalıyor, hem de sürekli takip ediyorlar. Buna bir de Google Latitude gibi lokasyon bazlı hizmetler dahil edilince, tam olarak nerede ne yaptığınız dahi takip edilir oluyor. Bir çok insanın düşündüğünün aksine, bunu yapanlar özel hayat vs anlamında bir kaygı duymuyorlar. 21. yüzyıl fenomenlerinden biri zaten maksimum şeffaflık değil mi?

Forever Conversing: Büyük markalar da dahil olmak üzere, herkes diyalogun içinde. Sosyal ağlardaki faaliyetlerdeki artışı farkeden markalar, giderek sosyal medyayı daha fazla kullanıyor.

Forever Beta (The Process is the Product): Bizzat ürünün yaratılma süreci gerçek ürün haline geldi. İnsanlar bu sürecin içerisinde yer almak istiyor. Markalar da bunu farkettiği için ve daha az risk almak için (daha az risk konusunu önceki yazılarımızda da konuşmuştuk) yeni ürün ve hizmetlerini BETA olarak piyasaya sürüyor. Beta süreci hiç tamamlanmayan, gelişimini hiç durdurmayan, nihai hale getirilmemiş ve her gün yeni özellikler eklenen pekçok ürün var.

Trendler nereye gidiyor ve hayatımız nasıl değişiyor, bunları görmek için raporun tamamını şuradan okuyabilirsiniz.

Reebok Yeni Yüzünü Arıyor

Yazar: Ali BULUT Tarih: 27 Mayıs 2009

ali-bulut-reebok-yeni-yuzunu-ariyor

Reebok, “We Love Freestyle”  konseptinden sonra, “Freestyle” mirasını bu sezon “Fly Generation” ile sürdürüyor. Retro spor bakışıyla yeniden yorumlanmış “Pump” serisi ayakkabı ve giysilere özgün bir Reebok ruhu katılmış.

Reebok, Avrupa çapında bir kampanya düzenleyerek “Fly Generation” konsepti için yeni yüzünü tüketicilerinin arasından seçeceğini duyurdu. Kazanan aday, bir yandan ünlü bir kadın dergisinde (Vice) röportaj verecek, diğer taraftan Reebok mağazalarında ürünün tanıtım yüzü olacak. Fotoğraf çekiminin Avrupa’dan gelecek bir fotoğrafçı tarafından yapılacağı kampanya için başvurular internet üzerinden yapılıyor.

Türkçe kullanım seçeneğinin de yer aldığı siteye, ReebokFlyGeneration tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kendi stilinizi yansıttığına inandığınız, JPG formatında 480*640 çözünürlüğe sahip, bir boy fotoğrafınızı siteye yüklüyorsunuz. Ardından aradıkları kızın neden siz olduğunuzu kısaca anlatıyorsunuz. Katılımlar Mayıs ve Haziran ayları boyunca sürecek, kazanan aday Temmuz ayında juri tarafından açıklanacak.

Reebok, “Fly Generation” için Amerika’daki tanıtım yüzü olarak, bizim de CNBC-e’de oynayan “Gossip Girl”  dizisinden tanıdığımız Leighton Meester ile çalışıyor. Siz de “ben bir moda delisiyim” diyor ve kendi özgün stilinize sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, bu yarışmayla Türkiye’deki tanıtım yüzü siz olabilirsiniz.

Eurovision 2009 ve Şarkıları

Yazar: Ali BULUT Tarih: 2 Mayıs 2009

ali-bulut-eurovision

Rusya’nın başkenti Moskova’da 42 ülkenin katılımıyla gerçekleşecek 54. Eurovision Şarkı Yarışması için geri sayım başladı. 3 Mayıs pazar günü başlayacak provalar için bazı ülke temsilcileri şimdiden Moskova’ya vardılar. Ülkemizi 12 Mayıs’da gerçekleşecek ilk yarı final’de temsil edecek olan sanatçı Hadise de 3 mayıs’da provasını gerçekleştirecek isimler arasında. Avrupa Yayın Birliği’nden (EBU) yapılan açıklamaya göre Eurovision şarkı yarışması bu yıldan itibaren iki yarı final ve final olmak üzere üç aşamalı olarak gerçekleştirilecek. Hadise’nin Türkiye’yi sallayan “Düm Tek Tek” adlı şarkısının yanında acaba diğer ülkelerin şansı ne durumda? Aşağıdaki listede görebilirsiniz, bakalım yorumlarınız nasıl olacak. Bu sene kazanabileceğimize inanıyorum ve Hadise’ye başarılar diliyorum.

ali-bulut-hadise

Ülkeler ve Eurovision 2009 Şarkıları:

  1. Albania(Arnavutluk)
  2. Andorra(Andora)
  3. Armenia(Ermenistan)
  4. Azerbaijan(Azerbaycan)
  5. Belarus(Beyaz Rusya)
  6. Belgium(Belçika)
  7. Bosnia&Herzegovina(Bosna Hersek)
  8. Bulgaria(Bulgaristan)
  9. Croatia(Hırvatistan)
  10. Cyprus(Kıbrıs Rum Kesimi)
  11. Czech Republic(Çek Cumhuriyeti)
  12. Denmark(Danimarka)
  13. Estonia(Estonya)
  14. Finland(Finlandiya)
  15. France(Fransa)
  16. FYR Makedonia(Makedonya)
  17. Germany(Almanya)
  18. Greece(Yunanistan)
  19. Hungary(Macaristan)
  20. İceland(İzlanda)
  21. İreland(İrlanda)
  22. İsrael(İsrail)
  23. Latvia(Letonya)
  24. Lithuania(Litvanya)
  25. Malta
  26. Moldova
  27. Montenegro(Karadağ)
  28. The Netherlands(Hollanda)
  29. Norway(Norveç)
  30. Poland (Polonya)
  31. Portugal(Portekiz)
  32. Romania(Romanya)
  33. Russia(Rusya)
  34. Serbia(Sırbistan)
  35. Slovakia(Slovakya)
  36. Slovenia(Slovenya)
  37. Spain(İspanya)
  38. Sweden(İsveç)
  39. Switzerland(İsviçre)
  40. Turkey(Türkiye)
  41. Ukraina(Ukrayna)
  42. United Kingdom(Birleşik Krallık)

Marka Yöneticilerine Pratik Bilgiler -2-

Yazar: Ali BULUT Tarih: 4 Ekim 2008

ali-bulut-trends

Eminim herkes bir şekilde trendleri takip etmeye çalışıyor. Global ya da yerel olsun, araştırma sonuçlarından ya da sokaklardan olsun, makalelerden ya da “google”dan olsun bir şekilde tüm marka yöneticilerinin trendleri takip ettiğini biliyorum. 

Peki ya onlarla ilgili doğru soruları sorabiliyor muyuz?

  1. Bu trendler marka ya da şirket vizyonumuzu etkileyecek ya da değiştirecek etkiye sahip mi?
  2. Bu trendler bize yeni iş konseptleri ya da yepyeni yatırım alanlarını mı işaret ediyor?
  3. Mevcut müşteri segmentimize, yeni bir ürün tasarlamak için ilham veriyor mu?
  4. Bu trend bizim için bir inovasyon kaynağı olabilir mi?
  5. Bu trendi yaşayan müşterilerimizle aynı ortak dili konuşmamızı sağlıyor mu? sağlayabilecek mi? 

Profesyonel olarak düşünecek olursak, trendleri neden takip ettiğimizi bilmek, o trendin ne olduğundan daha önemli sanırım. İşe doğru soruları sorarak başlamakta fayda var…

Hangi Otomobil?

Yazar: Ali BULUT Tarih: 18 Mayıs 2007

ali-bulut-hangi-otomobil

Aynı segmentteki farklı markalı otomobillerin ürün özelliklerinin giderek birbirlerine daha fazla benzemesi nedeniyle, sanırım artık birini diğerinden ayıredecek şey marka olarak temel söylemleri ve vaadleri olacak. Bilmem katılıyor musunuz? Hatta markanın ne söylediğinden de çok, bizde ne hissettirdiği…

  • Audi; Teknoloji ile Bir Adım Önde,
  • Volkswagen; Otomobil Aşkına,
  • Renault; Otomobiller Yaratır,
  • Peugeot; Otomobil Her Zaman Böyle Keyif Vermeli,
  • Opel; Taze Fikirler, Üstün Otomobiller,
  • Toyota; O varsa sorun yok,
  • Ford; Farkı Hisset,
  • Hyundai; Seçtiğin Yoldan Git,
  • Honda; Hayallerin Gücü,
  • Chevrolet; Artısı Büyük,
  • Daihatsu; Made in Japan,
  • Nissan; Beklentilerinizi Değiştirin,
  • Saab; Aklını Harekete Geçir,
  • Subaru; Düşün, Hisset, Sür,
  • Suzuki; Yaşam Tarzı,

Ev Telefonlarımız da Değişecek

Yazar: Ali BULUT Tarih: 1 Aralık 2006

ali-bulut-voip

VoIP (Voice Over Internet Protocol) yani internet protokolü üzerinden ses aktarımı teknolojisinin, ilk duyulduğunda, sağladığı büyük maliyet avantajından dolayı hızla yayılacağı düşünülmüştü. Kısa sürede hem pahalı hem de eski teknolojili sabit telefonların yerini alacağı bekleniyordu. Ama öyle olmadı.

Tüketici açısından baktığımızda, bunun pekçok nedeni vardı elbette.

Fakat bugüne baktığımızda, In-Stat tarafından 2006 yılı Kasım’ında yayınlanan bir rapora göre, IP telefonlar 2006’da ev ve ofislerimize daha fazla girmeye başladı. İşte IP telefonlara kitlesel geçiş belki de yeni yeni başlıyor.

Gerçi iş dünyasında sıkça kullanılmasına karşın hala ev tüketicileri IP telefonlar konusunda çekingen yaklaşacaktır. In-Stat tarafından yapılan tahminlerde 2008 yılından itibaren IP telefon kullanımında belirgin bir artış olacağı belirtilmektedir. 2006 yılında yıllık 10 milyon adetlik VoIP telefon üretiminin, 2010 yılında 164 milyona ulaşması beklenmektedir.

In-Stat analistlerinden Keith Nielsen’in açıklamalarına göre; VoIP telefonlar, özellikle yeni nesil iş ve tüketici odaklı uygulamaların ve bunlarla ilgili yazılımların artmasıyla birlikte yaygınlaşacaktır.Şirketlerde kullanılan geleneksel kablolu IP telefonlar da bu aşamada yerini, hepimizin evlerine girecek olan kablosuz IP telefonlara bırakacaktır.

Pazar mı Pazarlamacı mı?

Yazar: Ali BULUT Tarih: 24 Kasım 2006

ali-bulut-pazar-mi-pazarlamaci-mi

Öncelikle henüz yazmaya yeni başladığım blogumdan “yeni sesler yeni nefesler” arasında bahsettiği için Sayın Selim Tuncer‘e ve sonra da blogumda yeralan “2007 Perakande Trendleri” başlıklı yazıma sitelerinde anasayfada “marketing” kategorisi altında yer verdikleri için Tüketici Dergisi‘ne teşekkür ediyorum.

Üretmek, sunmak ve sonra da geri dönüşleri değerlendirerek yeniden üretmek, sunmak vs… İşte bunlar bir pazarlama profesyonelinin yaşamındaki ana fonksiyonlar… Ve bir de yaşama dair seçenekler yaratmak, yani insanlara dair edindiği bilgiler ışığında onların bir takım ihtiyaçlarını tatmin etmek amacıyla ürünler ve değerler yaratmak, sonra da bunları çeşitlendirerek farklı seçenekler sunmak… Kısacası önce insanı anlamak ve sonra ona anlayabileceği birşeyler vermek…

Sayın Ali Saydam’ın “Algılama Yönetimi” kitabında sıkça bahsettiği gibi, insanların neyi nasıl anlayacağını ya da algılayacağını kestirmek için öncelikle o insanı yeterince anlamış ve algılamış olmanız gerekiyor. İşte bu da bir pazarlama profesyonelinin en önemli misyonlarından birini gerçekleştirmesini; günü, gündemi, trendleri, insanları, beğenileri, beklentileri analiz etmesini gerektiriyor. Elimizde yeterince iyi bir analiz olmadan ne zaman ne de tahmin yönetiminde başarılı olamayacımız kesinken, o analizi oluşturacak verilerin objektif ama verilerin yorumlanarak analiz edilmesinin subjektif olacağını da unutmamak gerekiyor.

Dolayısıyla her bir pazarlama profesyonelinin aynı verilere ve göstergelere bakarak, farklı gelecek kurguları ve senaryoları üretmesi ve bununla birlikte farklı pazarlama stratejilerini uyguluyor olması da işin içine mantıksal değerlerin yanında bir takım içsel değerlerin de dahil olduğunu gösteriyor.

Yani biz pazarlama kavramını bazı alt ögelere ayırıyorsak (hücre tipi kurumsal pazarlama, global kimlikte pazarlama, lokal pazarlama, gerilla pazarlama, pazarda yataylık, teknoloji odaklı pazarlama, çapraz ve asimetri odaklı pazarlama vs gibi), pazarlama profesyonelleri ve marka yöneticileri için de bir takım alt ögeler içeren bir skala hazırlanabilir. Örneğin; içgüdüleriyle hareket eden pazarlamacı, sadece rakamlara bakan pazarlamacı, risk alan pazarlamacı, güvenlik yanlısı pazarlamacı, tecrübelerle hareket eden pazarlamacı, deneysel pazarlamacı, trend belirleyici ya da trend takip eden pazarlamacı vs…

Sonra da oturup uzun uzun “tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkıyor”u tartışabiliriz!

Pazarlama profesyonelleri mi pazarı şekillendiriyor, yoksa tüketicilerin içinde olduğu pazar mı pazarlama profesyonellerinin yaklaşımını belirliyor?

İşte Limp Bizkit‘in bir şarkısında geçen “my way or highway” deyimi bu noktada anlamını yitiriyor…

Çünkü;

1+3=4 olduğu kadar

2+2=4
5-1=4

vs vs

GÜNÜN YAZILIMI

ETİKETLER

ÜYELİK

Bu blog BloggerV.com üyesidir.